Dünyamız zor bir döneme daha girdi
Sevgili Okuyucu,
Merhaba.
Toplumsal yaşamımızda ortak ilgi alanı veya dostluk, sevgi, saygı olanakları sunulan değerli oluşumlara davet ve kabul edildikten sonra, bu ortamlardaki sevgi, saygı ve ölçübilirlik dolu etkileşimler biz insanlara, ümit ve mutluluk, hatta çeşitli çalışmalarımıza esin vermektedir. Zaman zaman bu tip ortamlardaki ailesel içtenliğin parçası olabilmek de ayrıca iç açıcı ve memnuniyet vericidir.
Bu tip ortamlara can ve katkı veren sizlere minnettarız; var olun.
Bununla birlikte, zaman içerisinde birbirimizin farklı yön ve görüşleri belirdikçe bazılarımızın çeşitli önyargı ve peşin hükümlerle alternatif sohbet ve etkileşim ortamlarına yönelip diğerlerine ilgisini kıstığını da gözlemleyebilmekteyiz.
Eğitim, iş yaşamlarımızdaki arkadaşlıklarımız, cemiyet veya toplumsal iletişim ve sohbet ortamlarımız, insanlığımızı ve olgunlaşma çabalarımızı besleyebilmektedir.
Bu tip biraradalık ortamlarından yolu geçmiş, belki oralarda yer edinmişlerimize önerimizdir:
Hiçbir hal ve koşulda birbirinizden kopmayın. Küçük gruplarınızı bir araya getirmeye gayret edin. Esenlik ve mutluluğu bir araya gelip etkileşebildiğiniz farklı kanallarda buluyorsanız sürdürün.
Dünyamız son dönemdeki gidişata göre zor bir döneme daha girdi; etkisi zamanla daha da hissedilecek gibidir.
Paranın ve gücün gittikçe önemsizleşeceği bir yakın gelecek olasılığına ilerlendiği değerlendirilebilmektedir.
Yaşam yolunda aklın ve görünen mevcut durumun gereği, ana konumuz olması gereken “Çağdaşlık ve İlerleme Alanı” nda güncelleme kısırlığı bizleri şu edilgenliğe yöneltiyor. Medya ve haberler de artık bir ölçüde şu iki durumu göstermektedir:
İlki, dünyadaki mevcut siyasî iradelere alımı için baskısı yapılan kararlar vardır. Ayrıca ‘beklentisi algı üzerinden oluşturulmak istenen’ olası travmatik (inciticilik) olasılıklı doğal ve yapay olayların gündemi doğrudan veya arka plandan belirlemesi beklentisi de ikinci gözüken durumdur.
Dünya “çok kutuplu, paylaşımlı siyasal irade dönemi” ne girerken, belki bazı okuyucularımız ve diğerlerimizin kulak misafiri veya gözlemcisi olduğu üzere, yeni “sıcak ve soğuk politik-ekonomik ortam anlaşmaları” nın yapım veya müzakere sürecindeyiz.
Zaman içerisinde gelişmelerdeki fırsat ve tehditleri daha açık göreceğiz.
Türk insanı ve coğrafyamızın bireyleri olarak, önemli bir kısmımız halen veya geçmişte çeşitli kıta ve coğrafyalarda işlerimizin veya kariyerimizin peşinde koştuk. Artık onlara, yani
– iş yapma,
– iş geliştirme ve
– kişisel gelişim ile
– farklı ülke ve coğrafyaların dünya yaşam ve gidişatındaki etki ve rollerine ilişkin
bilgi, anlayış ve kültürümüzü de yenileme dönemine giriyoruz. Bizler veya çocuklarımız geleni görüp gereğini yapacaktır.
Tarihteki, Çin, Mısır, Roma, Londra, New York, Viyana, Moskova, İstanbul vb. gibi köklü siyasî ve sosyo-kültürel dönüşümlerin temel taşı coğrafyalar kısmen yenilenmekte ya da yenileri yükselişe geçmek üzere kuluçka dönemindedir.
Yeni dünya şehirleri ve pazarları ile cazibe merkezleri dünya durumu gereği çekingen veya atılgan biçimde inşa veya pilot aşama sürecindedirler. Küresel eksen o anlamda son on yıllarda önemli derecede açı yaparak yer değiştirmiş olup süreç devam etmektedir.
Bazen yavaş ve yumuşak, bazen hızlı ve sert ilerleyen bir dönüşüm sürecindeyiz. Toplumların ve üyelerinin severek yaptığı veya yapmayı hedeflediği;
– İyilikçi ve Sosyalleştiren Yenilikler,
– Adalet ve Liyakat,
– Bilim ve Hukuk ile Gelişen Dalları,
– Teknoloji ve Empati & Davranış Bilimleri,
– Doğa Ana Ekosistemleri ve Kişisel Gelişim & Beceri Edinim Süreçleri,
– Bireyselleşirken Toplumsallaşma,
– Eğitim Reformu ve Yönetsel Katılımcılık
gibi karşıt veya bağlantılı, benzer veya bağımsız gözüken farklı başlık ve içeriklerde projeler benimseyip, sürdürüp vazgeçmemesi, tersine geliştirmesi uygarlıkları besleyebilir.
Güven ortamı sağlayarak, farklılıklarla bir araya gelen, gelecek projelerini birlikte tasarlayıp tohumlarını atmaya gayret eden toplumlar; gezegenimizin sağlığı, korunması, bütüncül açıdan tanınması ile yepyeni bir bakışla yeniden keşfi açısından da önem ve değer üreticisi olabilecektir.
Bu anlayışla umuyorum birçok kişi ve kurum gereken bilinçle; kullandığımız fiziksel ve dijital sosyalleşme ortamlarını yeniden değerlendirmeyi düşünecektir.
Unutmayalım; gerçek bağlılığın gezegenimize olacağı, cemiyetsel & kurumsal bağlayıcılıkların ise, “evrensel değerler ve bütünün gözetimi esasına dayanan yaşam hakkı” ekseninde güncelleneceği günler kapımızdadır.
Türkiye ve çeşitli, bilinen veya alışılmadık coğrafyalar, tüm bu süreçlerde artan bir önem ve çekim merkezi rolü taşıyacağı için, daha önce de farklı fırsatlarla ifadeye gayret ettiğimiz üzere, zamanla hepimizin yolu, işi, ve belki ikamet yeri olacaktır.
Siz değerli okuyucularımız ve çevrenizin, aranızdaki sevgi ve açık yüreklilik dolu etkileşimlerinizin gelişerek sürmesi, çekinceleri olanların da gerekli içe bakış sonrası bu ortamlara zamanla katılması ümit ve dileğimizdir.
Yararlı olması dileği ve saygılarımızla,
Cengiz Gökdeniz
