Kategorize edilmiş insan tiplemeleri
Öncelikle şunu belirtmek isterim. Ne yazık ki sosyal medyada özellikle son birkaç yıldır alfa, beta, sigma, omega gibi Yunan alfabesine göre kodlanan erkeklerle, yeşil bayrak, kırmızı bayrak, alfa dul gibi kategorize edilmiş kadınlar ve bu gruplamalara göre de oluşturulmuş kişilik tipolojileri hakkında kendisini etkileyici insan ya da fenomen olarak tanıtan bazı kişiler; örneğin psikiyatri alanında tıp eğitimi almadan veya psikoloji bölümü diploması bile olmadan yorum yapmakla birlikte aynı zamanda hüküm de vermektedir.
Bu konu hakkında bir genelleme yapabilmek için bu durumun küresel ölçekte aynı sonuçları vermesi gerekmektedir ancak bu mümkün değildir.
Bu şekilde bir değerlendirme yaptığımızda ortaya çıkan sonuç şu ki her toplumun kendine özgü siyasi, idari ve iktisadi yapısının yanı sıra gelenek, örf, âdet vb. değerleri farklılık göstermektedir.
Ayrıca bireyin kişiliği üzerinde mensup olduğu toplumun kendine özgü değerleri doğrudan etkili olduğu gibi bireyin çevresi ve günümüzde internetin yaygınlaşması ile birlikte sosyal medya uygulamalarının da önemli bir etkisi vardır.
Ayrıca eskiden hem teknolojiye bağlı olarak hem de insanların çok küçük yerleşim yerlerinde yaşadığı ve dışa kapalı bir yaşam tarzı sürdürdüğü çağlarda tek tip insanlar daha yaygındı ve bu durum kategorize edilmiş insan tiplemelerine daha uygundu ancak özellikle sanayi devrimi ve insanların kırsal kesimden şehirlere göç etmeleri sonucunda bu konuda çok önemli bir kırılma noktası yaşandı. Şehir yaşamı tarihin akışı içinde her daim bireyselleşmenin önünü açmaktaydı.
Günümüzde ise bireylerin çeşitli sebeplerle girdiği ortamlar, tanıştığı insanların o şahsın üzerinde olumlu etki yapıp bireyin yaşamında yeni yollar açtığı gibi birey üzerinde olumsuz etkiye neden olarak, bireyi içinden çıkılmaz bir girdaba da sürükleyebilir.
Özetle her insanın kendine özgü bir kişiliği olduğunun her daim farkında olarak günlük hayatta insanlar üzerinden yapılan genellemelerden kaçınmak gerektiği ve bireylerin kategorize edilmesinin yanlış olduğu düşüncesi içerisindeyiz.
Sinan Çakan
