Kişisel bütünlük


Doğan Cüceloğlu’nun dediği gibi; “Bir insan ancak kişisel bütünlüğü kadar kendisidir.”

Peki nedir bu kişisel bütünlük dedikleri kavram?

İngilizcede “integrity” olarak geçer kişisel bütünlük kavramı ve aynı zamanda “benlik bütünlüğü” ifadesi ile de tanımlanabilir. “Integrity”, entegre olmak, bütünlenmek anlamına gelir diğer bir bakış açısıyla.

Kişisel bütünlük, pek çok farklı kişi tarafından farklı şekilde tanımlanabilir. Benim tanımıma göre ise kişisel bütünlük, kişinin kendisini istediği şekilde tamamlaması, tam ve bütün olması anlamına gelmektedir. Tabii, bir kişinin kendini bu şekilde tamamlaması, eksik olduğu yönlerin olmadığı anlamına gelmez. Tam tersi, kişisel bütünlüğünü oluşturmuş bireyler, öz bilinci ve iç görüsü olan yüksek farkındalığa sahip kişilerdir. Bu bireyler, kendi eksik yönlerini, diğer bir deyişle gelişim alanlarını bilir ve hayatları boyunca da bu gelişim alanları doğrultusunda kendilerini bir adım öteye götürme konusunda ciddi çaba gösterirler. Bu kişiler, insan hayatının aslında tekâmülden ibaret olduğunu bilip asıl odaklarını bu yöne doğru çevirirler.

Peki kişisel bütünlüğü olan insanlar, kendilerini nasıl tamamlayabilirler?

Yukarıda bu bireylerin kişisel farkındalıklarının yüksek olduğundan bahsettik. Bunun yanı sıra, bu kişilerin, anlamlı bir hayat amaçları ve sağlam ve sarsılmaz değerlerinin olması en belirgin özelliklerindendir. Sahip oldukları değerler sistemi, hayatları boyunca onları yönlendiren rehberler gibidir. Bu bireylerin değerleri, onların tavırları, davranışları ve dolayısıyla da kişiliklerinin şekillendirilmesi konusunda ciddi önem taşır. Bu değerler, kişinin seçimine göre, sevgi, saygı, hürmet, vefa, sadakat, aile, dürüstlük, adalet, hakkaniyet olmak üzere çeşitlendirilebilir. Kişisel bütünlüğü olan insanların ortak özelliği ise bu değerlerin farkında olup, onlar için çaba sarf etmeleri, değerlerine sahip çıkmalarıdır. Bu kişiler sahip oldukları değerleri, maddi ihtiyaçları ya da menfaatleri doğrultusunda değiştirmez, göz ardı etmezler. Değerlerine aykırı durumları görmezden gelmez, gerekli tepkiyi gösterip sağlam ve mert bir duruş sergilerler. Bu bireyler, sahip oldukları değerleri ve inançları büyük bir öz güvenle savunmaktan asla geri durmazlar.

Kişisel bütünlüğü olan insanların bir diğer özelliğiyse, bir yaşam amaçlarının olması ve hayatlarını bu doğrultuda yönlendirmeleridir. Bu nedenle bu kişiler nereye gitmeleri gerektiğini bilip yaşam amaçlarını gerçekleştirmek doğrultusunda ne yapmaları gerektiği konusunda net ve açık bilgiye sahiptirler. Bu yüzden bu kişilerin duruşları net ve yönleri belirgindir. Yaşam akışı içerisinde istemsizce savrulup istemedikleri yöne doğru gitmezler. Daha önce bahsetmiş olduğumuz, kişisel farkındalık özelliği, sadece güçlü yönlerini ve gelişim alanlarını bilmekten de ibaret değildir. Kişisel bütünlüğü olan kişiler, yaşam amaçları ile aynı doğrultuda hayatta onları nelerin motive ettiğini, ne yaparlarsa mutlu olacaklarını, bu yaşamdan nasıl doyum alacaklarını da çok iyi bilirler. Zamanlarını bu doyum verecek aktivitelerle doldurup hayatlarına daha fazla anlam ve renk katma konusunda da ustadırlar.

Kişisel bütünlüğü olan kişiler, hayata karşı anlamlı duruşları, sahip oldukları güçlü değerler ve öz güvenli yaklaşımları ile çevrelerinde itibar görürler ve yine bu özellikleri sayesinde de liderlik vasıflarına sahiptirler.  

Her şey kişisel bütünlük, bütünlüğün oluşturulması ile başlar. Kişi, kendine anlamlı bir yaşam amacı bulup tüm hayatını yaşam amacı doğrultusunda planlayarak, sağlam değerleri doğrultusunda anlamlı bir duruş sergiledi mi, artık kendini tam ve bütün hisseder. Birey bir kez tam ve bütün hissettikten sonra ise yaşadığı hayattan tatmin olur ve yaşam coşkusu duyar.

Büyük oranda, yaşamsal doyuma ulaşmış, haz duygusunu tatmin etmiş olduğundan, bu kişilerde, diğerlerinin sahip olup onun olmadığı nesne ya da özellikler nedeniyle, kıskançlık ya da haset duygusundan söz etmek mümkün değildir. Zaten kendisi tam bir bütündür ve başkalarının eksiklikleri onu mutlu etmez veya başkalarında ondan fazlasının olması da onu mutsuz etmez.  

Kendilerinden ve yaşamlarından tatmin olmayan insanlar ise kendi yaşamlarında duydukları eksiklikleri diğerlerinin hayatlarıyla tamamlamaya çalışıp onların mutsuzluklarından medet umarlar. Kendilerindeki eksikliklerin her gün, her dakika, her saniye farkında olup bu eksiklikleri sonuna kadar yaşayıp bunu hayatlarının her alanına taşıyarak başkalarında olan ve onlarda olmayan şeylerin eksikliğini duyarlar ve bu eksiklikler de bir süre sonra kıskançlığa ve hatta hasede dönüşür.

Kişisel bütünlüğü oluşturmak bir şans meselesi ya da Allah tarafından bahşedilmiş bir özellik değildir. Elbette, kişinin içinde yetişmiş olduğu aile bireylerinin, özellikle ebeveynlerin bu konudaki bilinçli ve öğretici yaklaşımı önemli bir rol oynayabilir, ancak kişisel bütünlük, büyük oranda kişinin kendisi için uğraşması ve ciddi anlamda çabalaması ile ilgilidir.

Ceyda Ceylan Kortak –  Psikoloji Bilimi Uzmanı – Eğitim ve Yönetim Danışmanı