Yahya Kaptan’ın vücudunu ortadan kaldırmak (1)


Nutuk’ta, “Ulusal Örgütlerin düzenlenmesi” başlığı altında yer alan ilk satırların, Cumhuriyet’in “yüzüncü yıl” seçimleri için de yol gösterici olmasını umut etmekte ve beklemekteyiz.

Şöyle demiş Atatürk: “Ulusal Örgütlerimizin düzene sokulması önemliydi. Bunun için, özel önlemler alındı. Seçimler dolayısıyla, ortaya çıkan bir takım düşünce ayrılıklarının giderilmesi çaresine bakıldı.”

Sivas’ta kalındığı sırada birçok sorun ve olayla karşılaşıldığını belirten Atatürk, devamında, “Bunların hepsini ayrıntılarıyla anlatmak uzun sürer. Yalnız, izlediğimiz olaylar zincirinin halkalarını birbirine bağlamaya yarayacak bazı noktalara, dokunup işaret ederek geçeceğim…” der.

Maraş’ta, Bolu’da güvensizlik artmaktadır, İstanbul hükümetinin dikkati çekilir, İzmit Birinci Tümen Komutanı’na direktif verilir. 20 Kasım 1919’da, İstanbul örgütünden gelen ve “Gebze Kaymakamı’nın bize karşı olduğu ve bu kaymakamın, türlü acı olaylara karışan Yahya Kaptan’ın kötülüklerini örtmeye ve başka işler yapmaya kalkışarak Ulusal Güçlere leke sürmeye çalıştığı” ifadelerini içeren şifre, Mustafa Kemal Paşa’ya ulaşır. Kaymakam’ın değiştirilmesi istenmektedir.

Acaba gerçek böyle midir?

Atatürk şöyle der: “Efendiler, bu Yahya Kaptan sorunu, devrimin önemli bir evresine girdiği ve çok anlamlı olduğu için, biraz ayrıntılı bilgi vermeyi uygun buluyorum.”

Ortam son derece karışıktır. Kurulan çetelerin, özellikle Hristiyan halk üzerine saldırtılması ve işlenecek cinayetlerin Kuva-yı Milliye üzerine atılması amaçlanmaktadır. Bu girişimler, az çok memleketin her tarafında filiz vermeye başlamakla birlikte, en önemli gelişme ve etkinlik, İstanbul’a yakınlığından dolayı, Biga, Balıkesir ve özellikle İzmit, Adapazarı, Bolu dolaylarında dikkat çekecek bir görünüm oluşturuyordu.” der Atatürk.

Bu durum karşısında olağanüstü önlemler almak, girişimlerde bulunmak gerekmektedir. İzmit bölgesinde düşünülen yöntem “silâhlı millî birlikler” kurmaktır. Bu amaçla oluşturulan en önemli birlik, “Yahya Kaptan diye tanınan bir özverili vatanseverin birliği” dir.

Karakol Cemiyeti’ne bağlı Menzil grubundan olan Yahya Kaptan, Nutuk sayfaları içinde en çok yer alan isimdir. Atatürk’ün, “fedakâr bir vatansever” olarak tanıttığı kişidir.

Sivas Telgraf Merkezi’ne gelen bir bilgiye göre, çok ivedi bir telgraf İstanbul tarafından durdurulmuştur. 4 Ekim 1919’da Kuşçalı Merkez’den çekilen “Yahya” imzalı telgrafla durum netleşir: “Önemli ve çok ivedidir. Ben kulunuz size iki gün evvel İzmit’ten salık verilen Yahya’yım. Emriniz üzere, telgraf başında emirlerinizi almaya geldim. En geç yarın akşama kadar Kuşçalı telgrafhanesindeyim.”

Kuşçalı, Üsküdar ile Gebze arasında bir köydür. Yahya Kaptan, İstanbul’dan telgrafın çekilmediğini anlayınca, kendisi Kuşçalı’ya gitmeden telgrafı Kuşçalı merkezine göndererek çektirmiştir. Mustafa Kemal Paşa şu emri verir:

“Bulunduğunuz bölgede güçlü bir örgüt oluşturunuz. Adapazarı Kaymakamı Tahir Bey kanalıyla bizimle bağlantı kurunuz. Şimdilik hazır bulununuz.”

Yahya Kaptan bu emir üzerine örgütünü kuracak, İstanbul’la ilişkili olan çevrelerde aylarca hain çetelerle mücadele edecek ancak İstanbul hükümeti tarafından acıklı bir şekilde şehit edilecektir. Her ne kadar bu olay sonraki aylarda da olsa, Atatürk konuyu atlamak istemez ve  ayrıntılarıyla verir Nutuk’ta.

24 Kasım 1919’da Kartal merkezden, Binbaşı Ahmet Necati Bey’den gelen telgrafa göre; “Köy içinde suçsuz adamları öldürmek, bucak müdürünü herkesin gözü önünde dövmek, köylerde zorla para ve mal almaktan ötürü Yahya Kaptan’ın hükûmete teslim edilmesi zorunlu olmuştur.” İçişleri Bakanlığı, Yahya Kaptan’ın teslim edilmesini istemektedir.

Mustafa Kemal Paşa, durumu İzmit Birinci Tümen Komutanı’ndan sorar ve “Başlangıçtan beri Millî Harekât’a iyi hizmeti görülen bu kişinin, memleketimizin bu bunalımlı zamanlarında, hükûmete teslimi hiç uygun görülmemekte olduğundan işin, hükûmetin de etkisini dikkate almak sureti ile, Yahya Kaptan’ın bu aralık yasal kovuşturmadan kurtulması işinin bir yola konması, Kartal’da Necati Bey’e gereken direktifin verilmesi ve sonucun bildirilmesi önemle rica olunur.” der.

26 Kasım’da ise Gebze Kazası Milis Komutanı Yahya imzalı telgraf ulaşır Mustafa Kemal Paşa’ya: “Ulus adına çok rica ediyorum; bugünlerde Binbaşı Necati Bey’in görevini kötüye kullanmaları, Ulusal Güçleri lekelemektedir. Hemen soruşturma yapılmasına emir buyurulmasını rica ederim.”

Birinci Tümen Komutanı Rüştü Bey’in telgrafı Yahya Kaptan’ı doğrulamaktadır: “Şimdiye kadar yaptığım soruşturmaya göre Yahya Kaptan’ın adam öldürme, bucak müdürünü dövme gibi işler yapmadığı ve Binbaşı Necati Bey denilen kişinin, kendi kişisel çıkarını sağlamak için Yahya Kaptan’ın vücudunu ortadan kaldırmak amacını güttüğü ve bu yolda size telgrafla başvuruda bulundukları zaman, Yahya’yı da aldatıp yanına getirterek öldürtmek önlemleri yapılmışken Yahya işi sezerek kendisini kurtarmış olduğu anlaşılmıştır. Soruşturmayı gereği gibi derinleştiriyorum. Sonucu bilginize sunarım.”

Tümen Komutanı’ndan gelen çok ayrıntılı ek telgrafa göre de; Binbaşı Necati, Kuva-yı Milliye’den görünerek Arnavut Küçük Aslan çetesi ile işbirliği yapmaktadır. Gebze Jandarma Yüzbaşısı Nail Efendi de işin içindedir; amaçları keselerini doldurmaktır. Para için zengin insanları dağa kaldırmak da yaptıkları işler arasındadır. Yahya Kaptan bunlara engel olduğu için onu ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar. Hayatı tehlikede olan Yahya Kaptan bu bölgede kalmak istemez ancak kalması için ikna edilir. Gebze Kaymakamı da Yahya Kaptan’dan yanadır.

Mustafa Kemal Paşa durumu Savaşişleri Bakanı Cemal Paşa’ya bildirir, İstanbul örgütünden de işi izlemelerini ister. 19 gün sonra İstanbul örgütünden garip bilgiler gelir. Örneğin; “Güvensizliğin başlıca yaratıcıları Yahya Kaptan’la arkadaşı Kara Aslan ve Alemdağı’nda dolaşan Sadık çeteleridir… Yahya Kaptan şımarıktır… Küçük Aslan çetesi kendisini değişik araçlarla suç gizlemeye sürüklemiştir… Gebze Kaymakamı’nın bir an önce kaldırılarak Rum ve Ermeni entrikalarına son verdirilmesi… vs.”

Atatürk şöyle der: “Efendiler, bu bilgiler arasında, benim bilmediğim noktalar vardı. Örneğin; benim, Küçük Aslan çetesinden ve onun gözde olmasından haberim yoktu. Bu çeteye, Necati Bey aracılığıyla para verdiğimi hiç anımsayamıyordum… Yahya Kaptan’ın, verdiğimiz direktife uyarak, düşman çetelerini ortadan kaldırmaya ve hiç olmazsa, onların Hristiyan halka saldırarak düşmanın amacını sağlamaya yönelik her girişimlerini sonuçsuz bırakmaya çalıştığını pek iyi biliyorduk.”

Mustafa Kemal Paşa, Tümen Komutanı’ndan, çelişkili görülen bilgileri güvenilir kaynaklardan tekrar soruşturmasını ister. Komutan Rüştü Bey’den çok uzun bir cevap gelir. Bazı satırlarını aktaralım:

Komutan’ın Gebze Kaykamı Mehmet Nurettin ile yaptığı yazışmalara göre; “Dövüldüğü söylenen Bucak Müdürü Burhanettin Bey, Yahya Kaptan tarafından dövülmediğini ve saldırıya uğramadığını resmî ve yazılı olarak bildirmiştir…  Yahya Kaptan hakkında hükûmete ve adliyeye adam öldürme hakkında hiçbir taraftan başvuru ve şikâyet olmamıştır… Küçük Aslan çetesi Yahya Kaptan’a öteden beri düşmandır… Dağa adam kaldırma işleri ve cinayetler bu çetenin işidir… Yüzbaşı Nail Efendi’nin koruması ve eli altında iken sayısı on sekize varan çete, bugün Binbaşı Necati Bey’in emrine verilmiştir… Kendilerine ellişer lira aylık bağlama yoluna gidilmekte olduğu haber alınmış olup köyleri soymaktan vaz geçmedikleri açıkça bellidir.”

Bu bilgiler ulaşmadan önce, Yahya Kaptan’ın Tavşancıl’da kuşatıldığı haberi gelir. Bunu yapan “İstanbul’dan gelen bir askerî birliktir.” Hemen İzmit’teki Tümen Komutanlığı’ndan durum sorulur. Yahya Kaptan’ın kuşatılmasına ve tutuklanmasına” razı olunmadığı bildirilir.

Gelen iki ayrı telgrafa göre; iki bin kişilik bir kuvvet Ulusal Güçler Komutanı Yahya Bey’i kuşatmıştır ancak Yahya Kaptan henüz ele geçmemiştir.

Mustafa Kemal Paşa’nın yaveri Cevat Bey’den gelen telgrafa göre de; Jandarma kuvvetleri, Bandırma vapuru ile -ışıkları söndürülerek- Hereke’ye varmış, Tavşancıl kuşatılmış, birçok ev basılmıştır. Köy ihtiyar heyeti, Yahya Kaptan’ı teslim etmezse ya da bulunduğu yeri söylemezlerse, Tavşancıl, insanları ile birlikte yakılacaktır. Yahya’nın ortadan kaldırılması ile Marmara bölgesini elinde tutan, her gün İngilizler ve Fransızlar tarafından silâhlandırılan Rumlar ve İstanbul’daki reziller pek büyük başarı kazanacaktır. İzmit, Adapazarı ve İstanbul dolaylarında birçok karıştırıcı çete doğacaktır.

Yahya Kaptan’ı izlettiren Savaşişleri Bakanı Cemal paşa’dır.

İzmit Tümen Komutan Vekili’nden 9 ve 10 Ocak’ta gelen iki telgrafa göre -duyulanlara dayanılarak- iki çatışmadan sonra Yahya Kaptan öldürülerek ele geçirilmiştir. (1920)

Atatürk’ün “dıştan bakılınca önemsiz gibi görülebilecek olan bir olayı kanıtlara ve belgelere dayanarak” anlatmasının nedeni: “böyle çirkin bir cinayetin işlenmesine aracılık etmeye sürükleyen nedenlerin ve etmenlerin incelenmesinden gerçekten ibret alınması gereken sonuçlar elde edileceğine” inanmasıdır.

Devam edecek

Canan Murtezaoğlu

Dinlemek için tıklayın

 

SİTE, NUTUK; 7. Dosya, s.300-349