Kriz ve yaklaşımlar


Piyasanın genişlediği, normal ekonominin süregeldiği zamanlarda, ekonomik olumsuzlukların büyük veya küçük olmasının bir öneminin olmadığı, nihayetinde; piyasanın kendi kendini düzelteceği inancının hâkim olması, devletin rolünün küçültülmesi gerektiği, diğer tanımıyla; serbest piyasa ekonomisi olarak adlandırılan ve iş yapma biçimlerinin bu doktrin içinde geliştirildiği fakat bu durumun, aynı zamanda kriz yaratan ekonomik sonuçlarının da olduğunun kabulü gerekir.

Bu gerçekliklere rağmen, danışmanlık yaptığım bazı KOBİ üstü işletmelerde, devletin ekonomiye müdahil olmaması gerektiğine olan inancın kesin kabulünün yanında, bu sistemin, aynı zamanda krizler yarattığı gerçeğinin kabulü aşamasında ise; kader, kısmet türünde, mistik yaklaşımların olduğuna şahit olmuşluğum vardır.

Kapitalist ekonominin, tarihsel gelişiminin dâhilinde krizlerinde olduğunun bilinmesi gerekir, belirsizliğinin, mistisizm odaklı yaklaşımlarla açıklanmaya çalışıldığı durumların varlığı halinde, günlük rutin işlerle daha fazla uğraşıldığı, olaylar ve faaliyetler gerçekleştikten sonra -ki raporlama işlemlerine ağırlık verildiği çalışmalar- benim yaptığım işlerin içinde önemli bir yer tutmaktadır.

Krizler aşamasında, malî işler alanında görev aldığım işletmelerde, yaşadığım en önemli olayların başında, öncelikle; bir panik havasının ortama hâkim olması, krizi içsel duygularla reddetme, kriz türünü belirleyememe, hemen eyleme geçememe halleri gelmektedir. Ayrıca çalışanların moralinin bozulması ve endişeye kapılmaları yaşanan olumsuz tepkiler arasındadır. Telaş halinin, bilgi alışverişinde, sorunlara neden olduğu gelişmeler ayrıca mevcuttur.

Oysa sürekli krizin ortasında yaşadığımız bu günlerde, sorulması gereken “Benim firmam için kriz nedir?” sorusu ile başlarsak, krize karşı önceden tedbir alabilmenin çalışmalarını kendiliğinden başlatmış oluruz.

Soruyu sorduğumuzda; yaratmış olduğumuz ilk farkındalıkla, bazı krizlerin önceden sinyallerini verdiği, dünyada ve Türkiye’de, geçmişte yaşanan krizlerle bazı eşleşme durumlarının olabileceği, yeni krizlere rehberlik edebileceği öngörüsü de gözden kaçmaz hale gelir.

Geleceğin belirsizliği halini gösteren krizlerin; her zaman olabileceği, bu günlere kadar yaşanmış olan krizlerin ise sürekli devam etmediği, muhakkak bir yükseliş ve düşme eğiliminde olduğu kanıtlanmış gelişmelerdir. İşletme faaliyetlerini güncel rutin işlerle sınırlı tutan, faaliyetleri olduktan sonra raporlayan, sadece buna göre kararlar alma anlayışı, stratejileri geliştiren yönetim yapılarının geçerliliğini yitirdiği bilinen bir hale gelmiştir.

Öngörüsü olan, kendini önceden gösteren krizleri hissedebilen, olağanüstü durumlara karşı hızlı kararlar alarak, esnek planlar uygulayabilen, strateji ve işletmenin amaç önceliklerini değiştirebilen yöneticilerin gösterdikleri başarı ve performansları sonucunda, işletmeler, krizleri daha kolay atlatmaktadırlar. Yüksek performansları olan, tecrübeli ve liyakatli yöneticiler, her zaman krizlere önceden hazır hale gelebilmenin yollarını aramaktadır.

Örneğin; günümüzde, Covid-19 pandemisinin, Rusya-Ukrayna savaşının devamında, yaşadığımız güncel krizin, yayınlanan küresel ekonomik verilere göre; dünyada büyüme hızında bir yavaşlama olacağının daha net görüldüğü, resesyon ihtimalinin oldukça arttığı görüşleri hakimdir.

Bu resesyon verilerine göre, küçük bir örnek olarak; stok ihtiyacının optimum seviyesini belirleme yoluna gidilmesi, kullanılan teknolojinin yüksek olma durumu varsa, üretim maliyetlerinizin daha düşük olabileceği ve krizde bu durumun avantaj haline gelebileceği göz önüne alınarak, hazırlık aşamalarına başlanabilir, aslında önceden başlanmış olması gerekirdi.

Aynı zamanda enflasyon halinde, borçların tekrar yapılandırılması, deflasyon halinde, borçları ödemenin bazen borç miktarını arttırdığı gibi yaklaşımlar da bulunmaktadır…

Burada öngörülü olmak veya stratejik öngörüden amaç olarak, gelecekte olacakları kestirmek değil; (bu genelde falcıların vb. kişilerin işleri arasına girer) bilgimizle, yaşadıklarımızla, tecrübelerimiz dahilinde, uzmanların da yardımıyla, önümüzdeki yıllarda neler olabileceğini sezme, bunları şekillendirme, uyum sağlama yetimizi güçlendirecek yaratıcı yollarla, birden çok gelecek hayal etmemize olanak sağlamaktır.

Babamdan yadigâr kalan bir söz şöyledir: “Allah bilir de, kul da hissedermiş!”

Faydalı olabilmesi dileğiyle.

Cengiz Hergünlü – SMMM-Bağımsız Denetçi
www.hergunlu.com

 

Yararlanılan Kaynaklar:
Prof. Dr. Kenan Özden; Toplam Kriz Yönetimi, s.2-15

HBR’S 10 MUST READS; Kurumsal Dayanıklılık s.128