Vatandaş Okuması

Bilgi ile büyüyelim, akıl ile yükselelim, beynimizi özgür kılalım!

Dinsel

“Yeryüzünde kâfirlerden bir tek kişi bırakma”


Sıradan bir vatandaş eline bir Kur’an meali/çevirisi aldığında ne okuyor?

Nahl suresi anlatımında Muhammed peygamberden istenenin; Allah ve O’nunla birlikte tapılan putları birbirinden ayırması, sadece Allah’a bağlı kalması ve vahiy yoluyla yeni bir toplum düzeni kurması olduğunu belirtmiştik.

Mekkî surelerle ilgili yaptığımız vatandaş okumamızın elli ikincisindeyiz. İbn Abbas-Kurayb rivayet zincirine göre altmış sekizinci sure “Nuh” tur. Surenin tamamını oluşturan Nuh kavminin yok ediliş anlatımı önceki surelerde de verilmiştir.

Arap kavmine gelen vahiy, Yahudi kavminin öykülerini anlatmakta ısrarcıdır.

Burada, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Baş’ın, “Hicaz Yahudileri” adlı kitabını hatırlatalım. Bu akademik çalışmaya göre birçok ayetin vahiy nedeni, Hz. Muhammed’in yaşadığı çevredeki Yahudilerle yaptığı sohbetler sırasındaki tartışmalara dayanmaktadır.

Sureye dönelim. Yahudi kavminden olan Nuh, “acı bir azap gelmezden önce” onları uyarması için gönderilmiştir. Açık bir uyarıcı olduğunu belirten ve kavmine Allah’a kulluk etmelerini, ondan korkmalarını söyleyen Nuh, kendisine de itaat edilmesini ister. Amaç, Allah’ın onların/kavminin günahlarını bağışlaması ve onları belli bir süreye kadar ertelemesidir. Nuh şöyle der:

“Doğrusu, Allah’ın belirttiği süre gelince, geri bırakılamaz; keşke bilseniz!”

Kavmini gece gündüz çağıran/davet eden Nuh, bunun sadece onların kaçmalarını artırdığını söyler ve Rabbine şikâyette bulunur: Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler.” Çağrısını hem “açıktan açığa” hem de “gizliden gizliye” duyuran Nuh, kavmine şöyle seslenmiştir: “Gelin, dedim, Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin. Çünkü o çok bağışlayıcıdır. Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın. Mallar ve oğullar vererek sizin imdadınıza koşsun. Sizin için bahçeler/cennetler yapsın, ırmaklar yapsın.” 

Ardından: “Size ne oluyor ki, Allah’a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?” sorusunu soran Nuh, Allah’ın üstünlüğünü ve lütfunu anlatır. Burada kullanılan; aşama aşama yaratma, yedi gök, ay, güneş, yerden bitki gibi bitmek, tekrar oraya geri çevrilmek, tekrar oradan çıkarılmak, yaygı olan yer ve üstündeki yollar gibi ifadeler, benzer anlatımların âdeta değişmezleridir. Ayetleri görelim: “Oysa o sizi aşama aşama yaratmıştır. Görmediniz mi Allah yedi göğü uygun tabakalar halinde nasıl yaratmış? Ve Ay’ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış. Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi. Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır. Allah sizin için yeri bir yaygı yapmıştır. Ki, ondan açılan geniş geniş yollarda gidesiniz.” 

Nuh şikâyetini sürdürür. Kavmi ona isyan etmiş, “malı ve çocuğu hüsrandan başka bir şeyini artırmayan kimsenin” ardına düşmüştür. Kavmi, “büyük büyük tuzaklar” kurmuş ve şöyle demiştir: “Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Süva, Yeğûs, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin.”  Nuh da Rabbine seslenerek şöyle der:

“Şüphesiz birçoğunu saptırdılar, artık bu zalimlerin sapkınlığını yalnızca artır.”

 Nuh kavminin yüce olan putları için tefsirlerde; “Ved bir erkek suretinde, Süva bir kadın suretinde, Yeğûs bir arslan suretinde, Yeûk bir feres (at, beygir) suretinde, nesir bir nesir (kartal veya akbaba) suretinde idi,” denmektedir. (Elmalılı)

Kureyş’in de taptığı Ved, bu putların en büyüğüdür.

Kimi araştırmacılara göre de bazı putlar; kavimlerin kahramanları ya da kurtarıcılarıdır. Onlara saygı adına heykelleri yapılmış; ancak zamanla bu saygı gösterme, yerini ilahlaştırmaya bırakmıştır.

Nuh’un kavmi günahlarından dolayı suda boğulmuş, ateşe sokulmuş ve kendilerine Allah’tan başka yardımcı da bulamamışlardır. Nuh da ceza verilmesinde ısrarcı olmuştur:

“Yeryüzünde kâfirlerden bir tek kişi bırakma. Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlaksız ve kâfir çocuklar doğururlar. Tanrım! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkekleri ve kadınları bağışla; yalnız zalimlerin yıkımlarını artır.” Yorum sizindir…

Tufan olayının daha önceleri de Sümer, Türk, Maya, İnka, Grek, Hint, Çin, Endonezya mitolojilerinde yer aldığını hatırlatalım. 

Nuh suresi anlatımı tamamlanmıştır. Sıradan bir vatandaş eline bir Kur’an meali/çevirisi aldığında Nuh Suresi olarak yukarıdaki satırları okumaktadır. Mekkî surelerle ilgili çalışmamız sürecektir.

 

Canan Murtezaoğlu


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir