Yeryüzü


Dünyada yaşayıp da yeryüzünden söz etmemek olmaz.

Küresel coğrafya iki yüzden fazla ülkeye ve başka idarî yapılı topraklara bölünmüş ve 2022 itibarı ile 7 milyar 924 milyon insanın yaşadığı bir gezegende yol alıyoruz. (1)

Bizler karada saatte yaklaşık 80 km., havada uçakta yaklaşık 900 km. hızla yol alırken, dünya kendi etrafında 1.670 km., güneşin etrafında ise 107 bin km. hızla dönmektedir. (2)

Yeryüzümüzü yörüngesinde taşıyan güneş ise, Samanyolu Gökadası’nda (galaksisi) yeryüzünü yaklaşık 828 bin km. hızla gezdirmektedir. (3)

Yer yüzeyinin dünyanın merkezine 6.200 km.’den fazla uzaklığına rağmen, araştırmalarda inilen derinlik 12,3 km.’yi bulmamıştır.  Yani dünyanın derinliğinin ancak beş yüzde birine kadar inilebilmiştir. (4)

Suyun birkaç yüz metre derinliğinde dev denizaltıların metal gövdesinin basınç karşısında dayanıksızlığı göz önüne alınırsa, yeryüzünün derinliklerindeki dünyanın çekirdeğinde basınç o kadar yoğundur ki, buradaki demir ve nikelin binlerce derece sıcaklığa rağmen katı ve kristalleşmiş oldukları düşünülmektedir. (5)

Gezegenimizde sayılabilen bitki türü sayısı yaklaşık 390 binin üzerinde, hayvan türü sayısı ise tahminen 7 milyon 700 bindir. (6 ve 7)

Dünya üzerindeki canlı ve türlerini inceleyen bilim dalı “taksonomi” dir. Taksonomi, gezegen üzerindeki türleri hayvan ve hayvan olmayanlar ve de nesli tükenmiş olanları sınıflandıran bir bilimdir. 18. yüzyılda ise Linneaus, hayvanları ve bitkileri sınıflandırmak için bir sistem geliştirmiş. Halen de bu sınıflandırma yöntemi bilimsel alanda kullanılmaktadır.

Taksonomi araştırmalarına göre yeryüzünde 8 milyon 700 bin canlı türü olduğu tahmin edilmektedir.

Yani dünyadaki canlı sayısı ancak tahmin edilebilmekte, okyanuslarımızı ve canlılarının yaşamını, uzaydan daha az tanıdığımız, epeydir söylenmektedir. (8)

Diğer yandan, bir okyanus severin, okyanusun 10.902 metre derinliğine kadar inip farklı derinliklerde yaşayan canlıları insanlığın bilgisine açması ise sevindirici. (interaktif web sayfasına 9 no’lu dipnottan ulaşabilirsiniz)

Tüm bu bilgileri, aramızda bir türlü paylaşamayıp alt alta ve üst üste yaşadığımız uçsuz bucaksız yeryüzünün ve bilgisizliğimizin boyutlarını hayal etmemiz için paylaşıyoruz.

Yani;
yazıda geçen “tahminden ibaret” önemli istatistikler,
yeryüzünün ve okyanuslarının derinliklerindeki yaşam ve sistemleri “bilmememiz”,
hatta dünyamızdaki milyonlarca canlı türünü “tanımıyor olmamız”,
canlı hayatının yaşamımıza “katabileceklerini”,
veya daha önemlisi “bizim onlara katabileceklerimizin farkında olmamamız” çok önemlidir ve üstünde durulması gereken bir durumdur.

Türkiye’miz ise nüfusu küçük alanlı şehirlerde toplanmış; kırsalı, dağları, yaylaları, ovaları, can damarı suları ve büyük toprakları ile boş veya doğal ekosistemi kötü yönetilir biçimde bilinçsizliğimizin insafına bırakılmış büyük bir coğrafyadır.

Ülkemiz, insan dışındaki ev sahipleri olan canlı türleri; hayvanları, bitkileri, özellikle ağaç ve çiçekleri açısından Avrupa ve Asya’nın kavşağında olduğu için benzersizce zengindir.

Bu da bizi tarım, turizm, bilim ve yaşam boyu eğitim esaslı sektör ve kurumlaşmalar ile uygulamalar için âdeta görevli kılmaktadır.

Bilimsel araştırmalardan anlaşıldığı üzere; düşünen, aralarında konuşan, arkadaş edinen, hisseden, heyecan ve korku gibi insanî bilinen duyguları olan, ormanın beyni olan, aile halinde yaşayan, birbirlerine ilaç vererek iyileştiren sevgili ağaçlarımızın (10)*,

acıyı hisseden balıkların, birbirlerine isim vererek iletişim kuran kuşların, dilimizi konuşmayı öğrenebildikleri keşfedilen balinaların, ahtapotlar gibi sevgi, vefa ve arkadaşlık bilincine sahip olan hayvanlar dünyasının, yetişkin, genç ve çocuklarımıza tanıtımları ve yaşam boyu eğitim ile yeryüzü bilinci kazandırılması en doğal uygar yaşam hakkıdır .

Bugünden itibaren düşünme, tasarlama, üretme, hizmet etme, iş birliği alanlarında birçok yeniliğe muhtaç ülkemizde, insanlarımızın yolunun aydınlanması için yaşamımız ve oluşumuzu farklı açılardan görmeye gayret etmemiz hem iyi olacak hem de yavaş yavaş, değişen dünyaya uyum ve öncülük yolunu açacaktır.

Biyolojik genlerin kültürel genlerin bir parçası olduğu anlayışı; sevgi, farkındalık ve kabullenmeye hizmet ettiği kadar, bir arada uyum içinde yaşamanın teknik ve kurumsal analiz ile çözümlerini olanaklı kılacağına inanıyorum.

Yeryüzü; doğası ve iklimi ile insanı da içeren büyük bir canlıdır; bunu her zaman saygı ve sevgi ile anımsamaya, anımsatıcılarının da farkına varılmasına önem ve değer verelim.

Cengiz Gökdeniz

Dinlemek için tıklayın

 

Yararlanılan Kaynaklar:
(1)https://www.milliyet.com.tr/dunya/dunya-nufusu-2022-dunyada-kac-insan-var-ulkelere-gore-dunya-nufus-siralamasi-6694352
(2)https://www.hurriyet.com.tr/egitim/dunyanin-donus-hizi-nedir-ve-saatte-kac-km-dunyanin-donus-hizi-artarsa-ya-da-yavaslarsa-ne-olur-41749981
(3) https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCne%C5%9F
(4) https://www.cografyaci.gen.tr/dunyanin-yapisi-dunyanin-katmanlari/
(5) https://ic-cekirdek.nedir.org
(6) https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/dunyadaki-bitki-turleri-sayildi/569751
(7)https://www.milliyet.com.tr/pembenar/dunyada-kac-cesit-hayvan-vardir-siniflandirilmasi-ve-ozellikleri-6630301
(8) https://khosann.com/okyanuslar-hakkinda-yanitini-bilmedigimiz-7-soru/
(9) https://neal.fun/deep-sea/
*(10)https://youtu.be/XAW05DHkg9Y