Sureler vahiy sırasına göre dizilseydi
Konumuzun anlatımına geçmeden önce bir bayramı kutlayalım. 21 Aralık’la birlikte geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlıyor, güneş yeniden güç kazanıyor. İslam öncesi Türkler, Orta Asya’da 21-22 Aralık bağlantılı olarak bir bayram kutluyordu. Adı Nardugan; güneş ve doğmak kelimelerinden oluşuyor yani güneşin yeniden doğuşu anlamında. Bu tarih, karanlığa karşı ışığın zaferini de temsil ediyor. Akçam ağacının süslendiği, güzel kıyafetlerin giyildiği, şenliklerin yapıldığı Nardugan Bayramı bugün de sembolik olarak bazı Türk topluluklarında kutlanmaktadır.
***
Sıradan bir vatandaş eline bir Kur’an meali/çevirisi aldığında ne okuyor?
Önceki Mutaffifin suresi anlatımında; Muhammed peygamberin, bizzat kendi elleriyle oluşturduğu bir “Kitap/Mushaf” bırakmadığını, devrin halifeleri, sahabeler ve ileri gelen din bilginlerinin kabul ve onayı esas alınarak yürütülen çalışmalar sonucunda Mekkî sure sayısının 86, Medeni sure sayısının 28 olarak belirlendiğini ifade etmiştik. Bunun yanı sıra Mutaffifin suresinin, çalışmaya esas aldığımız İbn Abbas-Kurayb rivayet zincirine göre sekseninci ve son sure olduğunu ve kalan altı sure için de çalışma yapacağımızı belirtmiştik. Bunlar; Fatiḥa, Yunus, Ankebût, Rûm, İnşiḳâḳ ve Fecr sureleridir.
Bu yazımızın konusu “Fatiha” suresidir. (Açılış) Elmalılı, Fatiha kelimesini, “asıl lügatte Fatih ismi failinden naklen evvela kitap ve elbise gibi açılabilecek şeylerin evvelidir, ilk açılan yeri manasına,” şeklinde açıklamıştır. Fatiha suresi birçok başka adla da anılır: Elhamd, Ümmülkur’an, Ümmülkitap, Esas; Elvafiye, ElKâfiye, Kenz, Seb’i mesani, Essalât (namaz suresi) Surei Şükür, Surei Dua, Surei Şifa veya Şafiye.
Fatiha; açmak, açıklığa kavuşturmak, bir şeyin başlangıcı gibi anlamlar taşır. Sure; esirgeyen, bağışlayan, diğer bir ifadeyle acıyan, acıyıcı olan âlemlerin Rabbine övgü ile başlar. Kur’an’ın tanıttığı Allah, bütün varlıkların Rabbidir, o halde yardım ve destek de sadece O’ndan istenmeli, tapınma da yalnız O’na olmalıdır. Surenin içeriği, Yaratan ile yaratılmış arasında “Kur’an” üzerinden bir çeşit sözleşme gibi de düşünülebilir.
Sıradan bir vatandaş eline bir Kur’an meali/çevirisi aldığında Fatiha suresi olarak aşağıdaki satırları okumaktadır. Üç ünlü müfessirden üç meal/çeviri örneği verelim.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın ismiyle. Hamd o âlemlerin Rabbi, O Rahman ve Rahim, O, din gününün maliki Allah’ın. Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!). Hidayet eyle bizi doğru yola, O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.”
Hasan Basri Çantay: “Hamd olsun -Âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, Din günün (tek) sahibi ve mutasarrıfı- Allah’a. Yalınız sana ibadet (kulluk) ederiz, yalınız senden yardım isteriz. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanlarınkine, sapkınlarınkine değil.”
Hüseyin Atay: “Acıyan Acıyıcı Olan Allah Adına. Övgü, evrenin eğiteni, acıyan, acıyıcı olan, sorgulama gününün yargıcı Allah’adır. Yalnız Sana taparız ve ancak Senden yardım dileriz. Bize, öfkeye uğrayanların ve sapanların yolunu değil; iyilik eylediklerinin yolu olan doğru yolu göster.”
Yüzlerce yıl öncesinde yaşamış ve din alanında “âlim” olarak tanınmış kişilerin Fatiha suresi ile ilgili yorumları, surenin ibadet içindeki yeri, önemi ve faziletleri hakkındaki anlatımları tefsirlerde sayfalarca yer tutmaktadır; ancak surenin ne zaman indiği konusu açık değildir. Rivayet edilen bir hadise göre inen ilk ayet, A’lak suresinin “Oku/İkra” ayetidir, sonra Fatiha suresi inmiş, sonra da A’lak suresi tamamlanmıştır. Diğer bir hadis rivayetine göre ilk inen sure tamamen Fatiha’dır ve birçok müfessirin görüşü bu yöndedir. Ancak yaygın kabul gören vahiy sıralamasında Fatiha, beşinci sure olarak yer alır. Elmalılı anlatımında bu durumu açıklayan bir yorum göze çarpmamaktadır. Sonuç olarak Kur’an’ın “aslı, kökü ve tohumu” gibi kabul edilen bir surenin vahiy sırası konusunda ittifak yoktur. Fatiha, resmi sıralamalı (Mushaf sırası) Kur’an’da ise birinci sıradadır.
Yine rivayet edilen hadislere göre Muhammed peygamber, “Fatiha’yı okumayanın namazı olmaz,” demiştir. O nedenle de Fatiha “namazların her rekâtında okunur. Manası itibariyle Fatiha, en büyük dua ve münacattır/yakarmadır.” (Elmalılı)
Diğer yandan Fatiha suresi her Mekki sure tertibinde yer almaz. Örneğin; Muhammed peygamberin eşi Ayşe’den aktarılan 15 adet, Mücahid tertibindeki 81 adet ve İbn Abbas-Kurayb rivayet zincirindeki 80 adet Mekki sure içinde Fatiha suresi yer almaz. Prof. Dr. Esra Gözeler, yukarıda verdiğimiz, Fatiha da dahil altı surenin İbn Abbas-Kurayb rivayet zincirinde yer almamış olmasını “rivayetin nakli sürecinde bu surelerin eksilmiş olması muhtemeldir,” şeklinde ifade etmiştir. (Esra Gözeler; Ankara Üni. İlahiyat Fakültesi 58:1 (2017), ss.225-238 DOI: 10.1501/Ilhfak_0000001468)
Burada bazı düşüncelerimizi paylaşalım.
Kur’an, eğer yaygın kabul gören vahiy sırasına göre dizilseydi ilk beş sure Alâk, Kalem, Müzzemmil, Müddessir ve Fatiha olacaktı. Bu ilk beş sure ana hatlarıyla dinin özetini de verir gibidir: İnsanın yaratılışı, iman ya da inkâr çizgisinde yürümesi, (Alâk) Yaratıcı’nın elçisi Muhammed’in tanıtılması ve Kur’an’ın iniş amacı, (Kalem) vahiy metni ile düşünme eyleminin birleştirilmesi, (Müzzemmil) insanın uyarıcı görevi taşıması (Müddessir) ve Yaratıcı ile insanın arasındaki bağın olmazsa olmaz şekli. (Fatiha) Resmi sıralamada ise ilk beş surede İsrailoğulları, başlarından geçen olaylar ve peygamberleri sıklıkla konu edilir; özellikle ikinci sure olan Bakara, İsrailoğulları konusunda yoğun anlatımlar içerir. Bu durum da Kur’an’ın Mushaf haline getirilmesi süreci ile ilgili soru işaretlerine neden olmaktadır.
Burada vahiy sırasına göre ilk beş surenin ayet sayılarının toplamı ile resmi sıralamaya göre ilk beş surenin ayet sayılarının toplamını da karşılaştıralım. Vahiy sırasına göre toplam ayet sayısı 154 iken (Alâk: 19 + Kalem: 52 + Müzzemmil: 20 + Müddessir: 56 + Fatiha: 7) resmi sıralamada toplam ayet sayısı 789’dur. (Fatiha: 7 + Bakara: 286 + Âli İmran: 200 + Nisa: 176 + Maide: 120)
Yani Kur’an’ı anlamak üzere ve ilk kez okuyacak olan kişi, resmi sıralamalı bir meal edindiğinde -ki genel tercih bu yöndedir- vahiy sıralamasına göre beş kat daha fazla ayet okuyacaktır ve bu ayetler Kur’an’daki uzun ve ayrıntılı ayetler olacaktır. Vahiy sırasında ise ilk beş surede ayetler kısa ve daha kesin ifadelidir. Bu da ayetleri anlamak ve takip etmek açısından kolaylaştırıcıdır.
Yukarıdaki örnekler gibi benzer düşünceler nedeniyle iş, Kur’an’ın Mushaf haline getirilmesi konusuna gelmektedir. Kaynaklardaki açıklamalara baktığınızda Kur’an’ın toplanması konusunda yazılanlar birbirini tekrar eder niteliktedir; zaman zaman da çelişir. Ayetlerin farklı yüzeyler üzerine yazıldığı, sonrasında da toplandığı hemen her kaynakta verilmiştir. Ayetler bir araya getirilirken, vahiy kâtiplerinden, ayetleri ezberlemiş kişilerden yararlanıldığı belirtilmektedir. Bazı metinlerin Kur’an ayeti olup olmadığı şahitlerle tespit edilmeye çalışılmış, bazı ayetlerin yerleri hakkında da ihtilafa düşülmüştür.
Kutsal kabul edilen metinler için, dünyadaki insan sayısı kadar soru ve yorum üretmek mümkündür; inanmak-inanmamak ise kişinin kendi iradesidir, seçimidir, vicdanıdır.
Fatiha suresi ile ilgili aktarmaya çalıştığımız bilgiler bağlamında şu soruları sorabiliriz:
Vahyin kitap haline getirilme çalışması neden Muhammed peygamber yaşarken yapılmamıştır?
Surelerin düzenlenmesinde neden vahiy sırası esas alınmamıştır?
Sure tertipleri neden farklılık göstermektedir?
Dileriz insanlık, bir gün bu sorulara yanıt olacak belge ve bilgilere erişebilsin.
Mekki surelerin anlatımı sürecektir.
Canan Murtezaoğlu
