Firma enflasyonu ve başabaş noktası


Enflasyonist dönemlerde, işletmeleri zorlu koşullar beklemekte, maliyet ve kâr marjı hesaplamalarında belirsizliğin yarattığı ekonomik koşullar nedeniyle, yerine koyma maliyetinin tam olarak tahmin edilememe sıkıntısının yanında, tedarik zincirlerinde yaşanan hammadde yoksunluğu da eklendiğinde, işletme riskleri daha ileriye taşınmaktadır. Firmaların var olma savaşı verdikleri böyle zor dönemlerde, işletmelerin, başabaş noktalarını iyi hesaplayabilmeleri önem arz etmektedir.

Aslında birçok işletme yöneticisi ve profesyonellerinin bildiği konu olan başabaş noktası (kâra geçiş analizi) enflasyon dönemlerinde ayrıca önem taşımaktadır.

Birçok ampirik araştırma sonucunda, krizin en önemli belirtisi olan, özellikle ülkemizde var olan ve zaman zaman çok yüksek oranlarda baş gösteren enflasyonun, önceden, gizli gizli sinyallerini verdiği tespit edilmiştir.

Örneğin; zaten var olan, fakat karar vericilerin piyasayı yumuşatma amacıyla, hissettirilmemeye çalışılan bir enflasyonun varlığı piyasada belirtilerini göstermekteydi. Covid-19 pandemisinin patlak vermesi sonucu enflasyonun daha yükseleceğini, devamlı bir hal alacağını tahmin etmek zor değildi. Ülkenin bir stagflasyon dönemine gireceği, açıklanan ekonomik bilgiler arasında devamlı yer aldı ve almaya devam ediyor.

Bu gelişmeler neticesinde, işletmelerin, geçmiş dönemlere ait bazı verilerden yararlanarak erken uyarı göstergeleri elde edilebilir. Karşılaştırmalı analiz yoluyla, bir firmanın, farklı tarihlerde düzenlenmiş mali raporlarında yer alan kalemlerde görülen değişikliklerin incelenmesi ve bu değişikliklerin değerlendirilmesi, enflasyona karşı önceden bazı sinyallerin tespit edilmesine neden olur.

ABD’de yapılan bazı araştırmalar, geliştirilen bazı oran (rasyo) modellerinin göstergeleri, varlığını sürdüren firmalarla, tasfiye olunan, iflas eden firmaları birbirinden ayıran değişkenlerin önemini ortaya koymuştur.

Bir örnek vermek gerekirse; Öz sermaye/Yabancı kaynaklar toplamı (Finansal yapı, finansal kaldıraç göstergesi olarak) kullanılabilen bir oran türü olarak kabul edilmiştir. Tabi ABD’de sermaye piyasası gelişmiş olduğundan, firmaların öz sermaye tutarları defter kayıtlarına göre değil, pay senetlerinin borsa değerine göre hesaplanmaktadır.

Eğer öz sermaye tutarının tespitinin, defter kayıtlarına göre dahi hesaplanamadığı bir muhasebe sistemi mevcut ise, enflasyonun riskini, önceden hiç tespit edebilme imkânının olmayacağı açıktır. Oysa bilgisayar sistemleri, bütün bu hesaplamaları yapabilmekte, önünüze koyabilmektedir. Fakat öncesinde bir örnek olarak, varsa, gerçekten stokta olmayan, ama kayıtlarda görünen stokları ayıklamanız gerekir. Ne yazık ki; gelişen dünya standartları henüz böyle bir sistem geliştiremedi.

Yukarıda yarım bıraktığımız kâra geçiş analizinin önemli noktası; kâra geçtiğiniz noktada, yüksek enflasyon dönemlerinde, yerine koyma maliyetinin, kârınızın ne kadarının yok olabileceğinin önceden tahmin etmenize yardımcı olur. Kâr dahil, tespit edilen başabaş noktasında, bu noktadan hareketle kararlar alabilmenizde yardımcı olmasıdır. Kaba bir yaklaşımla yerine koyma maliyetinin başabaş noktasına eşit olduğu durumda bile, piyasada kalınabilmesi, gelecekte, elinizdeki değerlerle kâr edebilme yaklaşımına ışık tutar.

Kâra geçiş anlayışında firmanın giderleri, sabit ve değişken giderler olarak sağlıklı bir şekilde bölünebilmelidir. Firmanın, tüm giderlerinin değişken giderlerden oluşması halinde, kâra geçmesi için gerekli faaliyet düzeyinin ne olması gerektiğine ihtiyaç yoktur. Fakat firma için kâra geçiş, kâra başlama veya kârın sıfır noktası hesaplanırken, değişken gider varsayımlarının yanında, sabit giderlerin doğru hesaplanabilmesi daha fazla önem taşımaktadır. Eğer sabit bir gider olan kira giderleri vergisel kaygılardan dolayı düşük kayıt ediliyorsa veya hesaplanan amortismanlar gerçek değerleri yansıtmıyorsa, başabaş noktasını hesaplayabilmek mümkün olmaz.

Zaten, daha önce de değindiğimiz gibi, bilgi işleme sistemleri, hesaplamaları otomatik olarak yapabilmekte, doğru veriler işlendiğinde, doğru ve gerçek sonuçlara ulaşılabilmektedir. Önemli olan hızlı sonuçlar alıp ilgili sonuçları doğru yorumlayabilmektir.

Yine yapılan araştırmalar göstermiştir ki; bir işletme ne kadar yüksek büyüme trendine girerse girsin, sonuçta, normal büyüme düzeyine dönmek zorundadır. Anormal durumlarda ise, proaktif olarak tedbirler alınabilmesi gerekli olup, zaman kaybı ve kargaşa yaşamamak için, bazılarını açıklamaya çalıştığımız mali verilerden yararlanılması gereklidir.

Amiyane tâbirle, mürekkep yalamaya devam etmek zorundayız. Faydalı olması dileğiyle

Cengiz Hergünlü – SMMM-Bağımsız Denetçi

www.hergunlu.com

 

Dinlemek için tıklayın