Tam bağımsız Türkiye

1960’lı yıllar gençlerin “devrimci” ve “Atatürkçü” direnişine sahne olmuştu. Amerikan emperyalizmine karşı örgütlü gençler mücadele ediyor, kitleler çoğalıyordu. Üniversite boykot ve işgalleriyle haykırıyordu gençler; “tam bağımsız Türkiye,” diye. Haksızlığa karşı mücadele ediyor, sömürüye karşı çıkıyorlardı. Gözaltılar ve şiddetle bastırılmaya çalıştılar ama gençlik susmadı, yılmadı, yıkılmadı!

Missouri zırhlısı 1946’da İstanbul’a geldiğinde, yapılan karşılama Amerikalıları bile şaşkınlığa uğratacak seviyedeydi. Türkiye-ABD yakınlaşması, yapılan anlaşmalar, ayrıcalıklar, NATO’ya giriş derken toplumun her alanında Amerikan etkisi fark edilir olmuştu. Bütün bu tavizlere karşılık Kıbrıs olaylarında ABD’nin Türkiye karşıtı tutumu ve Johnson Mektubu, Orta Doğu’da İsrail yanlısı tavrı, gençlerin Amerikan karşıtı düşüncelerini güçlendiriyordu. 1968’de ABD 6. Filo’su Türkiye’ye geldiğinde antiemperyalist gençlerin cevabı belliydi: “Defol!”

Bu mücadelenin başını çeken öğrencilerden biriydi Deniz Gezmiş… 1968 yılında Devrimci Öğrenci Birliği ve Devrimci Hukukçular Örgütü’nü kurmuştu. İlerleyen günlerde adından söz ettirecek, bir sembol olacaktı.

Devrimci oluşumlar, 1 Kasım 1968’de Samsun’dan Ankara’ya “Tam Bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal Yürüyüşü” nü düzenlediler. 1968’in en unutulmaz gençlik eylemlerinden biri olan bu yürüyüşün sonunda 10 Kasım günü Ankara’ya, Ata’nın huzuruna geldiler. Yürüyüşe katılan Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının düşüncesi, tam bağımsız Türkiye için, Amerikan emperyalizmine karşı tek yol, milli kurtuluş mücadelesiydi.

Amerikan karşıtı eylemler yurdun her tarafında etkisini gösterdi. Fakat protestolardan rahatsız olanlar da vardı. Amerikan destekçisi hareketler “Komünizmle Mücadele” adı altında örgütleniyor ve harekete geçmeyi bekliyordu. O dönemin en dehşet veren olayı şüphesiz 16 Şubat 1969’da yaşanmıştı. Tarihe “Kanlı Pazar” olarak geçen gün; Beyazıt’tan Taksim’e “Emperyalizm Karşıtı” yürüyüş yapan devrimci gençlere, gericiler bıçaklar ve sopalarla saldırmışlardı.

Mücadelenin şiddeti artıyor Amerikan askerleri tartaklanıp denize atılıyordu. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının; üniversite işgalleri, büyükelçi protestosu ve İş Bankası soygunun ardından son ses getiren eylemleri dört Amerikan askerinin kaçırılması oldu. Askerler 9 Mart 1971 tarihinde serbest bırakıldı fakat Deniz Gezmiş ve arkadaşları aranıyorlardı. Deniz Gezmiş, 16 Mart 1971 Salı günü Sivas’ın Gemerek ilçesinde yakalandı ve 18 Mart günü tutuklandı. Yusuf Aslan 23 Mart 1971, Hüseyin İnan ise 24 Mart 1971 tarihinde tutuklandı.

Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanmaları başlamıştı. Duruşma yargıcı sordu: Mahkemeye itimadınız var mı?

Deniz Gezmiş, “Mahkemeye asla güvenim yoktur. Mahkeme diye böyle bir yerde bulunmaktan utanç duyuyorum,” dedi. Yusuf Aslan da “Mahkemeye güvenim yoktur,” derken Hüseyin İnan, “Mahkemeye güvenim yoktur. Sıkıyönetim Mahkemeleri’ni yargı organı olarak kabul etmiyorum,” dedi.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları ortak bir savunma hazırlamışlardı. Savunmalarına şöyle başlamışlardı:

“Toplumların tarihi, ezenler ve ezilenler arasındaki mücadelelerin tarihidir. Çağımıza kadar bu mücadelelerde ezilenler daima yenilmişlerdi. Fakat 20. yüzyıl tarihimiz, ezenlerin barbarlığına ve bütün baskılarına rağmen ezilenlerin kurtuluşuna sahne olmaktadır.”

“Günümüzde ezenleri temsil eden ve çıkarı uğruna yoksul ulusları boyunduruğu altında tutan EMPERYALİZM’dir. İnsanlık tarihi gericiliğin, barbarlığın ve vahşetin son kalesi olan emperyalizmin de sonunu müjdeliyor. Bütün ezilen uluslar, emperyalizme her gün darbe üstüne darbe vuruyorlar. Asırlardır ezenlere karşı mücadelelerde hayatlarını feda edenlerin çabaları boşa gitmemiştir. Dünyamız zafer türkülerini söylemek üzeredir. Ezenlere karşı verdikleri mücadelelerde ölen tüm ezilenlere selam olsun!”

“Yurdumuzun bağımsızlığı için giriştiğimiz bu kavgada Kurtuluş Savaşı’mızda şehit olanların onurlarını ve ulusumuzun kaderini korumaya kararlı olduğumuzu bildiriyoruz. Kurtuluş Savaşı’mızın tüm şehitlerine selam olsun. Çağımıza damgasını vuran en güçlü silah bağımsızlık ve kurtuluş savaşlarıdır. Emperyalizme karşı verdikleri mücadelelerinde başlarını eğmeden kahramanca savaşan tüm ezilen uluslara selam olsun. İşçiler, köylüler, öğrenciler ve tüm yurtseverler gericilere kahramanca karşı koymuşlar ve bu uğurda birçokları şehit olmuştur. Emperyalizme ve onun emrindeki uşaklara karşı verdiğimiz kutsal bağımsızlık kavgamızın şehitlerine selam olsun…”

9 Ekim 1971 günü emperyalizme karşı halk savaşı veren üç genç, ölüme mahkûm edildi. Duruşma yargıcı tarafından idam cezası okunduğu sırada Deniz Gezmiş; yumruğunu havaya kaldırarak bağırdı: “Yaşasın bağımsız Türkı̇ye!” Sonra Yusuf, Hüseyin ve diğerleri devam etti: “Yaşasın bağımsız Türkı̇ye!”

Deniz’le Yusuf, dışarı çıkınca birbirlerine “vatan sağ olsun” diyerek sarılmış ve sonra kelepçelenip götürülmüşlerdi.

İdam cezalarının onaylanması için 24 Nisan 1972’de yapılan Meclis oturumunda CHP Grubu adına konuşan Genel Başkan İsmet İnönü, “Siyasi suçlardan dolayı idam cezasına karşıyız,” demiş ve sonraki Genel Başkan Bülent Ecevit ile birlikte ret oyu kullanmıştı. 48 ret oyuna karşılık 273 kabul oyu neticesiyle karar Meclis’ten geçmiştir. CHP’nin önceki ay Anayasa Mahkemesi’ne açtığı iptal davası, infazı 50 gün geciktirse de yeterli olmamıştı.

Deniz, Yusuf ve Hüseyin’le son görüşmesine ilişkin anılarını Avukat Orhan İzzet Kök şöyle anlatıyor:

“Tek tek üçüyle de görüştüm, bu onları son görüşümdü. İnfazlarla, dışarıdaki politik ortamla ilgili bazı şeyler sordular. Tam ayrılacağım sırada Hüseyin, ‘Toprak ve Tarım Reformu Ön Tedbirler Yasa Tasarısı’ndan bir tane elde edip kendisine getirmeye çalışmamı rica etti. Tasarının köylüye ne getirip götürdüğünü öğrenmek istiyordu. Donup kalmıştım. Her an ölüme götürülmesini bekleyen bir insan, o zamana kadar hücresinde, adı reform olan bir toprak yasasını okumak istiyordu.”

6 Mayıs 1972 günü idam edildi Deniz, Yusuf, Hüseyin. “Yaşasın Türkiye halkının bağımsızlığı; yaşasın işçiler, köylüler, devrimciler!” diyerek gittiler. Arkalarında büyük bir miras bıraktılar. “Üç Fidan” ı idam edilişlerinin 49. yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.

Umut Bingöl – Tarih Öğrencisi

Dinlemek için tıklayın

 

PAYLAŞIM: