Saatli Maarif Takvimi


1860 yılından günümüze kadar gelebilme başarısını göstermiş bir Saatli Maarif Takvimi vardır ülkemizde… Hacı Kasım Efendi’nin basıp satmaya başladığı takvim yıllardır aynı yapıda çıkartılıyor. İçeriğinde; takvim bilgileri dışında fıkralar, şiirler, tarihten olaylar, özlü sözler yer alıyor.

Küçük ve büyük boy olarak çıkartılan takvimin ön yüzü kırmızıdır. Ortasında yuvarlak bir saat resmi vardır.

Günümüzde sanırım 4. ya da 5. kuşak, dedelerinin mirasını devam ettiriyor; takvim her yıl düzenli olarak özenle basılıyor ve evlerin duvarlarına asılıyor.

O evlerden biri de bizim evimiz. Her yıl sonunda bir Saatli Maarif Takvimi alınır. Bizim evde bir gelenek gibidir. Âdeta yeni yılın ilk misafiri gibidir, Saatli Maarif Takvimi…

Yılın bitmesine birkaç gün kala satıldığı yerleri aramaya başlarım. Önceki yıllarda sadece Sirkeci’de bulabiliyordum. Yağmurda, karda hiç üşenmez gider alırdım. Mısır Çarşısı’nın yanında bir gazete bayi vardı, orada bulunurdu. Orada yoksa Cağaloğlu Yokuşu’nda bir iki kitapçıda satılırdı. Sonraları, İnkılâp, D&R gibi kitap mağazalarında da satılmaya başladı. En azından yağmurda, karda Cağaloğlu’na gitmeye gerek kalmadı. Son yıllarda internet üzerinden sipariş verebiliyorum; bu daha da kolay oluyor.

Saatli Maarif Takvimi’nin meraklısı annemdi. Sırf onun için alıyordum. Her yıl sonunda takvimi görünce çok sevinirdi. Her günün takvim yaprağını bir sonraki gün yırtardı. Oturur, her satırını okurdu. İlginç bulduklarını bazen bana da okurdu. Ya da yaprağı uzatır, “Bunu bir ara oku.” derdi.

Büyük bir defter almıştım ona. Okuduğu dergi ve kitaplarda ya da gazetelerde gördüğü şiirleri defterine yazardı. Takvim yaprağında önemli bulduklarını bazen defterine yazar, bazen de olduğu gibi defterinin arasında saklardı.

2021 yılının takvimini elime aldığım zaman, garip bir duyguya kapılmış ve takvime bakıp “Acaba bu 365 yaprağın arasında bizleri neler bekliyor.” diye düşünmüştüm. Daha önce hiç böyle bir düşünceye kapılmamıştım. Her yıl yeni bir takvim almak sıradan bir olaydı.

Bir gün babamla sohbet ederken -konuyu hatırlamıyorum- Allah bilir demiştim. Rahmetli babam da “Allah bilir ama kul da sezermiş kızım.” demişti. İnsan seziyor gerçekten de… Ne olacağını anlamasa bile bir şeyler olacağını seziyor.

Nitekim 6 Ağustos 2021 tarihli takvim yaprağında annemin aramızdan ayrılacağı gizliymiş. Son kez 27 Temmuz’u koparıp okudu ve sonrasını okumak nasip olmadı. Kalan yaprakları defterinin arasına koydum ve hiç ellemedim. Bugün 27 Aralık ve ben henüz takvimi alıp almamak konusunda karar veremedim. Takvimin yapraklarını koparıp merakla okuyacak bir annem yok. Alsam, her yaprağına onun gibi değer verir miyiz, bilmiyorum. Annemden kalan bir gelenek olarak sürdürsem mi acaba? Belki de elime almaya korkuyorum, 365 yaprağın arasında bir şeylerin gizli olmasından…

Yazımı, Hacı Kasım Efendi’nin torunu Naci Kasım’ın, bir takvim yaprağına düşürdüğü “Mutluluğunu evinin dört duvarı içinde bulabilenler, mutluluğun son mertebesine erişirler.” cümlesiyle tamamlamak istiyorum ve yeni yılda, takvim yapraklarının ülkem ve tüm insanlık için güzellikler saklamasını diliyorum.

Her güne yepyeni umutlarla başlamak dileğiyle, yeni yılınız kutlu olsun.

Tülay Hergünlü – SMMM

 

Dinlemek için tıklayın