Bilimli yönetim


Her ne boyutta olursa olsun, ticari bir işletmeyi yönetmenin bir bilim olduğu kabul edilen bir yaklaşımdır.

Adam Smith’in 1776’da yayınladığı “Ulusların Zenginliği” adlı kitabının yönetim açısından en can alıcı noktalarından biri; ticari bir işletmede, akıllıca yapılan bir iş bölümü sayesinde, her çalışanın bir ürünü şahsen ürettiği bir iş dağılımda, çalışanların daha üretken hale geldiğini söylemiş ve iş bölümüyle ilgili seri üretim uygulanır hale gelmiştir.

Daha sonrasında David Ricardo, “Ekonomi Politiği ve Vergilendirmenin İlkeleri” adlı kitabında, Portekizli işçiler için şarap, İngiliz işçiler için kumaş üretmenin daha verimli olduğu, çünkü ülkelerin özelliklerine göre, her ülkenin avantajlı alanlarına odaklanmanın, dünyada kabul edilmiş ürünlerde, daha uzmanlaşmış oldukları sonucu doğmuştur. Ricardo bunun adına “karşılaştırmalı üstünlük teorisi” adını vermiştir.

Bu araştırmaların sonucunda oluşan uygulamalar, yönetimin bir bilim olarak kabul edilmesi sonucunu doğurmuştur. Yönetim biliminin bu anlamda ortaya çıkış sebebi ise; üretim sürecindeki israfın tamamen ortadan kaldırılması amacını taşıyan toplam kalite yönetimi sisteminin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tüm bu araştırmalar sonucunda; ticari işletmelerde zaman ve malzemenin gereksiz kullanımı, sermayenin kaybını ortadan kaldırmayı amaçlayan yönetim biliminin ortaya çıkması temel konu olmuştur.

Yönetimin bu haliyle bir bilim dalı haline gelmesiyle aslında amacın, yeni teknolojilerin uygulanmasından çok, israfı azaltan, verimliliği artıran, inovasyonlarla desteklenen yönetim süreçlerinin gelişmesine neden olmasıdır. Verimliliğin artırılmasına yönelik bir bilim haline gelen yönetimin, sanayi devriminin gelişmesinde kullanıldığı da bilinmelidir. Uzmanlaşmanın ticari avantaj oluşturduğu yolundaki bilimsel yönetim araştırmaları günümüze kadar gelmiş ve hâlâ uygulanmakta olan bir bilim dalıdır.

Yöneticilerin işletme kaynaklarını sürekli daha verimli halde kullanma bilgi ve çabaları, yönetimin en önemli bilimsel unsuru haline gelmiştir.

Yönetimin bir bilim dalı olarak kabul edildiği durumlarda ve bu şekliyle uygulandığında, rasyonel yaklaşımlar sonucu kararlar alınmaya başlanır, dünya ve ülke ekonomisindeki gelişmeler yakından izlenmeye devam edilir. Durum böyle olduğunda faiz değişimlerinin enflasyonu doğurmadığını, enflasyonun faizi etkilediği bilimsel olarak algılanmış olup tedbirlerimizi buna göre alırız. Enflasyonun en önemli sebebinin ise üretim noksanlığından kaynaklandığını bildiğimiz anda işletmemizi bilimsel olarak yönetmeye başlamış oluruz. Yoksa duygusal bağlılık ve kararlara göre desteklenen işletme durumuna düşülür. Desteklenmediğinde dayanıksız işletme olmamız kaçınılmazdır.

Bugünün ağır ekonomik baskıları altında; bilimsel yöneticiler ve birçok şirket, acil tehditler karşısında hayatta kalmaya odaklanmaktan başka çarelerinin olmadığını bilmek durumundadır. Ancak yine bilimsel ekonomi ve siyasetle ilgili tartışmaların ileriyi gören ve sonuçlara, doğru uygulanan tahminlere ihtiyacı olduğu anlaşıldığında, risklerin oldukça yüksek ve liderlerin veya liderin bugün alacağı birçok kararın etkisinin yıllarca süreceğini bilmek veya bildirmek gerekecektir. Hatalı siyasi ekonomik kararlara göre pozisyon almak durumunda değiliz. Doğruyu ve gerçeği bulmak ve işletmelerimizde uygulamak zorundayız. İlerlemenin yolu ise; bilimsel yöneticinin belirsizlik koşullarında etkili olabilecek stratejiler kurgulamak, planlama ile yapılacak operasyonlar arasında dinamik bir bağ kurmak, hayal gücüyle stratejik öngörüleri birleştirerek, planlama ve öngörülerini bir arada kurumsallaştırmanın dinamiğini uygulamalıdır. Önemli bir ekonomik bunalımdan geçtiğimiz bu günlerde güçlü firma olabilmenin başlangıcının; krizlerin sonsuza kadar sürmeyeceğinin bilinmesiyle başlar.

Hayatta kalabilmenin şu an için en önemli stratejisinin seçim olduğunu en başa koyabilmeliyiz.

Cengiz Hergünlü – SMMM-Bağımsız Denetçi
www.hergunlu.com

 

Dinlemek için tıklayın