Bazı KOBİ’lerde sürdürebilirlik anlayışı


Kobi olarak tanımladığımız birçok işletmede; tedarik aşamasında yaşanan sorunlar ile maliyetlerin yüksekliği, zincirleme olarak ardından gelen talep daralması sonucunda iyice bunalan yöneticilerin, üstüne vergisel yükümlülüklerin getirdiği yükler de eklenince, işletmelerde, başka konulara bakılamaz durumuna gelinmektedir.

Bütün bu sorunlara neden olan Covid 19 virüsünün olumsuz etkilerinin yanında, uzun süredir devam eden, her geçen gün daha da ağırlaşan, ülke ekonomik sorunlarının getirdiği finansal sorunlar eklenince, günü kurtarma en önemli amaç haline geliyor. KOBİ’lerin, en başta gelen sorunları arasında, nakit akış zaman dengesinin sağlanamaması bağlantısı dâhilinde oluşan, işletme sermayesi yetersizliğidir. Yeni paradigmalar geliştirilebilmesi için, finansal kısıtların, teşviklerle genişletilmesi gerekir.

Zaten finansal sermaye yetersizliği ile boğuşan birçok işletme daha da zor duruma düşmüştür.

Bu anlamda KOBİ’ler günlük işlerle yoğun şekilde meşgul hale gelmişler; diğer, geleceğe yönelik planlama, bütçeleme gibi elzem konulara vakit ayırmamaktadırlar. Aslında bir kaos durumu ortama hâkim olmuş, gelecek endişesi tüm birimleri etkiler hale gelmiştir.

Benim gibi serbest çalışan danışman veya mali müşavirlerin en önemli avantajı, bütün bu gelişmeleri dışarıdan bağımsız bir gözle, yerinde, yaşayarak deneyimlemiş olmamızdan gelmektedir. Sinemada film izler gibi olumsuzlukları izleyebilmekte ve “sürdürülebilirlik” konusunun ne kadar önemli olduğunu yaşayarak, test ederek kavrayabilmiş oluyoruz.

Covid 19 pandemisinin, gelecekte öngörülemeyen belirsizlikleri anlamak açısından çok önemli bir deneyim yaşattığı ortadadır. Gelecekte oluşacak risklerin belirsizliğine dair, yaşanmış en önemli örnektir. Fakat iklim krizi gibi pandemiye nazaran, geleceği bir şekilde belli olan ve şimdiden hazırlanmamız için fırsat tanıyan iklim değişikliğinin, önemli olumsuzluklara neden olabileceği çevre riskleri vardır; pandemi gibi, işletmelerin sürdürebilirliğini etkileyebilecek önemli bir risktir.

Bütün bu gelişmeler ışığında, günlük işlerle yoğun olan KOBİ’lere, sürdürebilirlik raporlama sistemine geçilmesi gerektiği gibi bir öneride bulunduğumuz zaman, bu konulara öncelik vermek onlar için korkutucu olmaktadır. Finans kaynaklarından bu tür konulara bütçe ayırmak istememektedirler.

Oysa KOBİ’ler daha sürdürülebilir ekonomilere geçişin anahtarıdırlar ve hayatlarını devam ettirebilmeleri için sürdürülebilir olmaları önemlidir. Değişen iklim ve çevre bozulmalarının etkilerine uyum sağlayabilmeleri veya bankalar, tedarik zincirleri, kamu beklentilerine karşı dayanıklı olmak için, sürdürülebilir bir işletme olduklarını kanıtlamak zorundadırlar.

KOBİ’lerin sürdürebilirliğe uygun birkaç iş modelini şöyle sıralayabiliriz:

-Daha sürdürülebilir iş ve çalışma yöntemleri geliştirerek, işletme maliyetlerinin azaltılması.

-Sürdürebilirlik raporlarıyla, kendini devam ettirebilecek bir işletme olabilmenin verdiği avantaj ile daha kolay ve ucuz kredi temin edilmesi.

-Kararlı ve devamlılık konusunda güven sağlamış bir işletme olarak “markalaşma” yatırımları ile güvenli bir markaya sahip olan bir işletme olmak.

-İş hacminin genişlemesi, müşteri ve hizmet yelpazesinin büyümesi.

Ve nihayetinde sürdürebilirlik raporları sayesinde, KOBİ sahiplerinin ve yöneticilerinin daha kolay ve yönlendirici kararlar almaları ve bu karaları dış paydaşlar ile paylaşma alışkanlığını edinmiş olmalarıdır.

Bilişim sektöründeki hızlı gelişmeler sonucunda, kayıtsal anlamda, muhasebesel verilere çok fazla zaman ayırmak zorunda kalmayan danışmanlarınızdan, bu tür bilgileri, özellikle talep etmeniz yararınıza olup, doğru ve gerçek bilgilerle, yasal anlamda zorunlu olmayan, fakat işletme değerliliğinize önemli katkılar sağlayacak olan sürdürebilirlik raporlarınızı yaptırın ve takip edin.

Faydalı olması dileğiyle

Cengiz Hergünlü – SMMM-Bağımsız Denetçi
www.hergunlu.com

Dinlemek için tıklayın