“Karşındaki düşmanı sarsmak”


Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal’in başkanlığında Conkbayırı Muharebesi kazanılmıştır.  6-10 Ağustos muharebelerinde, iki tarafın toplam kaybı 45 bin olarak verilir, 20 bin askerimiz şehit düşmüştür. İngiliz Kuvvetleri Komutanı General Hamilton, “Bu boğuşmayı yazı ile anlatmak mümkün değildir.” diye ifade edecektir hatırlarında. İngilizlerin Anafartalar-Arıburnu bölgesinden gizlice çekilmeleri 19/20 Aralık 1915 gecesidir, Seddülbahir bölgesinden çekilmeleri ise 1916’nın 8/9 Ocak gecesinde olacaktır.

Aradaki beş aylık zaman diliminde neler olduğunu bazı başlıklarıyla verelim.

Binbaşı İzzettin Bey, Anafartalar Grubu Komutanlığı Kurmay Başkanlığı’na atanır. Kireçtepe’ye yapılan taarruzlar sürmektedir ancak 5. Tümen’e bağlı alaylar İngilizlere ağır kayıp verdirir ve ilerlemeleri önlenir. General Hamilton Londra’ya gönderdiği raporda, “İyi komuta edilen ve cesaretle savaşan Türk ordusunun karşısındayız!” diyecek, Türklerin manevi üstünlük sağladıklarını belirtecek ve büyük çapta yardımcı kuvvetler gönderilmesini isteyecektir.

Mustafa Kemal’in hedefi ise, “karşısındaki düşmanı sarsmak ve tümünü deniz dökmektir.” Bu yöndeki emrini Anafartalar Grubu’na bağlı birliklere bildirir. Bazı bölgelerin de Anafartalar Grubu’na katılmasıyla cephe genişlemiştir.

Önce 1. Ordu Komutanı Mareşal von der Goltz, ardından da Mareşal Liman von Sanders Anafartalar Grubu Komutanlığı Karargâhı’na gelerek Mustafa Kemal’le görüşürler.

21 Ağustos’ta topçu ateşiyle taarruza geçen İngilizler, Yusufçuk, İsmailoğlu ve Kayacıkağılı tepelerinde Türk süngüleriyle karşılaşır ve geri püskürtülürler. Muharebeyi bizzat Mustafa Kemal yönetmiştir. İngiliz taarruzları devam edecek ancak Mustafa Kemal 5. Ordu Komutanlığı’na verdiği raporda şöyle yazacaktır: “… İngilizlerin kayıpları çok fazladır. Buradaki İngiliz kuvvetinden bundan sonra etkili olacak bir hareket beklemiyorum.”

Başkomutan Vekili Enver Paşa Karargâh’ı ziyaret eder. Şiddetli bir İngiliz taarruz daha gerçekleşir. Mustafa Kemal, 7. Tümen Komutanı Albay Ali Remzi Bey’e şu emri verir: “Ben şu haberi bekliyorum: Siperlere giren düşman mahvedilmiş, düşman siperlerimize askerimiz girmiştir. Bundan başka hiçbir haber bence önemli değildir!”

Enver Paşa ve Sanders Paşa’nın yaptığı yeni düzenlemeye göre Anafartalar Grubu’ndaki tümenlerden iki kolordu oluşturulur (2. ve 15. Kolordular) ve Mustafa Kemal’in emrine verilir.

Mustafa Kemal Ağustos ayında Madam Corinne’e bir kart yazar ve “Bana göndermek lütfunda bulunduğunuz kitapları ve hediyeleri aldım. Bunun, beni ne kadar sevindirdiğini tasavvur edemezsiniz.” der.

Mustafa Kemal’in bir teşekkür mektubu da Dr. Ernest Jackh’a olacaktır. Jackh, Almanya’nın İstanbul Elçiliği’nde görev yapmakta ve Gelibolu savaşlarında yaralanan, sakatlanan askerler için para toplayarak göndermektedir. Bulgar Generali Pétroff’un eşi Sultane Pétroff’a da mektup gönderen Mustafa Kemal, Arıburnu ve Anafartalar’daki başarılarını General Pétroff’a doğrudan iletmek istemiştir.

20 Eylül geldiğinde, Mustafa Kemal rahatsızlanır. Sanders Paşa hem kendisini ziyaret edecek hem de özel doktorunu gönderecektir. Bir ziyaretçisi de Dr. Ernest Jackh’tır. Jackh, hatıralarında şöyle yazar: “Mustafa Kemal Bey, ağır surette hastaydı. ve bu yüzden kendisini ziyaret için çadırına girdim. Malarya (sıtma) ya tekrar yakalanmıştı. O kadar zayıflamıştı ki, ilkin tanıyamadım. Bununla beraber ateşli tabiatı, evvelce sık sık yaptığımız, bütün gece devam eden çok sevdiği görüşmeler gibi, bizi siyasi bir tartışmaya daldırdı.”

Bu siyasî tartışmada şöyle demiştir Mustafa Kemal: “Tam manasıyla Ruslar gibi karaya tıkıldık. Ruslar çökmeye mahkûmdurlar; çünkü Boğazları kapayarak onları Karadeniz’e tıkadım. Bu suretle müttefiklerinden ayrı düşürdüm. Fakat biz de aynı sebep dolayısıyla yıkılmaya mahkûmuz. Gerçekten biz, Akdeniz, Kızıldeniz, ve Hint Okyanusu sahillerine yerleşmiş bulunuyoruz; fakat herhangi bir okyanusa çıkmayı göze alamayız. Deniz kuvvetlerine sahip olmayan bir kara kuvveti olmak itibariyle biz, yarımadamızı, kara kuvvetlerini hiçbir tehdite uğramaksızın istediği sahile getirebilen deniz kuvvetlerine karşı savunmaya asla muktedir olamayacağız.”

Mustafa Kemal haklıdır. XIV. yüzyılda kurulan Osmanlı askerî deniz gücü, birçok savaşı kazanmış, sonraki yüz yıllarda da reform çabaları içine girmiştir. Ancak Osmanlı donanması, XIX. yüz yılın ilk yarasında Navarin’de imha edilir. Sultan Abdülaziz döneminde ise yenilenir. Ne var ki, II. Abdülhamid’e miras kalan bu büyük donanama da istibdattan nasibini alacak ve  Haliç’te çürümeye terk edilecektir. Tarihçilerin yorumlarına göre bu kararın altında yatan neden; Deniz Kuvvetleri’nin kendisini tahtan indireceği vehmine kapılan II. Abdülhamit’in şüpheci ruh halidir.

Eylül sonlarına doğru Enver Paşa ve Başkomutanlık Vekâleti Harekât Şubesi Müdürü Yarbay İsmet Bey Gelibolu’ya gelirler. Kuzey, Güney ve Asya Gruplarını ziyaret eden “Enver Paşa, bu inceleme gezisinde Anafartalar Grubu Karargâhı’na uğramamıştır.”*

Mustafa Kemal bu durumu bir yazıyla Liman von Sanders’e bidirir ve Anafartalar Grubu Komutanlığı’ndan affını ister: “…Ekselansları Başkomutan’ın şahsıma karşı beslediği duygular böylece bilinirken, orduda aynı koşullar altında hizmet vermem benim için imkânsızdır…”

Sanders de durumu Enver Paşa’ya bildirecek ancak kabul edilmemesini isteyecek ve şöyle yazacaktır: “… Çünkü Mustafa Kemal Bey’i, vatanın bu büyük savaşta hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduğu, çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir subay olarak tanıdım ve takdir ettim…”

Bunun üzerine Enver Paşa Mustafa Kemal’e yazar; rahatsızlığından duyduğu üzüntüyü belirtir ve muhtelif mevzileri görmek istediğinden kendisini ziyaret etmek için vakit kalmadığını ifade eder. Enver Paşa’nın iltifatlarına teşekkür eden Mustafa Kemal cevap verir: “…Bendenizi yakında meydana gelmesi beklenilen olaylar için hazırlanan kuvvetin başında da bulundurarak size daha büyük hizmetler yapılmasına eriştirmekle taltif edeceğinizden eminim.”

Ekim 1915… Mustafa Kemal’e, 6. Ordu yani Irak Ordusu Komutanlığı teklif edilir. Mustafa Kemal, bazı şartlarla kabul edeceğini bildirir. 26. Tümen Komutanı Esat Bey’le görüşen Mustafa Kemal, Salih Bey’e de mektup yazar ve “Karşımızdaki düşman artık güçsüz bir hale gelmiştir. İnşallah yakında tamamen atılır. Herhalde vatanımız bu yönden emindir!” der. İstanbul’dan Mustafa Kemal’e gönderilen otomobil Anafartalar Grubu Karargâhı’na getirilir. Esat Essefit Efendi başkanlığındaki Suriye edebî heyetiyle cepheleri dolaşan Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Karargâhı’na döner.

Kasım ayına girilmiştir. Enver Paşa ve Başyaver Kâzım Bey’in ardından, Âyan ve Mebusan Heyeti de Anafartalar Grubu Karargâhı’na gelerek Mustafa Kemal’i ziyaret eder ve birlikte cepheleri gezerler.

7 Kasım’da İngiliz Harp Kabinesi Çanakkale’yi boşaltma kararı alır.

Aralık ayına girildiğinde Sanders Paşa Karargâh’a gelir ve getirdiği hava değişim izin yazısını Mustafa Kemal’e verir. Fevzi Paşa Anafartalar Grubu Komutan Vekilliği’ne atanır.

10 Aralık 1915… O günlerdeki üstün başarıları nedeniyle “Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası”   almış olan Mustafa Kemal İstanbul’a hareket eder. Ertesi gün İstanbul’dadır. Çanakkale’den izinli ayrılışını şöyle anlatmıştır Salih Bey’e: “Ben düşmanın çekileceğini anladığım için taarruz yapılmasını teklif etmiştim. Fakat benim bu teklifimi kabul etmediler. Bundan dolayı canım sıkıldı. Çok da yorgun olduğum için izin alarak İstanbul’a geldim. Eğer ben orada iken düşman şimdiki gibi çekilmiş olsaydı, herhalde daha çok sıkılacaktım. Burada bulunmaklığım benim için bir talih eseridir.” Aralık sonlarına doğru İzzettin Bey, düşmanın Çanakkale’den çekildiğini bir mektupla Mustafa Kemal’e bildirecektir.

Yine Aralık sonunda, İstanbul’da Hariciye Nazırı Halil (Menteşe) Bey’i ziyaret edecek olan Mustafa Kemal, “… Ben ordu ile küçük subaylıktan beri derinden temasa gelmiş bir askerim. Ben, olayların sevki ile ordunun içinde subay, nihayet komutan olarak iş görmüş ve zannıma göre muvaffak olmuş bir komutanım.” diyecektir.
***
Mustafa Kemal Atatürk, yaşamı boyunca liyakatın önemine dikkat çekmiş, haksız ya da kasıtlı davranışları, sergileyen kim olursa olsun, ortaya sermekten çekinmemiş, gereken tavrı göstermiştir. Bu, onun önemli karakter özelliklerinden biridir. 1915’in ağır şartları altında bile bu özelliğini göstermekten çekinmeyen albay Mustafa Kemal, 1927 yılına gelindiğinde, bu defa da kurduğu Devlet’in Cumhurbaşkanı olarak, verdiği olağanüstü bağımsızlık mücadelesinin belgelerini bir araya getirecek ve kaleme aldığı eserini Nutuk olarak 6 gün boyunca Meclis’te okuyacaktır. Bu tarihî olay, bu topraklarda görülen en büyük demokrasi örneğidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk hem Türk milletine hesap vermiş hem de hesap sorulması gerekenleri milletine tanıtmıştır.

Canan Murtezaoğlu

 

Dinlemek için tıklayın

 

Yararlanılan Kaynak:
Prof. Dr. Utkan Kocatürk; Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi