Ülkemizde yönetme ve yönetim biçimi

Ülkemizde yönetme biçimi Cumhuriyet, yönetim biçimi de demokrasidir.

Cumhuriyet rejimine 1923 yılında, İstiklal Savaşı sonrası geçildi. Cumhuriyet, milli bir mücadelenin sonunda kazanılmış bir yönetme biçimi, şeklidir.

I. Dünya Savaşı’nın ardından gerçekleşen İstiklal Savaşı dünyada örneği az olan bir zaferin sonucunda cumhuriyet yönetme biçimine bir ulusun kavuşmasıdır. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kurulan cumhuriyet gelecek kuşaklara bırakılmış bir emanettir.

Ülkemizin yönetim biçimi olan demokrasi sistemi de kolay kurulamamış ve birçok aşamaları geçerek ancak II. Dünya Savaşı sonrası çok partili parlamenter sistem çalışmaya, yerleşmeye başlamıştır.

Hem yönetme biçimi olan cumhuriyet hem de yönetim biçimi olan demokrasi her iki dünya savaşının sıkıntılarını yaşamıştır.

Günümüzde yönetim biçimi olarak gündemimize referandum sonucu giren “Başkanlık” sisteminin cumhuriyet ve demokrasi yönetim sistemimize ne vereceği, ne getireceği tartışılmaktadır. Bu sistemin ABD’de uygulanan başkanlık sistemi ile hiçbir ilgisi yoktur. Dünyada da hiçbir örneği yoktur.

2018 yılında yapılan genel seçimler sonucu uygulanmaya başlayan bu sistemin; cumhuriyetimize, demokrasimize, ülkemize ve ülke insanlarına mutsuzluk mu yoksa mutluluk mu getireceği bir soru işareti olarak durmaktadır. Önemli olan yönetim sistemlerinin toplumsal mutluluğu yakalamada göstereceği başarıdır. Başarının olabilmesi için toplum içinde cepheleşme ortamının olmaması gerekir.

Referandum sonucunda toplum “%51 EVET” ve “%49 HAYIR” oyları ile ikiye bölünmüş bir görüntü sergilemektedir. Cepheleşme toplumsal mutluluğu yakalamaya zarar veren bir demokrasi ayıbı, hastalığıdır.

Bahtiyar Çetinbaş – İnşaat Mühendisi ve Kentsel Dönüşüm Uzmanı

Dinlemek için tıklayın

 

Bahtiyar Çetinbaş, Mini Demokrasi Yazıları, Sokak Kitapları Yayınları, İstanbul.2018, sh.86-87

 

PAYLAŞIM: