“Kalem kâğıt alsın gelsin”, Amasya Tamimi

Mustafa Kemal, Amasya’dan Edirne’de bulunan I. Kolordu Komutanı Albay Cafer Tayyar Bey’e bir telgraf çekecek ve “Bağımsızlık gayesinin elde edilişine kadar tamamiyle milletle birlikte, fedakârhane çalışacağıma mukaddesatım namına yemin ettim. Artık benim için Anadolu’dan hiçbir yere gitmemek kesindir.”* diyecektir.

Mustafa Kemal, o günlerdeki amacını şöyle verir Nutuk’ta: “Bu sebeple 18 Haziran 1919 tarihinde Trakya’ya verdiğim direktifte işaret ettiğim bir noktanın uygulanma zamanı gelmiş bulunuyordu. Hatırınızdadır ki o nokta Anadolu ve Rumeli ulusal örgütlerini birleştirerek, bir merkezden temsil etmek ve yönetmek üzere Sivas’ta genel bir ulusal kongre toplamaktı.”**

Mustafa Kemal, yaveri Cevat Abbas’a 21/22 Haziran 1919 gecesi bir genelge kaleme aldırır. Cevat Abbas o geceyi şöyle anlatmıştır. “Saat 9’da kumandanımın ‘kalem kâğıt alsın gelsin’ emriyle çağırıldım.” Emri ileten Ali Fuat Cebesoy’dur. Devam eder Cevat Abbas; “Ben aldığım emri yerine getirmiş, uğurlu odanın büyükçe yuvarlak orta masasına yerleşmiştim.” Az sonra, “bu derin anlamlı sessizlik içinde kuvvetle çektiği sigarasının bol dumanı dağılacak” ve  Mustafa Kemal’in “çelik iradeli emri” duyulacaktır.***

“Yaz bakalım!..”

Cumhuriyet tarihimize “Amasya Tamimi” olarak geçen 8 maddelik bu genelgenin ilk maddesi; “Vatanın bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir.” cümlesidir. Diğer maddelerde Erzurum ve Sivas’ta kongreler toplanacağı bilgisi vardır. Nutuk’ta tüm maddeleri sıralayan Mustafa Kemal şöyle der: “Görüyorsunuz ki bu yazdıklarım, zaten vermiş ve dört gün önce Trakya’ya bildirmiş olduğum bir kararın Anadolu’ya da bir genelgeyle duyurulmasından başka bir şey değildir. Bu kararın 21/22 Haziran 1919 gecesi, karanlık bir odada alınmış korkunç ve esrarengiz yeni bir karar olmadığı, sanırım ki kolaylıkla anlaşılır.”**

Taslakta yer alan ilk imza sahipleri Mustafa Kemal Paşa, Albay Kâzım Bey, Hüsrev Bey, yaver Muzaffer Bey ve bir memur efendidir. Mustafa Kemal, bu durumu “güzel bir şans ve rastlantı eseri” olarak niteleyecektir.

Ali Fuat Paşa, Rauf Bey ve Refet Bey de Amasya’ya gelmişlerdir. Mustafa Kemal, taslağın yeni gelen arkadaşlar tarafından da imzalanmasını ister. Rauf bey, misafir olduğunu söyleyerek önce itiraz etse de, Mustafa Kemal’in, bunun tarihi bir anı olduğunu ifade etmesi üzerine taslağı imzalar. Refet Bey imzadan kaçınır. Kongre yapılmasındaki amacı ve yararı anlayamadığını söyler. Sonrasını yine Mustafa Kemal’den dinleyelim:

“İstanbul’dan beri yanımda getirdiğim bu arkadaşın -tuttuğumuz yola göre- anlaşılması çok basit olan bir konuda, gösterdiği düşünce ve duygu durumundan üzüntü duydum. Fuat Paşa’yı çağırttım. Paşa, amacımı anlayınca hemen imza etti. Fuat Paşa’ya, Refet Bey’in kararsızlığının sebebini anlayamadığımı söyledim. Fuat Paşa, Refet Bey’den, biraz ciddi biçimde açıklama istedikten sonra, Refet bey taslağı eline alarak kendine özgü bir işaret koydu. Öyle bir işaret ki, bunu, bu taslakta bulmak biraz zordur.

Efendiler, gereksiz gibi görülebilen bu açıklamalar, gelecek yıllara ve olaylara ait bazı karanlık noktaları aydınlatmaya yararlı olur düşüncesiyle yapılmıştır.”**

Vatanın bağımsızlığı için yemin etmeyenler ise, Redd-i İlhak ve Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetlerinin telgraflarının çekilmemesi üzerine emir vermişlerdir. Bu durum Mustafa Kemal için, “milletin sesini boğarak yasal hakkını istemekten menetmek ve vatanın mahvına sebep olmaktır”. Sadaret de dahil tüm birimlere çektiği telgrafta; “Bu emri hiçbir namuslu telgraf memurunun yerine getireceğini ümit etmem; fakat böyle bir namussuzluğa cüret edecek olanlar olursa derhal divan-ı harplere gönderilmesini ve durumdan bilgi verilmesini emrederim.”* diyecektir.
***
Namuslu olmak, şerefli olmak, edilen yeminin gereğini yapmak, birlikte yol yürümek, “belli-belirsiz bir nokta” bile olsa onu tarihe açıklıkla not düşmek gibi kavramlar Mustafa Kemal için son derece önemlidir. Bunlar hem kişiliğinin ayrılmazlarıdır hem de yürüdüğü yolun temel taşlarıdır. Atatürk tüm hasletleriyle gerçek bir  devlet adamıdır.

Bugün ise ülkeyi yönetenlerde/yönettiklerini düşünenlerde tüm bu hasletleri hasretle arar olduk.

Artık Nato zirvelerinde bile, yapılan görüşmelerin bilgilerini öğrenemiyoruz. ABD’nin Başkanı, “Ne konuştuğumuzu ben açıklamam, onu Türklere sorun.” diyor. Değerli gazeteci Yalçın Doğan son yazılarından**** birinde Cumhurbaşkanı’na gönderme yaparak, “Türkiye Cumhuriyeti adına, yani hepimizin adına, başka devletlerin liderleriyle yaptığı ikili görüşmelerin hiçbirinin devlette kaydı yok!..” diyor ve ilave ediyor; “Bırakın yüz yaşına gelmekte olan Türkiye Cumhuriyeti arşivini, böyle bir gizlilik, böyle bir sır Osmanlı Devleti’nde bile yok. 600 yıllık imparatorluğun, arkasından yüz yıllık Cumhuriyet’in bütün arşivi ortada iken, liderler ve devletler arasında gerçekleşen bütün görüşmelerin devlette kaydı varken, yaklaşık on yıldır, Tayyip Erdoğan’ın yaptığı ikili görüşmelerin hiç birinin devlette kaydı yok!.. Ne bellek var, ne devlette devamlılık!”

Peki ne var?

“Toplumu alıştırmak” var…

Değerli okuyucu,
Sizin yaşananlara alışmak gibi bir düşünceniz var mı?
Alışmamak adına yürümeyi düşündüğünüz bir yol haritanız var mı?

Vatan gönüllüsü olarak Amasya Tamimi’nin tüm zamanlara hitabını bir kez daha hatırlatalım.
“Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

Canan Murtezaoğlu

Dinlemek için tıklayın

 

Yararlanılan Kaynaklar:
*Prof. Dr. Utkan Kocatürk; Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi

**Nutuk; İş Bankası Kültür Yayınları, s. 20-22
***Turgut Gürer; Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, s.138-139
****https://t24.com.tr/yazarlar/yalcin-dogan/erdogan-in-sirlari-devletin-devamliligi-bitti,31454

NOT: Fotoğraf, Amasya Saraydüzü Kışla Binası Milli Mücadele Müzesi ve Kongre Merkezi’nden alınmıştır.

 

PAYLAŞIM: