Karakol Cemiyeti

“Mustafa Kemal Paşa daha Samsun’a çıkmadan önce Fethi (Okyar) Bey aracılığıyla bir gizli örgütün kuruluş çalışmalarından haberdar edilmiştir. Ancak bunun adının ‘Karakol’ olduğu söylenmemiştir.”*

Kara Vasıf ve Kara Kemal tarafından kurulan ve yönetilen Karakol Cemiyeti, Millî Mücadele’de Anadolu’ya silah, cephane ve asker kaçırmada yardımcı olur. Ancak Cemiyet’in “İttihatçı” yapısı Mustafa Kemal’i endişelendirmektedir. “Cemiyet, çalışmalarında Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer aldığını belirtmekle birlikte, gizliden bir başka düşünceyi de geliştirmeye çalışmaktadır. Bunda yurt dışında bulunan İttihat ve Terakki önderlerinin direktiflerinin etkili olduğu muhakkaktır. Amaç, Mustafa Kemal Hareketi’nin, İttihat ve Terakki uzantısı olduğu havasını yaymak, hatta ikna edilmesi durumunda Mustafa Kemal Paşa’yı da bu çizgiye çekebilmektir.”*

Nutuk’ta, Karakol Cemiyeti’ne ayrılan bölüme geçmeden önce Cemiyet’in kurucularına kısaca değinelim.

Biri, Mustafa Vasıf Karakol yani Kara Vasıf’tır. Kara Vasıf,  son Osmanlı Meclisi’nde mebustur ve İstanbul’un işgali üzerine Malta’ya sürülür. Mustafa Kemal’in Ankara’da rehin tuttuğu İngilizlere karşılık serbest bırakılacaktır. TBMM I. Dönem milletvekili olan Kara Vasıf, Sivas Kongresi’nde  manda fikrini savunanlar arasındadır. Kara Vasıf, daha sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’na girecek (1925), bir yıl sonra Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’e düzenlenen İzmir suikastı sanığı olarak tutuklanacak, İstiklal Mahkemesi’nde yargılandıktan sonra aklanacaktır. Fırka’nın kapatılmasıyla siyasetten çekilecek olan Kara Vasıf, ticaretle uğraşacak, daha sonra da bir kaza sonucu tren altında kalarak hayatını kaybedecektir.

Cemiyet’in diğer kurucusu Kara Kemal ise, I. Dünya Savaşı sırasında iaşe nazırı olarak görev yapmaktadır. O da İttihat ve Terakki’nin ileri gelenlerindendir hatta “Küçük Efendi” olarak anılır; “Büyük Efendi”, Talat Paşa’dır. İstanbul’un işgali üzerine Malta’ya sürgüne gönderilir ancak kaçmayı başarır. İstanbul’a döndüğünde İttihat ve Terakki Partisi’nin yeniden canlandırılmasına öncülük eder. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin İstanbul’daki basın temsilcisi Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile rekabete girer. Mustafa Kemal, kendisiyle İzmit’te görüşür, memlekette artık tek bir teşkilat olduğunu ve bunun da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olduğunu vurgular. Kara Kemal bu sözleri onaylar. Daha sonra ise Kara Kemal liderliğindeki eski İttihatçılar, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı destekleyeceklerdir. Milli Mücadele’den sonra İttihatçıların lideri haline gelen Kara Kemal de Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’ya suikast girişimi ile suçlanacak, idama mahkûm edilecek, bir süre kaçak olarak yaşayacak ve sonrasında İstanbul’da saklandığı yerde intihar edecektir.

Atatürk’ün, Nutuk’ta “Karakol Cemiyeti” ne özellikle ve ayrıntılı bir şekilde değinmesi âdeta bugünlere uyarı niteliğindedir.

Erzurum Kongresi kararlarının her tarafa yayılması için çalışılırken, Karakol Cemiyeti’nin Genel Kuruluş Tüzüğü ve Genel Görevler Yönetmeliği başlıklı bazı belgelerin bütün orduya, komutan ve subaylara dağıtıldığı haberi gelir. Mustafa Kemal, “Bu yönetmeliği okuyan bana en yakın komutanlar bile, bu girişimi bana ait sanarak birçok kuşku ve kararsızlıklar yaşamışlardır. Benim, bir taraftan kongrelerle açık ve ortaklaşa ulusal çalışmada bulunurken, bir taraftan da esrarengiz ve korkunç bir komite kurmaya çalıştığım kuruntusuna kapılmışlar. Gerçi, bu örgütün ve girişimlerin elebaşları İstanbul’da bulunuyorlarmış, fakat girişimlerini benim adıma ve hesabıma yapmaktaymışlar.”

Mustafa Kemal, Cemiyet’le ilgili bazı konulara değinir. Bunlar; tüzüğündeki gizlilik koşulları, en ufak bir sırrı açığa vuranın derhal idam edildiği, yönetmeliğindeki “ulusal ordu” ifadesi, seçilmiş ve atanmış komutanların gizli tutulduğu ve bunların, görevlerini de gizli olarak yerine getirdiği gibi başlıklardır.

“Mustafa Kemal Paşa, 9 Ağustos 1919’da bütün kuruluşlara gönderdiği bir genelge ile ‘Cemiyetle bir ilişkisinin olmadığını, tüzüğe uyularak ikilik yaratılmamasını, Cemiyet’i kimlerin kurduğunu araştırttığını’ belirtir.”*

Mustafa Kemal şöyle der Nutuk’ta: “Efendiler, derhal komutanları uyardım ve bu tüzük ve yönetmelik hükümlerini asla uygulamaya koymamaları gerektiğini ve girişimin kaynağını araştırmakta olduğumu bildirdim. Sivas’a varışımdan sonra, oraya gelen Kara Vasıf Bey’den anladım ki, bu işi yapan kendisi ve bazı arkadaşlarıymış.”

“Cemiyetin, Millî Mücadele Hareketi’ni İttihat Terakki’ye bağlama girişimi, Mustafa Kemal Paşa tarafından farkına varılmıştır. Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi sırasında Kara Vasıf Bey ile yaptığı görüşmede, bu tepkisini açıkça göstermiştir… Ancak Kara Vasıf Bey’e, ‘Karakol teşkilatı, rumuzuyla, talimatıyla ve hatta şahıslarıyla tarafımızdan ilga ve iptal edilmiştir…’ şeklindeki emrine karşın, Cemiyet’in faaliyetlerine devam ettiği anlaşılmaktadır”*

Nutuk’tan devam edelim. Mustafa Kemal konuşmasını sürdürür. Bu hareket tarzının doğru olmadığını ve “bilinmeyenler” in herkesi idamla tehdit etmesinin çok tehlikeli olduğunu belirtir ve “Gerçekten de derhal bütün ordu mensuplarında birbirine karşı bir güvensizlik ve tedirginlik başladı.” der.

Mustafa Kemal, haklı kuruntuların oluşacağını da; “Benim komuta etmekte olduğum kolordunun acaba saklı ve gizli komutanı kimdir? Bu gizli komutan acaba ne zaman ve nasıl komutaya el koyacak? Ve acaba bana nasıl davranacak?” örnek cümleleriyle ifade eder.

“Karakol Cemiyeti” adlı örgütlenmenin, âdeta paralel bir kurgu ile gücü ele geçirme isteğinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkiye Cumhuriyeti -bire bir olmasa da- benzer bir durumu ne yazık ki bir asır sonra da yaşadı. “Ne istedilerse verilenler” in oluşturduğu benzer bir paralel yapılanma, kanlı bir darbe girişimine neden oldu. (15 Temmuz 2016) Gazi Meclis bombalandı. Yaşanan olaylarda 251 vatandaşımız şehit oldu. Devleti yönettiklerini söyleyenlerin aslında yönetemedikleri ortaya çıktı. Türk milleti, FETÖ olarak adlandırılan terör örgütünün elebaşı tarafından rütbeleri takılan ve “il imamı”, “komutanlık mahrem imamı” gibi sıfatlarla tanımlanan yüzlerce “ordu mensubu” olduğunu açık ve net bir şekilde öğrendi.

1919’a dönelim…Mustafa Kemal Sivas’ta, Kara Vasıf Bey’e bu “gizli merkez, gizli başkomutan ve gizli büyük kurmaylar” ın kim olduğunu sorar. Kara Vasıf Bey’in “Hepsi siz ve arkadaşlarınızdır!” cevabı üzerine büsbütün şaşkınlık içinde kalır. Mustafa Kemal; “Bu yanıt elbette makul ve mantıklı olamazdı. Çünkü, bana asla böyle bir örgütlenmeden kimse söz etmemiş ve onayımı almamıştı.” diyecek ve bu Cemiyet’in daha sonra İstanbul’da yaptığı çalışmalar hakkında kendilerine zorunlu olarak verdikleri bilgileri de “samimiyetsiz” olarak niteleyecektir.
***
Mustafa Kemal Atatürk’ün yönetmedeki olağanüstü başarısının ardında; disipline verdiği önemin yanı sıra, attığı her adıma gerçek anlamda hâkim olmasıdır. Yazımızı, Halide Edip Adıvar’ın sözleriyle sonlandıralım: “Mustafa Kemal Paşa, fikrini yürütmek için her tür sistemi kullanıyor, zaman zaman bir George Washington tavrı alıyor, bazen de bir Napoléon havası yaratıyordu. Fakat bilim sahasında çok yüksek olanlar bile onun kudretine yaklaşamazlardı. İnsan tabiatının en zeki bir temsilcisi olan Mustafa Kemal Paşa, daima mevkiini elde tutabildi.”**

“x-y-z” diye adlandırmayı sevdiğimiz kuşakların hem bu cümleler hem de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çağı yakalaması için yapılması gerekenler üzerinde derin derin  düşünmeleri dileğiyle…

Canan Murtezaoğlu

Dinlemek için tıklayın

 

Yararlanılan Kaynaklar:
Nutuk; Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, s.47-48
* https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/karakol-cemiyeti/
** Erol Mütercimler; Fikrimizin Rehberi, s. 730

 

PAYLAŞIM: