Onlar, darağacında bile “Bağımsız Türkiye!” diye haykırdılar! (2)


’68 gençliği ABD emperyalizminden rahatsızdır ve bunu da her fırsatta eylem ve söylemleriyle dile getirmektedir. 1946’da çizgisi emperyalizmden yana kayan Türkiye’nin, yeniden Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlık çizgisine geri dönmesi istenmektedir. Deniz Gezmiş ve arkadaşları ABD’nin 6.Filosu’nun Türkiye’ye geleceğini haber almışlardır. Filo’yu karşılamak için bir dizi eylem kararı alırlar. 

Şubat ayında 6. Filo Türkiye’ye gelir ve ilk durağı olan İzmir Limanı’na yanaşır. 6. Filo, Missouri’ de olduğu gibi “Welcome” mahyasıyla değil, “Go Home Yankee” pankartıyla karşılanır. Antiemperyalist öğrenciler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, ABD emperyalizminin simgesi durumundaki 6. Filo’nun İzmir’e girmesini protesto ederler.  Filo’ya “Defol!” diye bağıranların içinde en dikkat çeken grup ise İzmir genelevlerinde çalışan kadınlardır. İzmir genelevleri, ABD askerlerine kapılarını kapatır.

10 Şubat’ta 6. Filo gemileri İstanbul limanına gelir. İstanbul’da da ABD karşıtı yürüyüşler çoğalır. Çemberlitaş’ta başlayan “Kızlar Yürüyüşü” nde taşınan pankartlarda “Türkiye 6. Filo’nun genelevi değildir”, “Türk Kadını onurunu koruyacaktır”, “Amerikalı it, evine git”, “Ya istiklâl ya ölüm” yazmaktadır.

16 Şubat’ta antiemperyalist gençler ve işçiler Beyazıt’tan Taksim’e “Emperyalizme karşı Mustafa Kemal yürüyüşü” başlatırlar. Binlerce insan Taksim’de toplanır. En önde Türk bayrağı, arkada ise şu pankartlar yer almaktadır:

“Geldikleri gibi gidecekler”, “Emperyalizm ve yerli uşaklarına karşıyız”, “Öleceğiz, Atatürk’ün yolundan dönmeyeceğiz”, “Amerikan iti toprağımızda havlayamaz”, “İstanbul, Amerikan genelevi, Türk kızları Amerikan cariyesi olamaz…”

Böylesine büyük bir halk tepkisine rağmen 6. Filo Kabataş açıklarında beklemektedir.

’68 kuşağının antiemperyalist gösterileri, bu gösterilerdeki sol sloganlar, Türk-İslamcı zihniyetini rahatsız eder. Türk-İslamcılar, İlim Yayma Cemiyeti, Türk Talebe Birliği, Komünizmle Mücadele Derneği gibi derneklerle örgütlenirler.  İlave olarak sol gösterilere karşı “Kırklar Komitesi” adıyla bir “direniş komitesi” kurarlar. O gün o komitede yer alan Abdullah Gül, yıllar sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 11. Cumhurbaşkanı olacaktır! 

Amerikan 6. Filosu’na karşı eylem yapan öğrencileri, “din düşmanı”, “vatan haini” gibi gösteren ve yaptıkları yayınlarla ABD’nin ekmeğine yağ süren gazeteler ve gazeteciler iş başındadır.  Mehmet Şevket Eygi ve sahibi olduğu Bugün Gazetesi kışkırtıcı yayınlar yapar. MTTB, “Bayrağa saygı toplantısı” gerçekleştirir. Komünizmle Mücadele Derneği ise, “Camiye Saygı” mitingi düzenlemek bahanesiyle Türkiye’nin dört bir yanından vatandaşları İstanbul’a toplar. Sözde “Cami’ye Saygı” mitingi ne ilginçtir ki 6. Filo’nun tam karşısındaki Dolmabahçe Camii’nde yapılacaktır. Bir nevi 6. Filo’yu koruma mitingi görünümündedir.

Büyük emperyalist plan tıkır tıkır işlemektedir.  Türkiye Cumhuriyeti’nin Müslüman gençleri; sağcısıyla ve solcusuyla birbirine düşman edilmiştir. Düşündürücü olan ise iktidarın tutumudur. Tarafsız olması gereken hükümet belli etmemeye çalışsa da her fırsatta tavrını sağ ve muhafazakâr görüşten yana kullanmaktadır.

Gazeteci Mehmet Şevket Eygi kan ve kışkırtma kokan yazılarını yayınlamaya devam eder;

 “Büyük fırtına patlamak üzeredir. Müslümanlar ile kızıl kâfirler arasında topyekûn bir savaş kaçınılmaz hale gelmiştir… Müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. Ben namazımı kılar, tespihimi çekerim, etliye sütlüye karışmam deyip de zulüm edenlerden olma, gözünü aç bak… Komünizm küfrüne karşı derhal silahlan. İslam’da askerlik ve cihat ihtiyâri değil, mecburidir… Cihat eden zelil olmaz. Sağ kalırsa gazi olur. Canını veren şehitlik şerefini kazanır… Ezanlar susturulmasın, Müslümanlar komünizmle çarpışan devlet kuvvetlerine yardımcı olsunlar.”

Eygi’nin “kızıl kâfir” nitelemesi, Müslüman “solcu” gençlik olsa gerektir.

Komünizmle Mücadele Dernekleri Genel Başkanı İlhan Darendelioğlu da; “Pazar günü komünistler miting yapacak, biz bu mitingde savaşacağız. Silahı olan silahıyla, olmayan baltasıyla gelsin.” çağrısında bulunur.

Bu savaş çığırtkanları; tam bağımsızlığı savunan, ABD karşıtı ve “dinsiz” diye nitelendirdikleri antiemperyalist Türk “solcu” gençlik ile ABD yanlısı Türk “sağcı” gençliği karşı karşıya getirirler.  Solcu gençlik, “Yankee go home” diye bağırırken, sağcı gençlik, “Komünistler Moskova’ya” diye bağırmaktadır.

Kısaca, bir tarafta ABD emperyalizmine karşı çıkanlar ile ABD emperyalizmine karşı çıkanlara karşı çıkanlar yani tüm Türk gençliği sahalara inmiştir. 16 Şubat 1969 Pazar günü, kamyonlarla ve otobüslerle Anadolu’nun her yanından İstanbul’a taşınanlar, Dolmabahçe’de demirli 6. Filo’ya ait bir gemiyi “kıble” yapıp “cihad” namazı kılarlar.  Namazın ardından;

“Ya tam susturacağız, ya kan kusturacağız”, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” sloganlarıyla Taksim’e yürürler. Burada binlerce “sağcı” gence bomba, taş, sopa, satır dağıtılır. Taksim’e antiemperyalist gençlik liderlerinin yani Denizlerin, Mahirlerin resimleri asılır ve “görüldüğü yerde öldürün” ilanları ile bu gençler hedef haline getirilir.

Hiçbir şeyden habersiz ve korunmasız halk, Taksim Meydanı’na girdiğinde karşılarında “milliyetçi” “sağcı” gençleri ve onlara destek veren Türk polisini bulur. Taksim’de bir anda âdeta kıyamet kopar. Ellerindeki bombalar ve bıçaklarla saldıran “dinci ve sağcı” Türk gençliği, “solcu” Türk gençliğinin üzerine saldırarak pek çok kişiyi yaralar. Bu arada Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan isimli gençler bıçaklanarak öldürülür. Polisin saldırganları engellememesi ülkede infial yaratır. Türk gençliği birbirinin gırtlağına çökerken, dönemin İçişleri Bakanı Faruk Sükan olayları, “Sağcılara Molotof atan solcuların” çıkardığını açıklar ve sorumlu olarak TİP’i gösterir. Tarihe “Kanlı Pazar” olarak geçen olaylar hakkında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ise;

“Bunlar hür olan memleketlerin işaretidir” gibi garip bir cümle sarf eder. Olayların ve işlenen cinayetlerin asıl faili ABD ve içerideki işbirlikçileridir ancak Demirel bu gerçeği görmezden gelmektedir.

O günlerde Mehmet Şevket Eygi’nin, ABD 6. Filosu’nun önüne yatmasının nedeni ise çok sonradan ortaya çıkacaktır. Kanlı Pazar’dan tam 20 gün sonra Cidde’den gönderilen 350 bin dolar, Mehmet Şevket Eygi adına Hollanda’da bir bankaya yatırılmıştır.*

Tülay Hergünlü – SMMM

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:
Tülay Hergünlü, İngiliz Sicimi’nden Amerikan Bezi’ne
*München Commerzbank a.g.jurnalist Mehmet Şevket Eygi.  Konte No: 86473/4936, Tarih: 8.3.1969. Cengiz Özakıncı’dan aktaran: Gürkan Hacır, “6. Filo’yu Kimler Kıble Yapıp Namaza Durdu?”, Akşam, 12 Aralık 2010