18 yaş
18 yaşına kadar her birey çocuktur ve hakları güvence altına alınmalıdır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen ve 2 Eylül 1990’da yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi, 18 yaş altındaki tüm çocukların eşit haklara sahip olduğunu güvence altına alan uluslararası bir belgedir ve ülkemizde de yürürlüktedir. (27 Ocak 1995)
Sözleşmenin dört temel ilkesi; “Ayrımcılık Yapmama, Çocuğun Üstün Yararı, Yaşama, Gelişme ve Korunma Hakkı ve Katılım Hakkı” olarak belirlenmiştir. Alt başlıklarda yer alan; “çocuk kendini ilgilendiren konuda görüş ifade edebilecek ve karar süreçlerine katılma hakkına, din ve vicdan özgürlüğüne sahip olacak” ifadeleri ise konumuz gereği önemlidir.
Türk Ceza Kanunu’na göre “çocuk deyiminden; henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi” anlaşılır.
İslam’ın kutsal kabul edilen metni Kur’an’da, 1400 asır öncenin Arap kavmine hitap eden anlatıda, çocuklarla ilgili olarak örneğin; “Ve erginlik çağına ulaşana kadar, yetimin malına en güzel şeklin dışında yaklaşmayın.” ((İsra, 34) ya da “Anneler, emzirmeyi tamamlamak isteyen için çocuklarını tam iki yıl emzirirler.” (Bakara, 233) gibi ifadeler olsa da çocuğun eğitimi ile ilgili yol gösterme yoktur.
Muhammed peygambere atfedilen hadislerde ise dinsel eğitimin öncelendiği açıktır:
“Çocuklarınıza yedi yaşına geldiklerinde namazı emredin…” (Sünen Ebû Dâvûd, hadis no. 494–495)
İslam fıkhına; yani 1400 yıllık süreç içinde oluşmuş dini akımların temsilcilerinin dinin ibadet, ahlak, hukuk ve sosyal ilişkilerle ilgili kurallarını inceleyerek yaşadıkları çağa göre oluşturdukları, Müslümanın yaşamını bu kurallara göre düzenledikleri içeriğe göre de çocuk; genel olarak henüz ergenlik çağına ulaşmamış ve dinî-hukukî sorumluluk bakımından tam ehliyet kazanmamış kişidir. Ancak açık kaynaklardaki bilgilere göre bu “çocuk” kavramı, yalnızca yaşla açıklanmaz; kişinin bulûğa (ergenliğe) ulaşması, akıl durumu ve hangi hukukî mesele bakımından değerlendirildiği de önemlidir.
“İslam fıkhında çocuk kaç yaşına kadar çocuktur?” sorusunun yanıtı ise büyük oranda erkek (ihtilam) ve kız (hayız) çocuklarının biyolojik gelişmeleriyle ilişkilendirilir ve bu bulûğa erme durumu da mezhepten mezhebe farklılık gösterir.
Sözün özü, İslam fıkhındaki çocuk tanımı ile hukuk sistemimizin çocuk tanımı örtüşmez.
Örtünme konusuna gelince… Kur’an’da kız çocuklarının hangi yaşta örtünmeleri gerektiği konusunda bir emir yoktur. İlahiyatçıların birçoğuna göre de bugünkü anlamda saçın örtülmesinden bahseden bir ayet yoktur. Örneğin; Prof. Dr. İsrafil Balcı’nın ifadesiyle: “Kur’an’da doğrudan, başörtüsü ya da saç örtüsü diye bir kavramdan bahsedilemez.” Balcı, “Başörtüsü: Kur’an ne diyor? Saç örtme mi emrediliyor?” başlıklı Youtube anlatımında, “Surelerin nazil olduğu konjonktürü ve sosyolojiyi bilmeniz gerekir.” uyarısını da yapıyor.
İslam hukuku açısından yaygın ve geleneksel görüş ise kız çocukları için örtünmenin dinsel yükümlülük haline gelmesinin başlangıcı ergenliğe (bulûğa) ulaşması.
Bu kısa bilgi aktarımını yapmamdaki amaç, Azerbaycan yönetiminin, “genel eğitimi düzenleyen mevzuatta değişiklikler imzalayarak okullarda laiklik ilkelerine ilişkin yasal çerçeveyi” güçlendirme kararını alması ve bunun yankıları. Yönetim, yaptığı düzenleme ile “okul üniforması standartlarıyla veya eğitimin laik doğasıyla tutarsız kabul edilen ek giyim unsurlarını” yasakladı. Çünkü Azerbaycan Anayasası’nın 18. maddesi şöyle diyor: “Din ve devletin ayrılığını tesis eder, kanun önünde dinler arasında eşitliği tanır ve kamu eğitiminin laik olması gerektiğini açıkça belirtir.” (The European Times; Azerbaycan: İlham Aliyev, Okullarda Başörtüsü Yasağı ve Laik Eğitim Mücadelesi, 17.10.2026)
Azerbaycan’da kimi örgütler başörtüsü kullanan kız öğrencilerin sınıflara girememelerini eğitim hakkına müdahale olarak görüyor ve protesto ediyor. Başka bir egemen ülkenin aldığı karara saygı duymak bizce en doğru yaklaşımdır diyelim ve irdelemek istediğimiz asıl konuya gelelim.
Kanunlarımız, 18 yaşına kadar her bireyi “çocuk” olarak kabul ediyor.
İmzalamış olduğumuz Çocuk Hakları Sözleşmesi, 18 yaş altındaki bireyi çocuk kabul ediyor.
Dinsel hassasiyetler açısından bakıldığında, eğer Kur’an esas alınacaksa, kız çocuklarının hangi yaşta örtünmeleri gerektiği konusunda kutsal kabul edilen metinde bir emir yok.
Türk Milli Eğitim sisteminde Temel Eğitim ve Ortaöğretim 6-18 yaş arasında gerçekleşiyor; yani hepsi çocuk konumunda. Bütün bunları bir araya getirerek, 6-18 yaş arasında olup da başörtüsü kullanan kız öğrencilerimiz için şu soruları soralım:
Aileler, kız çocuklarının başörtüsü kullanmaları yönünde karar verdiklerinde onları mevcut yasalardan haberdar ediyorlar mı?
Aileler, kız çocuklarına Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin “çocuk kendini ilgilendiren konuda görüş ifade edebilecek ve karar süreçlerine katılma hakkına, din ve vicdan özgürlüğüne sahip olacak” ifadesini hatırlatıyorlar mı?
Eğer aile bu bilgilendirmeleri yapmıyorsa görev, Millî Eğitim Bakanlığının olmalıdır; çünkü:
Anayasamızın 42. Maddesine göre: “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.”
Bu bağlamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) de ayrıca incelenmelidir; çünkü Atatürk İlke ve İnkılapları, bilimsel laik eğitimi hedefler.
Laik eğitim genç kuşaklarımız için yaşamsaldır.
Kutsal adına yürüyeceği yolu, özgür iradesiyle seçip seçmeme kararını almak; temel bilimsel eğitimini tamamlamış ve 18 yaşını doldurarak çocukluktan yetişkinliğe geçmiş olan her bireyin temel insanlık haklarından biri olmalıdır.
Canan Murtezaoğlu
