Zamanını boşa harcamak
Günümüzde insanların olumsuz alışkanlıklardan biri de zamanı boşa harcamaktır; çünkü akıp giden zaman hiçbir maddi değerle satın alınamayacağı gibi, telafi edilmesi de imkânsızdır.
Bugün, gerek kitle iletişim araçları üzerinden gerekse küçük, orta ve büyük ölçekli yerleşim yerlerinde özellikle de metropollerde zamanını boşa harcayan, sayıca azımsanmayacak yığınlar karşımıza çıkmaktadır. Sosyal medya üzerinden zamanın boşa harcanması; genellikle bireylere herhangi bir konuda fayda sağlamayan, kişisel gelişimine yararı dokunmayan paylaşımlar veya içerikler yoluyla meydana gelmektedir. Özellikle bu tür içeriklerde yer alan küfür, hakaret, aşağılayıcı söz vb. yorumlar kişiler arasında meydan muharebesine dönüşmekte ve tarafların her birine zarar vermektedir.
Ayrıca ego tatmini amacıyla bir içeriği hor görmek, bayağı, kibirli vb. üslupla yorum yazıp cevap almamak ya da alamamak, verilen cevabı kendince yetersiz bulmak ve bu duruma bağlı olarak zafer kazanmış bir komutan edasıyla diğer insanlara caka satmak aslında kişinin kendini kandırmasından başka bir şey değildir.
Konunun bir başka boyutu da bu durumun sanal medyanın yanı sıra gerçek hayattaki yansımalarıdır. Örneğin kafe, lokanta, AVM’lerin yeme-içme bölümlerinde ya da katlarında saatlerce oturan ve bu süre zarfında ya sosyal medyada önceki satırlarda sözünü ettiğimiz tutum ve davranışları tekrarlayan ya da içerik açısından hiç kimseye fayda sağlamayan konular hakkında konuşmak, hatta bu tür konularda polemiğe girmek, üçüncü şahısları çekiştirmek, bu kişilerin muhasebesini tutup onların arkasından casus gibi açığını arayarak olumsuz ya da kötü taraflarını ifşa ederek dedikodu malzemesi haline getirmek ve daha nice bu durumu örnekleyen tutum ve davranışlarda bulunmak, hem insani değerlere aykırı olarak hem de boşa harcanmış vakit olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısa vadede ve sık aralıklarla gerçekleşen bu ve benzeri durumlar bir alışkanlığa dönüştükçe uzun vadede bireyin, zamanını boşa harcadığı gerçeğiyle yüzleşmesine neden olmaktadır. Bireyler bu durumu tersine çevirip başta kendileri olmak üzere toplum yararına iyi ve faydalı işler yapmadıkları sürece bu olumsuz öğeler içeren kısır döngü süreklilik arz edecektir.
İnsan, yaşamı gereği tabii ki sadece çalışmaktan ve üretmekten ibaret değildir. Öncelikli olarak biyolojik açıdan dinlenmeye de ihtiyacı vardır. Ayrıca psikolojik olarak gülüp eğlenmek, hobilerine vakit ayırmak da bireyin temel insan hakkıdır.
Şu bir gerçektir ki her şey dozunda olmak zorundadır çünkü bireyin yaşamında denge bozulduğu an birey, bu durumdan doğrudan etkilenmektedir. Konuyu daha iyi açıklama adına örneğin iş saatlerinin nasıl belirli bir sınırı varsa bireyin özel yaşamındaki zevk ve beğenilerinin de bir sınırı olmalıdır. Bu sınırın aşılması, özellikle kişinin sorumluluklarına veya yapması gereken zorunlu işlere ayıracağı zamandan çalmaktır ve bu durum bireyin tamamen zararınadır.
Özetle birey, elinde olmayan durumlardan muaf olmakla birlikte bilinç tercihlerine bağlı olarak yaşamına etki eden tüm faktörlerin dozunu ayarlamalı, her biri arasında denge kurmalı ve bunları gerçekleştirirken de hepsinin sınırına dikkat etmelidir çünkü zaman çok değerlidir ve akıp giden zamanın hiçbir şekilde telafisi yoktur.
Sinan Çakan
