Zor yolun dışında kolay bir okuma yazma anahtarı vermek


Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun, 93 yıl önce 1 Kasım 1928’de TBMM’de kabul edilir. O gün Meclis, Atatürk’e, milletin şükran hatırası olarak, altın levha üzerinde kabartma bir alfabeyi takdim etme kararını da alır. O gün aynı zamanda, Büyük Millet Meclisi’nin Üçüncü Dönem İkinci Yasama Yılı’nın ilk günüdür.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk kürsüden şöyle seslenir: “Şu anda yeni bir çalışma isteği ile dolu olan ulusumuzun, çaba ve gücüne dayanarak ona güveniyoruz. Aziz arkadaşlarımı bu canlı duygularla selamlamaktan onur ve huzur duyuyorum.”  

Cumhurbaşkanı Atatürk, açış konuşmasında öncelikle şu konulara değinir:

Anavatana kavuşarak değiştirilen ailelerin yerine yerleştirilen vatandaşların hukukunu sağlayacak düzenlemelerin yapılması, Kara, Deniz ve Hava kuvvetlerimize verilen önem, uluslararasında güvenlik anlaşmalarının imzalanması, dış politikada dürüstlük, ülkenin güvenliği ve gelişmesinin korunması prensibi, Afganistan, İran, İtalya ve Sovyetlerle dostça ilişkilerin geliştirilmesi, Suriye sınırında güvenliğin yerleştirilmesi, gerçek bütçe denkliğinin sonuçları, Cumhuriyet dönemi kağıt parasının değiştirilmesi, Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yıl içinde açılması, demiryollarımızın yeni istasyonlarının ülkenin çeşitli köşelerinde adaletli dağılımı, yol yapımının iyi sonuçlar verecek bir şekilde düzenlenmesi, geniş bir su politikasının uygulanması, tarım ve ormanda yeni önlemler, hayvan ve bitki cinslerini iyileştirmek ve üretimin çoğalması, Genel Hıfzısıhha Kanunu tasarısının Büyük Meclis’e sunulması, Sanayi ve Maden Bankası’nın sermayesini artırarak sanayicilerin korunması…

Bunların dışında Cumhurbaşkanı Atatürk’ün, “ülke insanını önceleyen” bazı cümlelerini de verelim.  

“Geçen yıl, ülkenin içişlerinde güven ve huzur yönünden yeni bir gelişme dönemi yaşanmıştır. Genelde, vatandaşın normal yaşamlarını inciterek herhangi bir politik veya idari aksama olmamıştır.

İlk günlerin verdiği korku kadar önemli olmadığını sevinerek anladığımız Torbalı depreminin yol açtığı hasarı, vatandaşlar cesaretle ve ivedi olarak giderebilecek bir güç göstermişlerdir.

Bazı illerimizde bu yıl uzun süredir devam eden kuraklıktan çok acı çektik ve üzüldük. Bir yandan ülkenin genel üretimindeki dengeleme, diğer yandan kurak bölgelerde yoğunlaştırılan önlemler ve yardımlar, darlığın etkilerini gereği gibi hafifletmiştir.

Kızılay üyesi vatandaşların, âfet ve ihtiyaç duyulacak günler için nasıl iyi bir yardım hazinesi hazırladıkları bir kez daha kanıtlandı. Bunun gibi Çocuk Esirgeme Kurumu’nun gelişmesi için de genel ilgiyi çekmek isterim.

Doğu illerimizin bir kısmında kurulan genel müfettişlik, yerinde ve yararlı olmuştur. Cumhuriyet kanunlarının güvenle sığınılacak tek yer olduğunun anlaşılması bölgede huzur, gelişme için önemli bir başlangıç olmuştur. Yeni çalışma dönemimizde gerek bu bölgede gerek ülkenin diğer bölgelerinde toprağı olmayan çiftçilere toprak sağlamak sorunu üzerinde önemle duracağınıza inanıyorum.

Modern ve medeni kanunlar, vatandaşların gereksinimine yeterli mahkemeler ile birlikte, özellikle bilgili hâkimler temeline dayanan adalet düşüncemiz ve kuruluşlarımızın geçen yılı övünçle anılabilir.

Öksüzlerin haklarını korumak için koyduğunuz önlemlerin bu günkü verimi cidden sevindirecek bir sonuçtur. Eski adliye, eski düşünce ve eski usullerden üç yıl önce ancak üç yüz sekiz bin lira devralmış olan Cumhuriyet, bu gün Emlak ve Eytam (öksüzler) Bankası’na altı milyon iki yüz yirmi bin küsür lira teslim etmiş bulunuyor.

Bravo sesleri ve sürekli alkışlarla sık sık kesilen açış konuşmasının bundan sonraki bölümü eğitimle ilgilidir ve o gün çıkarılacak olan Kanun’un gerekçelerini açıklar Cumhurbaşkanı Atatürk:

“Sayın üyeler,

Milli eğitim açısından durumumuz ve bu güne kadar yapılan çalışmaların sonuçları bizi köklü önlemler alabilecek bir duruma getirmiştir… Milli eğitimde hızla yüksek bir düzeye çıkacak bir ulusun yaşam savaşımında maddi, manevi bütün güçlerinin artacağı kesindir. Eğitim çalışmalarımız, ilk öğretimin genel ve zorunlu olmasını, ülkede eğitim birliğinin sağlanmasını, orta öğretimin iyi araçlarla yoğunlaştırılması ve kolaylaştırılmasını, ülkede mesleki öğretimin ilk ve orta derecesinden en yüksek derecesine kadar sağlanmasını, yüksek öğrenim göreceklerin artırılmasını ve bunların bu çağın gereksinmelerine göre yetiştirilmesini hedef almıştır. Her yıl bu yönlerde önemli gelişmelerin sağlandığını söyleyebiliriz.

Her şeyden önce her gelişmenin ilk yapı taşı olan soruna değinmek isterim. Her şeyden önce büyük Türk Milletine, onun bütün emeklerini verimsiz duruma sokan zor yolun dışında kolay bir okuma yazma anahtarı vermek gereklidir. Büyük Türk Milleti, bilgisizlikten, az emekle kısa yoldan ancak kendi güzel ve asil diline kolay uyan bir araçla kurtulabilir. Bu okuma yazma anahtarı ancak Latin aslından alınan Türk alfabesidir. Basit bir deney Latin aslına göre hazırlanmış Türk harflerinin, Türk diline ne kadar uygun olduğunu, şehirde ve köyde yaşı ilerlemiş Türk vatandaşlarının ne kadar kolay okuyup yazdıklarını güneş giibi ortaya çıkarmıştır.

Büyük Millet Meclisinin kararıyla Türk harflerinin kesinlik kazanması ve kanunlaşması, ülkemizin yükselme çabalarında başlı başına bir geçit olacaktır. Milletler topluluğuna aydın ve yetişmiş büyük bir ulusun dili olarak girecek olan Türkçeye bu yeni canlılığı kazandıracak olan Üçüncü Büyük Millet Meclisi’nin yalnız ölmez Türk tarihinde değil, bütün insanlık tarihinde seçkin bir yeri olacaktır.

Türk harflerinin onaylanması ile hepimize, bu ülkenin vatanını seven bütün yetişkin evlatlarına önemli bir görev düşüyor; bu görev milletimizin hep birden okuyup yazmasını sağlamak için gösterdiği güçlü istek ve aşka katkılarımızla yardımcı olmaktır. Hepimiz, özel ve resmi hayatımızda karşılaştığımız okuyup yazma bilmeyen erkek kadın her vatandaşımıza öğretmek için istek göstermeliyiz… Hiçbir zaferin çizgileri ile karşılaştıramayacağımız bu başarının heyecanı içindeyiz….”

***
Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletini yücelten, toplumu kucaklayan, hedef koyan, sorumluluk veren, her ayrıntıyı paylaşan, öğrenen ve öğreten olmasını isteyen, konuşma adabı ve üslubuyla örnek, ileri düşünce yapısı ve engin kavrayışıyla iç ve dış sorunlara  hakim bir Cumhurbaşkanı, çağlar üstü bir devlet adamıdır.

Neredeyse yüz yıl önceye ait ve özetleyerek vermeye çalıştığımız bu çok değerli konuşmada yer alan satırları, bugün ülkeyi yönettiklerini söyleyenlerden duymak mümkün müdür?

Mümkün olmadığını, o seviyeye çıkamayacaklarını biliyoruz ve beklemiyoruz da… Tek beklediğimiz, Büyük Türk Milleti’ne saygı, vatana saygı, Devlet’in kuruluş ilkelerine saygı ve onu  kuran şehitlere, gazilere saygıdır…

Canan Murtezaoğlu

 

Dinlemek için tıklayın

Yararlanılan Kaynak:
TÜRKIYE BÜYÜK MILLET MECLİSİ’NİN III. Dönem 2. Yasama Yılını Açış Konuşmaları (1 Kasım 1928) Millet Meclisi Tutanak Dergisi, D. m, C. 5, Sa. 2