“Netice görmeseydim, başlamazdım.” Sivas Kongresi (1)


23 Temmuz 1919’da açılmış olan Erzurum Kongresi*, 7 Ağustos’ta, Mustafa Kemal Paşa’nın, “…Tarih, bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.” sözlerinin de yer aldığı kısa bir konuşmayla son bulur. Kongre’nin açılışında okuduğu dua nedeniyle Şiran Müftüsü Hasan Fahri Efendi’ye teşekkür yazısı yazan Mustafa Kemal, Mazhar Müfit’in hatıra defterine de şu notu yazdırır: “Zaferden sonra hükûmet şekli cumhuriyet olacaktır. Bunu size daha önce bir sorunuz nedeniyle söylemiştim.”

Mustafa Kemal Paşa, Diyarbakır ve Bitlis bölgelerinde bazı kimselere mektup yazarak Milli Mücadele için destek isterken, Halide Edip’ten aldığı mektupta, “… taksim ve yok olma korkusu karşısında kendimizi Amerika’ya müracaata mecbur görüyoruz” satırlarını okur. Erzurum’da bulunan Yarbay Rawlinson’ın İngiltere Harbiye Bakanlığı’na gönderdiği raporda da, “Sonuç olarak görüşüm şu: Bu hareketin büyük başarı sağlaması için fırsat var!” ifadeleri yer alacaktır.

Sivas Kongresi için ön hazırlıklara başlayan Mustafa Kemal Paşa, bir yandan Sadrazam Damat Ferit’e; “milli irade” ye vurgu yapan bir telgraf çekecek ve “Millet, çizdiği program içinde gayet kesin ve açık adımlarla amacına yürümektedir.” diyecek, diğer yandan da Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkez Heyetleri’ne gönderdiği gizli yazı ile telgraf ve posta haberleşmesinin “hayat ve ölüm meselesi” olduğunu hatırlatacaktır.

Bu arada Sivas Valisi Reşit Paşa, orada bulunan Fransız Jandarma Müfettişi Brunot ile görüşmüştür. Endişelerini Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgrafla bildirir ve “dört taraftan işgali pek kolay olan” Sivas yerine, “işgal ihtimali pek uzak olan” Erzurum veya Erzincan’da toplanılmasını ister. Mustafa Kemal Paşa’nın cevap telgrafı ise son derece ağır ve kesin ifadeler içerecektir. Şöyle yazar: “Bendeniz ne Fransızların ve ne de herhangi bir yabancı devletin korumasına tenezzül eden şahsiyetlerden değilim. Benim için en büyük korunma noktası ve şefaat kaynağı milletimin sinesidir. Mösyö Brunot bilmelidir ki, Fransızların Sivas’ı işgale karar vermeleri kendilerine pek pahalıya mâl olabilecek yeni kuvvetlerle ve çok paralarla yeni bir harbe karar vermelerine bağlıdır.”

Sivas Valisi, bu cevap üzerine Dahiliye Nazırı’na telgraf çekecek; Mustafa Kemal ve Rauf Bey’in  yakalanmalarının ve kongrenin açılışını engellemenin “imkânsız derecede müşkül ve zamansız olduğu” na inandığını belirtecektir.

Mustafa Kemal, söylediği her sözün sorumluluğunu üstlenebilen ve asla geri adım atmayan bir şuur ve idrak örneğidir. Zaten o nedenle “büyük Atatürk” tür. Nitekim aynı günlerde annesi Zübeyde Hanım’a yazdığı mektupta da şöyle diyecektir: “… Ben birkaç güne kadar bir kongre için Sivas’a gideceğim. Her işittiğinize önem vermeyiniz. Pekâlâ bilirsiniz ki, ben yaptığımı bilirim. Netice görmeseydim, başlamazdım. Saygıyla ellerinizden öperim.”

Mustafa Kemal ve arkadaşları Erzurum’dan Erzincan’a hareket ederler. Atatürk, Nutuk’ta Erzincan Boğazı girişine yaklaştıklarında yaşananlara da kısaca değinir. Bazı jandarma erleri ve subaylar telaşlı bir şekilde otomobilleri durdururlar. Onlara göre “Dersim Kürtleri boğazı tutmuşlardır.” Boğaz tehlikelidir ve geçilemez. Bir subay, merkeze yazmış ve kuvvet gönderilmesini istemiştir. Ancak bu gelmesi beklenen kuvvet ne kadardır ve ne zaman gelecektir, belli değildir. Mustafa Kemal, “Bizim ise işimiz çok aceleydi.” der. Belirlenen günde Sivas’ta olmaları gerekmektedir, aksi takdirde “işler altüst olabilir.” Verilen karar, “tehlikeyi göze alıp yola devam” etmektir. Ancak Mustafa Kemal, bir önlem almayı da ihmal etmez. Hafif makinalı tüfeklerle donanmış bir otomobil, kendi otomobilinin önüne geçecektir. Verilen emre göre de; uzak mesafedeki ateşler önemsenmeyecek, vurulan, ölen olursa onlarla meşgul olunmayacak, eşkıya ile karşılaşma durumunda otomobillerden inilip hücum edilecek ve yol açılacak, kalanlar da otomobillere binerek hızla oradan uzaklaşacaklardır. Diğer yandan Mustafa Kemal, bunun bir plan olduğunu ve kendisini geri dönmeye zorlamak için uydurulduğunu da ifade edecektir Nutuk’ta.

Neticede Boğaz’ı geçip 2 Eylül günü Sivas’a varırlar ve halkın “candan gösterileri” ile karşılanırlar.

Sivas Kongresi, 4 Eylül saat 14.00’da açılır. Açılıştan önce Hüsrev Sami Bey, Mustafa Kemal Paşa’nın yanına gelir ve Rauf Bey ve bazı kişilerin Bekir Sami Bey’in evinde toplandığını ve kendisini “başkan” yapmamaya karar verdiklerini söyler. Mustafa Kemal, özellikle Rauf Bey’in böyle bir davranış içinde olamayacağını düşünür ve Hüsrev Sami Bey’i, “böyle anlamsız sözleri” kendisine ulaştırmaması konusunda ciddi olarak uyarır. Ancak Hüsrev Sami Bey haklıdır. Mustafa Kemal salona girmeden önce Rauf Bey’e rastlar ve ona “Kimi başkan yapalım?” diye sorar. O da -hazırlanmış olduğu halinden belli bir şekilde- “Sen başkan olmamalısın!” der. Bunun üzerine Mustafa Kemal, “Anladım, Bekir Sami Bey’in evinde aldığınız kararı bana bildiriyorsun.” der ve yanıtı beklemeden salona girer.

Kongre’ye katılanları, “Yiğitçesine azminizi tebrik ve hoş geldiniz demekle bahtiyarlığımı sunarım” sözleriyle selamlayan Mustafa Kemal, konuşmasını “… Erzurum ve Sivas Kongrelerinin millî ruhu temsilen ve birbirini izleyerek toplanması, şüphesiz ki kurtuluşa götüren iyi bir işarettir.” ifadeleriyle sürdürür.

Açılıştan sonra ilk sözü alan önemli bir kişi, “Bendeniz başkanlığın birer gün veya birer hafta devam etmek üzere sırayla olmasını ve üyelerin veya temsil edilen il ve sancak adlarının baş harfleri esas alınarak harf sırasıyla yapılmasını öneriyorum.” der. Gerekçesini soran Mustafa Kemal, “işin içine kişisel işler karışmamış olacak, eşitlik ilkesine uyulacak” tarzında bir cevap alır. Ancak teklifi getiren kişinin ne ilginçtir ki, hem adı hem de temsil ettiği ilin adı “elif” harfiyle başlamaktadır yani Osmanlı alfabesinin ilk harfiyle…

Mustafa Kemal’in bu durumu nasıl değerlendirdiğini okuyalım: “Efendiler, ben, vatanın, öneri sahibiyle beraber bütün ulusun, hepimizin nasıl bir felaket çıkmazı içinde bulunduğumuzu göz önüne getirerek, kurtuluş yolu olduğuna inandığım girişimleri, sonsuz zorluklara ve engellere rağmen, maddi manevi bütün varlığımla sonuca ulaştırmaya çalışırken, benim en yakın arkadaşlarım daha dün İstanbul’dan gelmiş ve dolayısıyla işin iç yüzünü bilmeyen, saygı duyduğum ihtiyar bir adamın diliyle, bana kişisel işlerden söz ediyorlar.”

Mustafa Kemal’in oylamaya sunduğu öneri çoğunluk tarafından reddedilir. Başkan seçimi gizli oyla yapılır ve  üç oy hariç, Mustafa Kemal başkan seçilir.

“Sivas Kongresi’nin görüşme gündemini; Erzurum Kongresi’nin tüzük ve bildiri içeriği ve Sivas’a önceden gelmiş olan 25 kadar üyenin hazırladığı bir muhtıra oluşturacaktır.”

Yurt çapında siyasal direnişin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunun temel taşıdır Sivas Kongresi. 102. yılı kutlu olsun…

Devam edecek

Canan Murtezaoğlu

 

Dinlemek için tıklayın

 

Yararlanılan Kaynaklar:
*“Onlar kendileri oldular; Erzurum Kongresi” başlıklı yazımız
Nutuk; İş Bankası Kültür Yayınları, s. 55-57
Prof. Dr. Utkan Kocatürk; Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi