Subliminal tehlike

Kendisi de bir eğitimci olan arkadaşım, “Subliminal mesajlar hakkında bir yazı yazsana” dedi. Bu konu hakkında kulaktan dolma birkaç bilgi kırıntısından başka bir fikre sahip değildim. Bu nedenle de biraz araştırma yaptım. Bilimsellikten uzak, önyargılara dayanan, bilgi kirliliği yaratan yazı, resim ve yorumları bir kenara bırakırsak, konu hakkında gerçek anlamda bilgi veren birkaç makaleden başka bir şey bulamadım. Ben de bu makalelerden yola çıkarak burada bazı önemli ayrıntıları paylaşmak istiyorum.

Subliminal ya da bilinçaltı mesaj; bir görüntü karesi, afiş, müzik, kitap ya da herhangi bir objenin içine gömülebilen, o anda fark edilmemek üzere tasarlanmış gizli bir algılama tekniği anlamına geliyor. Zihinlerde ve davranışlarda ölçülebilir etkiler yaratan mesaj için kullanılan genel bir tanımlama. En fazla kullanıldığı alan ise reklam sektörü ve siyaset.

Bilinçaltı mesajlar ile insan beyninin yönlendirilmesi 1900’ lü yıllardan itibaren uygulanmaya başlanmış. İddialara göre mesajlar kişilere görsel ve işitsel olarak iletiliyor.  Uzmanlar, öncelikle “beyine fısıltılar” şeklinde masumca başlatılan bilinçaltı mesajların, günümüzdeki teknolojik olanaklar sayesinde “zihne mayın döşeme” uygulamasına dönüştüğü konusunda uyarıda bulunuyorlar. Kişilerin en fazla duyarlı oldukları kelimeler, kendi isimlerinin dışında, “şiddet, ölüm, seks, kan ve şeytan” imiş.

Bilinçaltı mesajların, çocukların en fazla izlediği çizgi filmlere gizlenmesi ise oldukça vahim bir iddia. Çizgi filmlere gizlenen ana temaların “pornografik resimler” ve “şiddet” içeren kareler olduğu, bu durumun çocuklarda kişilik bozulmasına yol açtığı belirtiliyor. Hatta yıllardır, yaptığı çizgi filmleri severek izlediğimiz Walt Disney, bu iddialara göre çocukların baş düşmanı. Disney’in çizgi filmlerinde cinsellik temasını, çocukların bilinçaltına kazıdığı iddia ediliyor. Günümüzün teknolojisi ile üretilen çizgi filmler için yazılıp çizilenler ise ebeveynleri dehşete düşürecek düzeyde. Uzmanlar, subliminal teknoloji ile çocuğun gelişme çağında beynine monte edilen bu görüntülerin, ileriki yaşlarda kişiliğini olumsuz yönde etkileyeceği görüşündeler. Kişiliğin gelişme yaş aralığı ise 0-7 yaş imiş.

Bazı uzmanlara göre subliminal mesajlar görüntü veya ses içine yerleştiriliyor. Prof. Dr. Sinan Canan’a göre ise cinsellik, renk kodları ve diğer dikkat çekici unsurlar üzerinden “doğrudan” uygulanıyor. Örneğin; bir lokantada ağırlıklı olarak kırmızı renk kullanılması, iştah açıcı özelliğinden dolayı belirgin bir subliminal mesaj uygulaması olarak kabul ediliyor.

Doç. Dr. Yakup Çetin’e göre ise subliminal mesajların uygulayıcıları, zihin simsarları. Dr. Çetin’in bu konuda uzun bir makalesi mevcut. Burada kısa bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum. 

“Her sinemaya gittiğinizde canınızın kola ya da patlamış mısır çektiği oluyor mu? Alışılmışın dışında duygu, düşünce ve isteklerinizde birtakım değişiklikler meydana geliyor mu? İhtiyacınız hiç yokken birden bir şeyler yemek içmek istiyor musunuz? Bütün bunların nedeni seyrettiğiniz film ve reklamlarda saklanan subliminal mesajlar, ‘gizli bilinçaltı mesajları’ olabilir. İnsanın bilinçaltını doğrudan hedef alan subliminal mesajların tesir gücü gündem yapılmadığından insanlar tarafından pek bilinmemekte ve ciddiye alınmamaktadır. Psikiyatrist Sigmund Freund’un fikirlerinden yola çıkılarak hazırlanan subliminal mesajlarla amaçlanan, insanların düşünce biçimini kontrol edebilmek veya değiştirmektir. Bu bağlamda film, video klipi, reklam ve poster gibi görsellerin içerisine gizlenen ve normal insan algısının dışında kalan subliminal mesajlarla izleyicilerin duygu, düşünce ve davranışları manipüle edilebilmektedir.”

Bilinçaltı mesajların, son yıllarda eğitimde de uygulandığı görüşü hâkim. Özellikle günümüzün siyasi iktidarının “Atatürk, Ulus ve Cumhuriyet” gibi değerlerimizi çocuklarımızın zihinlerinden silip atmak ve yerine başkalarını koymak için eğitim kitaplarında bazı değişikliklere gittiği biliniyor.

Bu konuda yıllar önce gazeteci Figen Atalay, “Birinci sınıf Cumhuriyet’ siz!” başlıklı dikkat çekici bir yazı yazmış ve 4+4+4 eğitim sistemi ile ilgili olarak hazırlanan bir rapordan bahsetmişti. (23 Eylül 2013) Bazı satırlarını verelim:

“İlkokul 1. Sınıf Uyum ve Hazırlık Çalışmaları kitaplarındaki etkinlikler ve görsellerin büyük bir çoğunluğu, 60-72 aylık çocukların bilişsel, duyuşsal ve psikomotor gelişim düzeylerine uygun değil. Bazı etkinlik içerikleri bilimsel olarak doğru değil, bazı görsellerde olumsuz örtük mesajlar var. Ulusal değerler yok. ‘29 Ekim’ ve ‘29 Ekim’i Kutluyoruz’ etkinliklerinde 29 Ekim tarihinin anlamına ve önemine değinilmediği gibi ‘Cumhuriyet’ veya ‘Cumhuriyet Bayramı’ kavramlarına da yer verilmediği dikkat çekiyor. Benzer şekilde, ‘Atatürk’ ve ‘Fotoğraflarla Atatürk’ etkinlikleri için Öğretmen Kitabı’nda ve Öğrenci Kitabı’nda Atatürk fotoğrafına yer verilmemiş. Kitapta yer alan bazı görsellerde ise şiddet içeren çizimler kullanılmış. ‘Oyun Oynarken’ etkinliğinde kullanılan çizimde birbirine taş atan çocuklar ve ‘Problem Çözüyorum’ etkinliğinde de kavga eden iki çocuk görülüyor.”

Bu rapora göre ilköğretim çocuklarına, subliminal mesaj uygulanmış olmuyor mu?
*
Subliminal mesajların ağırlıklı olarak reklamlarda uygulanması tüketimi arttırmaktan başka bir sıkıntı yaratmaz; yaratılan uygun ortamlarla insanların alışveriş yapmaları özendirilmiş olabilir. Siyasi bir araç olarak kullanılması ise telafisi güç durumların meydana gelmesine sebep olabilir. Bu olumsuzluklardan geri dönüş yapmak her zaman için mümkündür ancak ahlak değerlerine yapılan saldırılar bir toplumun çöküşünde etken olabilir.

Subliminal mesaj, bir olguyu farkında olmadan dayatmak olduğundan 55 ülkede yasaklanmış. Ülkemizde de tüketici haklarını korumak için yürürlükte olan 3984 sayılı yasanın 20. maddesi gereği bu türlü reklamların yayını yasaklanmış. Ancak medya kuruluşlarımızın bu yasağa ne kadar uydukları tartışılır… Üst kurul RTÜK’ün ise içki ve sigara görüntülerini “buz” lamaktan, Kemal Sunal’ın repliklerini “bip” lemekten başka bir çalışması var mı, bilemiyoruz…

Sonuç olarak, bilinçaltı mesajların, insanların isteği dışında, günümüzün teknolojik ortamlarında yaygın şekilde kullanıldığı bir gerçek. Yani bir bilinçaltı tehlikesi mevcut. Bir başka gerçek ise bu mesajların, özellikle de çocukların zihinlerinde yer almasının doğuracağı olumsuz sonuçlar. Bu sonuçların toplumsal yapımızda yaratacağı tahribat.  Bu nedenle de ebeveynlerin çocuklarının izlediği, dinlediği ve okuduğu kitaplara çok dikkat etmeleri gerekmektedir.  Çocukların, uygun ortamlarda gerekli ahlakî değerlerle ve sorumluluk bilinciyle yetiştirilmesi, bu tarz mesajların algılanmasını, algılansa da uygulanmasını engelleyecektir.  Hal böyle olunca da, yetişkin çağlarında, bu çocukların bilinçaltlarına müdahale edilmesi zorlaşacaktır.

Toplumsal sağlığımız, bireysel olarak beynimizi ve düşünce sistemimizi korumaktan geçer.

Tülay Hergünlü – SMMM

Dinlemek için tıklayın

PAYLAŞIM: