Mudanya Mütarekesi; “bütün günahları şu ateşle temizlenirken”


9 Eylül 1922’de Türk ordusunun İzmir’e girmesinin ardından, İzmir’deki İngiliz Başkonsolosu, Ankara Hükümeti ile İngiltere arasındaki ilişkiler hakkında Mustafa Kemal Paşa ile görüşür. Akdeniz’deki İngiliz Filosu Başkomutanı Amiral Brock da bir mektup gönderir ve Ankara Hükümeti’nin İngilizlere karşı bir harp halinde olup olmadıklarını sorar. Daily Mirror gazetesi muhabirine: “… Bu son taarruzu istemedim; fakat Yunanlıları Anadolu’yu terk etmeye mecbur olduklarına inandırıcı başka yol yoktu!”  demecini veren Mustafa Kemal Paşa, Amiral Brock’a da şu cevabı verir: “… Her iki hükümetin uygulanagelen şekillere uyarak siyasal ilişkiler kurabileceklerini bildirmekle şeref kazanmaktayım.”

Şimdi diplomasi zamanıdır… Ancak Mustafa Kemal Paşa, aynı gün yani 13 Eylül’de Amerikalı gazeteci Richard Eaton’a, gerektiğinde yapabileceklerini de söyler. Şöyle der: “… Ben İngilizlerle değil, Yunanlılarla harp ediyorum. Yirmi dört saatte en iyi kıtalarımı Trakya’ya geçirmeye yetecek nakliye gemilerim de mevcuttur. Bu askerler, bir işaretimi bekliyorlar!”

Yine aynı gün, düşmanın sabotajı sonucu İzmir yanmaya başlar. Yabancı kaynakların ifadesiyle “Büyük İzmir Yangını” (Great Fire of Smyrna) nı kaldığı köşkün balkonundan izleyen Mustafa Kemal Paşa, yanındaki genç subaylara şu sözleri söyler: “Çocuklar, bu manzaraya iyice bakın! Bu alevler, bir devrin sona erip yeni bir devrin başladığını gösteren bir yangındır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüz yıllardaki bütün günahları şu ateşle temizlenirken yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşu ve Türk milletinin yükselişi de cihana ilan ediliyor!”

Bu arada İngiliz Yüksek Komiseri, İngiltere’ye bir telgraf çekerek, konferans çağrısı için en uygun zaman olduğunu ifade eder ve uyarır: Aksi takdirde, Mustafa Kemal’in ikinci hedefi Trakya olacak. Yüksek Komiser Rumbold, Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a bir yazı daha gönderir. Yazı; “Padişah hükümeti, Müttefiklerin tez elden konferans toplamalarını arzuluyor. Mustafa Kemal’in İstanbul’a yaklaşmasından kaygılanıyor. Padişah’ın geleceği karanlık, Padişah, zaferden dolayı Mustafa Kemal’i reddetti.” ifadelerini içermektedir.

Padişah Vahidettin, bir Türk beyi olarak Anadolu’ya yerleşen atası Osman Bey’i unutmuş görünüyor. Demek ki, Türk’ü yükseltmek ve yüceltmek için insan üstü mücadele veren Mustafa Kemal’in yanı sıra, vatan topraklarını yabancı işgalinden kurtarmak için kanlarını döken şehitler de umurunda değilmiş Hazret’in!

İngiliz Kabinesi ise karar üstüne karar almaktadır. Amaçları, Mustafa Kemal’in Anadolu’dan Trakya’ya kuvvet geçirmesini önlemektir. General Harrington, İngiltere Savunma Bakanlığı’na gizli bir telgraf çekerek, Mustafa Kemal’in Çanakkale’ye saldıracağı yönünde bir bilgi aldığını söyler ve ekler: “Çanakkale İngiliz politikası için mihenk taşı olacak!”

Mustafa Kemal Paşa da aynı günlerde, İstanbul ve Boğazlar üzerine harekât ile ilgili olarak Kâzım Karabekir Paşa’ya şu telgrafı çeker: “Pek kuvvetli olmamıza rağmen siyasette de pek hesaplı ve mutedil bulunuyoruz. Herhalde meseleyi siyasetle çözümlemeyi tercih etmekteyiz.”

“Siyasette de pek hesaplı ve mutedil olmak” ifadesinin günümüz siyasetçileri için ders ve örnek olması ümidiyle devam edelim.

İngiliz kabinesi zihin bulanıklığı ve kibir içindedir. Mustafa Kemal’i yenmek için her türlü hesap peşindedir. Fransa Başbakanı Poincaré bu konuda Lord Curzon’u uyarır ve şöyle der: “Mustafa Kemal kuvvetleri ileri yürümek istiyor. Mustafa Kemal onları frenlemeye çalışıyor. Çatışmayı önlemenin tek yolu Mudanya Konferansı’nı başlatmaktır.”

Mustafa Kemal Paşa’ya, İtilaf Devletleri Dışişleri Bakanları imzasıyla, “Askerî harekâtın durdurulması ve bir barış konferansının toplanmasıyla ilgili” nota verilir. Türk süvarileri de Çanakkale’de “Tarafsız Bölge” ye girmiştir. İngiltere Koloniler Bakanı Churchill, Gelibolu yarımadasını elde tutma kararı aldıklarını, Kanada, Avusturalya, Yeni Zelanda ve Güney Afrika Birliği Genel Valilerine bildirir ve destek verip veremeyeceklerini sorar. Tarih 23 Eylül’dür. Tarafsız Bölge’nin işgali ile İngiliz birlikleri daha dar bir mevziye geri çekilir. İngiliz yetkililer telgraf çekerek Türk süvarilerinin Tarafsız Bölge’den çıkmalarını ister. İstanbul’dan gelen bir telgraf da General Pellé’nin geri çekilme konusunda ricasını bildirmektedir.

Mustafa Kemal’in cevabı özetle, Büyük Millet Meclisi hükümeti ile Müttefik hükümetler arasında şimdiye kadar tarafsız bir bölgenin kararlaştırıldığından haberi olmadığı yönündedir ve şöyle der: “Süvarilerimizin ve kıtalarımızın harekâtı, mağlup Yunan ordusunu takip harekâtından ibarettir.”

Yunan donanması İstanbul’dan uzaklaştırılmıştır. Aynı gün Kardinal Gasparri’nin, artık kan dökülmemesi ve barış yapılması isteğini bildiren telgrafını şöyle cevaplar Mustafa Kemal Paşa: “Yunan ordusunun terke mecbur olduğu bölgede bulunan bütün şehirlerimiz ve kasabalarımız yanmış ve ahali her türlü zulme maruz kalmıştır. Aynı zulüm, yeni bir şiddetle Trakya’da yapılmaktadır. Bu insanî hissi, bugünkü durumu yaratanlar katında uyandırmanızı sizden rica ederim.”

İngiliz General Harrington görüşme istemektedir. Mustafa Kemal Paşa cevap telgrafında özetle, Asya sahilinde bulunan kıtalarınızı çekmeye hazırsanız, ben de kıtalarımıza yavaş yavaş geri çekilmeleri için emri vermeye hazırım, der.

Mustafa Kemal Paşa, İtilaf Devletleri Dışişleri Bakanları imzasıyla verilen notayı altı gün sonra cevaplar. Buna göre; Mudanya Konferansı 3 Ekim’de açılacaktır. Delege tayin edilen İsmat Paşa’ya konuşulacak hususlar bildirilmiştir.

Mudanya Konferansı başlar. Ertesi gün Mustafa Kemal Paşa, kazanılan zaferlerle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde uzunca bir konuşma yapar ve duygularını şöyle ifade eder: “…Meclisimizin fedakâr ve kahraman ordularının başında bir asker bağlılığı ve itaatiyle emirlerinizi yerine getirmiş olduğumdan dolayı, bir insan kalbinin nadiren duyabileceği bir memnuniyet içindeyim…”

5 Ekim’de İsmet Paşa Ankara’ya geniş bir rapor gönderir. Ertesi gün bu rapora cevap olarak “… Trakya’nın boşaltılması ve bize teslimi asla belli olmayan bir zamana ertelenemez.” diyen Mustafa Kemal Paşa, Batı cephesi ordularının Boğazlar üzerindeki harekâtının durdurulması hakkında İsmet Paşa’ya verdiği yetkiyi kaldırır ve şöyle emir verir: “Trakya’nın TBMM hükümetine iadesi kabul edilmediği takdirde 6/7 Ekim’de hemen İstanbul üzerine harekete geçiniz.”

7 Ekim’de İsmet Paşa bir rapor telgraf daha gönderir. Mustafa Kemal Paşa cevap verir: “Konferansın olumsuz neticeye doğru daha fazla devamından hasıl olacak mahzurların ve bütün uygarlık dünyası nazarındaki büyük mesuliyetin sorumluları biz olmadığımızı ve olmak istemediğimizi, dünyanın takdir edeceğine şüphemiz yoktur.”

Mustafa Kemal Paşa, ertesi gün TBMM’nin gizli oturumunda, “Görülüyor ki Trakya’yı bize vermek istemiyorlar ve gelecekte temin etmek istedikleri şekle şimdiden bir şekil vermek istiyorlar…” der. İsmet Paşa, rapor telgraflarında hem bu durumu iletmiş hem de “Fransızlar bütün güçleriyle İngiliz tekliflerini desteklemekle meşgul” diye belirtmiştir.

İsmet Paşa, İtilaf Devletlerinin barış şartlarını bildirir. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’dan sözleşmeyi imzalamasını ister ve şöyle der: “İmzanız, Meclis’in de kabulünün eklendiği kuvvetine sahip olacaktır.”

Zaman zaman gergin anların yaşandığı görüşmeler 11 Ekim’de sonlanır. İnönü, yanında taşıdığı defterine o gün şu kısa notu düşer: “Mudanya Mukavelesi imzalandı. Sabah saat 6.00’da.”*
Atatürk de şöyle diyecektir Nutuk’ta: “Böylece Trakya ana vatana katıldı.”** Aradığı desteği  bulamayan Yunan hükûmeti de 14 Ekim’de sözleşmeyi imzalamak zorunda kalacak ve Mudanya Ateşkes Antlaşması 14/15 Ekim 1922 gece yarısı yürürlüğe girecektir. Bu antlaşma, “kazanılan büyük zaferin ilk önemli siyasi sonucudur.”

Özet olarak; Yunan kuvvetleri Trakya’yı  en çok otuz gün içinde boşaltacak, Müttefik Kuvvetler düzenin korunmasını sağlayacak ancak onlar da Yunan kuvvetlerinin boşatma hareketinin bitişinden otuz gün içinde çekilecektir. Doğu Trakya’nın teslim alınması ve burada bir Türk yönetiminin kurulmasıyla ilgili olarak TBMM, Refet Paşa’yı görevlendirir. Refet Paşa, 19 Ekim’de İstanbul’a girecek ve halkın büyük bir coşkusuyla karşılanacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti’nin Anadolu’da duracağı çizgiler belirlenir ve Ankara Hükümeti, Barış konferansının açılışına kadar ve konferansın yapılacağı süre boyunca bu çizgileri aşmayacaktır ve  Barış antlaşması onaylanana kadar da Doğu Trakya’da bir ordu bulundurmayacaktır.

Büyük Zafer’den sonra, Lozan Barış Konferansı’na zemin hazırlayan Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın 99. yılı kutlu olsun.

Canan Murtezaoğlu

 

Dinlemek için tıklayın

 

Yararlanılan Kaynaklar:
* İnönü; Defterler, yayına hazırlayan Prof. Dr. Ahmet  Demirel, YKY, s.45
**SİTE, Nutuk, 14. Dosya, s.650-699
Prof. Dr. Utkan Kocatürk; Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi