Sosyal medyanın tarihi
İnsanlık tarihi boyunca her daim yeni bir icat ortaya çıkmış olup elektronik cihazların seri üretime geçmesi ve özellikle de bilgisayarların küresel ölçekte yaygınlaşması ile birlikte bir bilgisayar yazılımı olan sosyal medya ortaya çıkmış ve o günlerden bu satırların yazıldığı şu ana kadar günlük yaşamımızın bir parçası olduğu gibi, kitlelerin temel gereksinimlerinden birisi haline de gelmiştir.
Sosyal medyanın günümüzde bireylerin cep telefonlarına kadar girmesi ve bu denli yaygınlaşması teknolojiyle paralel olarak ve belirli bir süreç dahilinde gerçekleşmiştir.
Örneğin 1990’lı yıllarda ağırlıklı olarak kullanılan ve bugünkü sosyal medya platformlarının atası sayılan ICQ ile mirc32 ve benzeri programlarda bireyler, takma adlarla programa giriş yapıp diğer insanlarla iletişim sağlıyordu. Daha sonra 2000’li yıllara geldiğimizde video paylaşım platformu olan YouTube bu işlevi günümüz de dahil olmak üzere videolara yapılan yorumlarla sürdürmeye devam ettirmiştir. Yine 2000’li yıllarda hem internationalschat.com adlı web sitesi ve benzerlerinde hem de gerçek tanışıklığı olanlar, Messenger’da (MSN) birbirinin e-posta adresini ekleyip kendi aralarında iletişime geçiyorlardı ve bu bir geçiş süreciydi…
Birkaç yıl sonra ise yani 2007 yılı ile birlikte bu sefer günümüzün sosyal medya anlayışının temelini oluşturan Facebook ortaya çıkmıştır ve artık insanlar fotoğraflarını ve kişisel bilgilerini de bu platformda paylaşmaya başlamışlardır. Ardından 2010’lu yıllarla birlikte sosyal medyada farklı işlevleri olan platformlar yaygınlaşmıştır. Günümüzde de süren bu uygulamaları şöyle sayabiliriz: Ağırlıklı olarak fotoğraf ve nispeten video paylaşmak isteyenler için Instagram, gündem hakkında kısa yazışma yapmak isteyenler için Twitter, (günümüzdeki adıyla X) video çekip paylaşmayı düşünenler için TikTok. Daha çok iş dünyasına hitap eden LinkedIn ile de özgeçmişinizin işverenler tarafından görüntülenip varlığınızdan haberdar olunmasını ve yeni iş fırsatları elde etmeyi sağlayabilirisiniz. Daha birçok farklı amaca hizmet eden sosyal medya uygulamaları da mevcuttur.
Konunun bir başka yönü ise sosyal medyanın olumsuz yönlerinin öne çıkarılıp bardağın boş tarafından bakılmasıdır. Sosyal medyadaki olumsuzluklar yadsınamaz bir gerçektir ancak bu uygulamaların varlığı doğrudan suç unsuru değildir çünkü suç işleme dürtüsü bireyin kişilik özelliklerine özgüdür ve sosyal medyadan çok daha fazla oranda gerçek hayatta meydana gelmektedir. Sosyal medyanın doğru kullanımı ise bireylerin tercihine göre ortaya çıkmaktadır. Kişinin niyeti iyiyse ve gerek kendisi için gerekse toplum yararına ulusal veya küresel ölçekte iyi ve faydalı bir iş yapmak istiyorsa, bunun gerçekleşmesi için sosyal medyanın doğru kullanımı, bu duruma aracılık edebilmektedir.
Şu anda okumakta olduğunuz bu yazı bir web sitesinde yayınlanmaktadır ve bu satırların sahibi olan yazarın ve de site editörünün tanışıklığı sosyal medya üzerinden gerçekleşmiştir. Son söz olarak yazımızın kitlelere duyurulması da yine sosyal medya aracılığıyla gerçekleşecektir.
Sinan Çakan
