“Yunan’ın durumu vahim”, 9 Eylül


30 Ağustos’ta “Türk’ün hakiki kurtuluş güneşi” doğar ve Başkomutan Meydan Muharebesi kazanılır. Mustafa Kemal Paşa o günün gecesini Dumlupınar istasyonunda geçirir. Ertesi sabah üç Mustafa; Mustafa Kemal, Mustafa İsmet ve Mustafa Fevzi  Adatepe bölgesine gider ve savaş alanını gezerler. Yanlarında I. Ordu Komutanı Nurettin Paşa da vardır.

“31 Ağustos 1922 günü ordularımız ana kuvvetleriyle İzmir yönünde yol alırken, diğer kısımlarıyla da düşmanın Eskişehir ve kuzeyinde bulunan kuvvetlerini yenilgiye uğratmak üzere” ilerlemektedirler.

1 Eylül 1922… Mustafa Kemal Paşa orduya bildirgesinde, “… herkesin zihinsel güçlerini ve kahramanlık ve vatanseverlik kaynaklarını yarışırcasına göstermeye devam etmesini isterim.”der ve tarihe mâl olan şu ünlü emri verir: “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”

Aynı gün Türk milletine de bir bildirgesi vardır: “Zalim ve mağrur düşman ordusunun esas unsurları, akıllara dehşet verecek kesinlikle imha edildi. Milletin rey ve iradesine dayanan her işin sonucu, millet için hayır ve mutluluk olduğu açıktır.”

Ve 3 Eylül akşamı Uşak’ta, Yunan komutanları General Trikopis ile General Diyenis, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna  çıkarılırlar. Mustafa Kemal esir generallerle görüşür, kendilerini “teselli ve misafir” eder ve şöyle der: “Vicdanınıza karşı vazifenizi yaptığınıza kani iseniz, içiniz rahat olabilirsiniz! En büyük komutanların bile esir oldukları tarihlerde yazılıdır. Mesela size Napolyon’u gösterebilirim.”

***
Başkomutan Savaşı sonucuna kadar, kazanılan başarılar resmi bildirimlerde çok önemsiz bir harekât gibi gösterilmişti. Amaç, “durumu mümkün olduğu kadar dünyadan gizlemek” ti. Atatürk Nutuk’ta bu durumu şöyle açıklamıştır: “Çünkü, düşman ordusunu tamamen ortadan kaldıracağımızdan emindik. Bunu anlayıp düşman ordusunu felaketten kurtarmak isteyeceklerin yeni girişimlerine meydan vermemeyi uygun görmüştük.”

Nitekim, saldırılar sürerken, ateşkes hakkında İstanbul’dan, Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf Bey’e yazılı bir haber gelir. Bu bilgiden 4 Eylül’de haberdar olan Mustafa Kemal Paşa,  ertesi gün cevap telgrafını çekecek ve “Anadolu’da Yunan ordusu kesin yenilmiştir…Anadolu için herhangi bir görüşmeye gerek kalmamıştır. Ateşkes ancak Trakya için söz konusu olabilir.” diyecektir.

Telgrafta yer alan 3 maddeye göre de, özetle, Trakya 1914 sınırlarına göre Ankara Hükümeti’ne teslim edilecek, Yunanistan’daki tutsaklarımız iade edilecek ve Yunan Hükümeti Anadolu’daki yıkımı onarmayı şimdiden üstlenecektir.
***
Mustafa Kemal Paşa kutlama telgraflarını art arda alırken, İngilizlerde de telaş başlamıştır. İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a telgraf çeker ve “Yüksek Komiserler, İzmir’de Kemalist kuvvetlerle çatışmaktan sakınmak gerektiği kanısında” der. Londra’da bulunan Fethi Bey’in Başkomutan’a çektiği telgrafta da İngiltere’nin “acele mütareke” istediği belirtilmektedir.

6/7 Eylül günü İstanbul’daki İngiliz Orduları Başkomutanı General Harrington da; “… Durum vahim. Ateşkes için kaybedilecek zaman yok. Yunanlı Anadolu’dan kaçıp gitmekten başka bir şey düşünmüyor.” ifadelerinin yer aldığı telgrafı İngiltere Savunma Bakanlığı’na çekecektir.

İngiliz’e maşa olan Yunan’ın durumu gerçekten vahimdir! Salihli’ye gelmiş olan Mustafa Kemal Paşa ise, Hindistan İslam halkı tarafından emrine gönderilen paradan yüz bin lirayı, düşman zulmüne maruz kalmış köylülerimize ayırmakla meşguldür.

Aynı günlerde Mustafa Kemal Paşa’ya doğrudan ulaşan bir telsiz telgrafa göre, İzmir’deki İtilaf Devletleri konsoloslarına, kendisiyle görüşmeleri için yetki verildiği bildirilmektedir. Mustafa Kemal Paşa, hangi gün ve nerede buluşulacağı sorusunu 9 Eylül’de Kemalpaşa’da” diye yanıtlar. Nutuk’ta o günleri anlatırken şöyle diyecektir: “Gerçekten de söz verdiğim günde ben Kemalpaşa’da bulundum. Fakat görüşme isteyenler orada değildi. Çünkü ordularımız İzmir rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz’e ulaşmış bulunuyorlardı.”

Ve 9 Eylül… Birliklerimiz İzmir’e zaferle girerler. Mustafa Kemal Paşa’nın mesajı hemen İzmir’e ulaşır: “İlk verdiğim Akdeniz hedefine varmakta orduların gösterdiği gayret ve fedakârlığı hürmet ve takdirle anarım. Orduların bundan sonra verilecek hedeflerin elde edilişinde de aynı istek ve fedakârlığı göstereceklerine güvenim tamdır.”

Ve ertesi gün öğleden sonra Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa ile birlikte İzmir’e girer. Konak alanı hıncahınç doludur. Hükûmet Konağı’nın balkonundan halka seslenen Mustafa Kemal Paşa; “Bu başarı milletindir!” der.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk; her hal ve şartta milletine, ordusuna sahip çıkan; vatan topraklarında onlarla birlikte savaşan, yayınladığı bildirgelerle, gönderdiği mesajlarla ya da koyduğu yeni hedeflerle milletini ve ordusunu diri tutmayı başaran çağlar üstü bir Başkomutan’dır.

Saygı, minnet ve şükranla anıyoruz…

Canan Murtezaoğlu

 

Dinlemek için tıklayın

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:
Nutuk; İş Bankası Kültür Yayınları, s. 455-456
Prof. Dr. Utkan Kocatürk; Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi