Osmanlı’dan günümüze tarım (3)


Mustafa Kemal Atatürk: “Çabuk bana bir din bul… Ağaç dini. Bir din ki ibadeti ağaç dikmek olsun!”

Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat kurduğu beş çiftlikten bahsederken bunlardan Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ)’nin hikâyesini önceki yazıda vermiştik. Bu kez Yalova Çiftliği’nden bahsedelim.

Yalova çiftliği iki kısımdan oluşmaktadır. Yalova’nın doğusunda ve sahilinde bulunan kısım Baltacı, Yalova’nın batısında bulunan kısmı Millet Çiftliği adıyla anılmaktadır. Çiftlikte zeytin dışında tarla bitkileri (yoncalık), Amerikan asma fidanlığı, bağ, meyve fidanlığı ve sebzelik vardır. Ayrıca çiftlikte sığır, koyun, tavuk ve arıcılık da yapılmaktadır.

Yalova Çiftliği’nin 220 dönümlük zeytinliği Atatürk çiftlikleri kapsamına alınınca bilimsel bir bakıma tabi tutulur. Dışarıdan yüksek kalitede zeytin fidanları getirilerek mevcut zeytin ağaçlarına katılır. Günümüzde zeytinciliğin bitirilmesi için ısrarla çıkartılan kanunları düşünecek olursak Atatürk’ün o yıllarda zeytine verdiği değer çok daha iyi anlaşılır.

Atatürk bu çiftliği çok sevdiği için çiftliğin bir köşesine küçük bir köşk yaptırmıştır. İnşaat yükselirken çınarın bir dalının kesilmesi ihtiyacı doğmuştur. Atatürk, dalın kesilmesine razı değildir.  Planda bir değişiklik yapılır ve köşk beş metre civarında doğuya doğru kaydırılır. Bu kaydırmadan dolayı köşke sonraki zamanlarda “ Yürüyen Köşk” adı verilir.

Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar, “Kıyamet kopuyor olsa ve birinizin elinde bir fide bulunsa, kıyamet kopmadan onu dikebilirse bunu hemen yapsın!”  diyen Hz. Muhammed Mustafa’nın -selâm olsun- vasiyetini Mustafa Kemal Atatürk’ten daha iyi yerine getiren bir siyasî lider var mıdır?

Bu arada çiftliğin 2012 yılında Yalova Belediyesi tarafından, 80 dönümlük arazisinin Belediye Meclis kararıyla önce konut alanı daha sonra da turizm alanı olarak imara ve ihaleye çıkartıldığını; beş ayrı parselden satışa çıkarılan arazinin büyük bir bölümünün Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdüllaziz’e ait olan Meros firmasına satıldığını belirtmeden geçmeyelim.

Büyük çiftçi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’daki Orman Çiftliği ile Silifke’deki Tekir ve Şövalye; Tarsus’ta Piloğlu; Yalova’da Baltacı ve Millet; Dörtyol’da Karabasmak çiftlikleri ile yine Dörtyol’da portakal bahçesinin tamamını hazineye yani milletine hediye etmiştir.

1931’de Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti tarafından ülkenin tarımsal sorunlarını ortaya koymak ve bu sorunlara çözüm yolları önermek amacıyla “Birinci Ziraat Kongresi” düzenlenir. Cemiyet, incir, üzüm, pamuk ve zeytin üretimi hakkında iki ciltlik kapsamlı bir rapor yayınlar. 

1934’te tüketim mallarının üretimine ve ithal ikamesine (ithalatın azaltılıp, yurtiçinde üretilmesi) dayanan “1. Sanayi Planı” hazırlanıp uygulamaya konulur. Amaç, tarım kesimini içeren mevcut gıda ve dokuma sanayi tesislerinin genişletilmesi ve gerekli olduğu takdirde yenilerinin yapılması, yatırım ve ara malı üreten sanayilere öncelik verilmesidir.

Cumhuriyet döneminde çağdaş anlamda tarım eğitimi için Atatürk’ün direktifiyle Ankara Ziraat Yüksek Mektebi, (daha sonra Yüksek Ziraat Enstitüsü) İstanbul, Bursa, İzmir ve Adana’da birer orta ziraat okulu açılır.  Bu okullarda çalıştırılacak yabancı uyruklu profesör ve uzmanlar ile ustalar hakkında kanun çıkarılır.

Bu enstitüler yanında;  Zirai Mücadele merkezleri, hububat, pamuk, patates, mısır, ipek böcekçiliği, yonca, zeytin, incir, bağcılık ve narenciye ile sıcak iklim nebatları ıslah istasyonları oluşturulur. Tarım âletleri, makineleri ve ilaçlarının satın alınarak halka tanıtılması amacıyla 1937 yılında Zirai Kombinalar İdaresi kurulur. Ayrıca, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Kastamonu gibi büyük merkezlerde ziraat ameliyat mektepleri; haralarda hayvan bakımı, binicilik ve nalbant okulları; tavukçuluk, arıcılık merkezleri; fidanlıklar ve deneme tarlaları tesis etmek suretiyle de çiftçinin ziraat bilgisini artırmak ve desteklemek yolunda önemli hizmetler hayata geçirilir.

1920-1938 yılları arasında içlerinde; Köy Kanunu, Buğday Koruma Kanunu, Orman Kanunu, Fındık, Narenciye ve Çay Yetiştirilmesi Hakkında Kanun; Fidanlık Kanunu, İpek Böceği Kanunu, Hayvan Islah Kanunu, Ağıllar Kanunu, Yabani Ağaçların Aşılanması Hakkında Kanun, Merinos Yetiştirilmesi ve Çiftlikleri Hakkında Kanun, Pamuk Islah Kanunu, Çeltik Kanunu, Kara Avcılığı Kanunu, Tütün ve Tütün İnhisarı Kanunu ve Çeltik Kanunu olmak üzere tam 58 kanun çıkarılmıştır.

Burada önemi gereği Köy Kanunu’ndan kısaca bahsedelim. Bu yasa ile kalkınmanın köyden başlaması gereği vurgulanmış, köylere hukuki bir kişilik tanınmış ve ilk defa köy toplulukları özerk bir yapıya kavuşturulmuştur. Köye tanınan özerklik ile birlikte, seçilen yönetsel organlara ve köy halkına köy yaşamı için gerekli alt yapı ve benzeri hizmetleri yapma ve daha iyi yaşam koşulları yaratma yükümlülüğü getirilmiştir. Böyle bir yaptırımın temel özelliği, toplumu kalkınmaya, çağdaşlaşmaya ve daha iyi yaşam koşulları oluşturmaya yönelik olmasıdır. Günümüzde Büyükşehir Belediyesi statüsüne sahip otuz ildeki 16 bin 220 köy ve 1053 beldenin bir gecede nasıl ve neden mahalleye dönüştürüldüğünü yeri geldiğinde anlatacağız.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, köylünün büyük bir kısmının topraksız olması, tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Atatürk, çalışan Türk köylüsüne işleyebileceği kadar toprak temin etmeyi ve böylece memleketin üretimini zenginleştirmeyi başlıca çarelerden biri olarak görmekte “Her Türk çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa malik olması behemehâl lazımdır.” demektedir.  Hemen harekete geçilir ve köylüyü toprak sahibi yapmak için bazı kanunlar çıkarılır. 1925’te kabul edilen bir kanunla birlikte; Devlete ait arazilerin, uygun bir arazi yoksa devlet tarafından arazi alınıp köylüye dağıtılmasına başlanır. İlk on yılda köylüye 1.077.526 dönüm arazi dağıtılır. Toprak sahibi olan köylünün toprak, tohumluk, tarım araçları borçlarının yirmi yılda ödenmesi sağlanır.  İlk işletilen arazi, yeni yetiştirilmeye başlanan fidanlıklar, bağlar ve zeytinliklerden belirli bir süre için vergi alınmaması kuralı kabul edilir.

Atatürk, çiftçinin topraklandırılması konusunu Meclis açış konuşmalarında her zaman gündeme getirmekte; “Toprak kanununun bir neticeye varmasını, Meclis’in bu konuda gayret göstermesini beklerim. Her Türk çiftçi ailesinin, geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması, ne olursa olsun, lazımdır. Vatanın sağlam temel ve imarı bu esastadır…” uyarısında bulunmaktadır. Topraksız halka toprak dağıtarak, ülke genelindeki verimsiz toprakların verimli hale getirilmesini, böylelikle hem tarımın kalkınmasını hem de köylünün ekonomik özgürlüğüne kavuşmasını amaçlamaktadır.

Ülkede nüfusa göre yeterince tarıma elverişli toprak vardır. 1929 yılında bir kanun çıkarılır; “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu”.  Ancak savaşın neden olduğu olumsuzluklar ve dünyadaki ekonomik buhranın Türkiye’ye yansıması sonucunda kanun, uygulanamaz. 1930 yılında “Arazi Tevzi Kararnamesi” çıkarılarak devlet arazilerinin bir bölümünün dağıtılması düşünülür ancak bunda da başarı sağlanamaz.

1934’e gelindiğinde topraksız ya da az topraklı köylüyü toprak sahibi yapmayı amaçlayan bir kanun daha çıkarılır; “İskân Kanunu”.  Bu kanunla ikiden çok nüfuslu ailelere 6-l5 hektar arasında toprak ile çift hayvanı, araç-gereç, tohumluk, ahır, samanlık gibi yerlerin verilmesi öngörülür. Aynı yıl çıkarılan Tapu Kanunu ile de sahipsiz toprakları imar edenlere bedelsiz tapu verilmesi hedeflenir. Önceki yıllarda isyanları ve aşiret düzenini kırabilmek için Doğu’da yaşayan Kürt aileler Batı’ya göç ettirilmiş; Batı’daki aileler de Doğu’ya gönderilmişti. İşte bu İskân Kanunu, Batı’dan ve Doğu’dan göç ettirilen ailelere de Devlet tarafından toprak dağıtılmasını öngörmekteydi. Ancak bu yasa da tıpkı öncekiler gibi başarılı olamaz.

Devam edecek…

Tülay Hergünlü – SMMM

 

Dinlemek için tıklayın

 

Yararlanılan Kaynaklar:
Ali Ekber Yıldırım; Atatürk Dönemi Tarım Politikası, 10 Kasım 2020 (https://www.tarimdunyasi.net)
Yaşar Semiz, Atatürk Çiftlikleri ve Bunların Hazineye Devri (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/25785)
https://ataturkilkeleri.deu.edu.tr/pdf/dergisayi6-7/cilt2_sayi6-7_turkan_cetin.pdf
Kâmuran Ardıç; Atatürk’ün Tarım ve Orman Sevgisi ve Tarım Alanındaki Gelişmeler (https://belleten.gov.tr/tam-metin/1953/tur)
https://www.tarimdunyasi.net/2020/11/10/ataturk-donemi-tarim-politikasi/
Ziraat Fakültesi – “Atatürk ve Tarım” http://ziraat.akdeniz.edu.tr/ataturk-ve-tarim
Tülay Hergünlü;  İngiliz Sicimi’nden Amerikan Bezi’ne-Türkiye’nin Hafızası-1914-1980