İstanbul’un kurtuluşu; geldikleri gibi gittiler


9 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusunun İzmir’e girmesi üzerine İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar Çanakkale Boğazı’nın Anadolu yakasına asker gönderdiler. 12 Eylül’de Akdeniz’deki İngiliz Filosu Başkomutanı Amiral Brock Mustafa Kemal Paşa’ya, Ankara Hükümeti’nin İngilizlere karşı bir harp halinde olup olmadığını soran mektup yolladı. 14 Eylül’de İngiliz Yüksek Komiseri’nin, Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a telgrafında yaptığı, “Konferans çağrısı için en uygun zamandır yoksa Mustafa Kemal rahat durmaz. Ordularına ilk hedef Akdeniz’dir diyen Mustafa Kemal’in ikinci hedefi Trakya’dır.” uyarısı dikkat çekmektedir.

15 Eylül tarihinde Koloniler Bakanı Churchill, Lloyd George’un tam desteğini alarak, İngiltere’nin Boğazlar’daki kuvvetlerini takviye niyetiyle sömürgelerden askeri yardım talebini belirten bir bildiri kaleme alıp İngiliz sömürgelerine gönderdi. Ayrıca İngiltere, Kanada ve Avustralya basınına da bildiriyi yayınlama izni verildi. Olayın bu şekilde gelişmesi İngiliz Kabinesi içinde ve basında yoğun tepki topladı.

Bildiriye karşı Fransız ve İtalyan hükümetlerinin tepkisi de çok sert oldu. Fransa Başbakanı Poincaré İngiliz hükümetine yazdığı bir mesajda, “Boğazların serbestiyetinin sağlanması için Milletler Cemiyeti veya Türklerin kabul edebileceği bir otoritenin kontrolü altında bir rejimin kurulmasını desteklediklerini, ama Türklere de Gelibolu Yarımadası ve Edirne dahil Meriç nehrine kadar tüm Doğu Trakya’nın verilmesi gerektiğini, aksi takdirde Türkleri ikna etmenin mümkün olmadığını bildirdi.” 20 Eylül’de Fransa hükümeti, İstanbul’daki Fransız Yüksek Komiseri General Pellé’ye de talimat göndererek Fransızların Türklere karşı savaşmayacaklarını bildirdi. Fransa’nın ve diğer ülkelerin askeri harcamalarının artması, savaş hali Türkiye’deki sermayelerini olumsuz etkiliyordu ve Müslüman toplumların tepkisinden çekiniyorlardı.

Bu diplomasi krizi sonrasında Çanakkale’deki Fransız ve İtalyan kuvvetleri geri çekildi. Kanada ve Avustralya da İngiltere’nin askeri destek talebini reddetmişti. Savaşı istemeyen Kanada Başbakanı Mackenzie King; savaşa İngiltere hükümetinin değil, Kanada parlamentosunun karar vereceğini belirterek Kanada’nın İngiltere’yi desteklemeyeceğini ilan etti. 23 Eylül’de Koloniler Bakanı Churchill olası bir yenilginin Hindistan’da ve öteki Müslümanlar arasında vahim sonuçlar yaratacağını, Romen ve Sırp hükümetlerinden destek istediğini fakat Sırbistan ve Romanya’nın Türklerle savaşa girmek istemediklerini bildirdi.

Muhafazakâr Parti ileri gelenleri ile İngiliz kamuoyu Türkiye ile savaşa karşı çıktılar. Gazeteler İngiliz Kabinesi’ni savaştan kaçınması için diplomatik bir dille uyarıyordu. İngiltere’nin olası savaşının Asya kolonilerini sarsacağı konuşuluyordu. Dünya tarihine “Çanakkale Krizi” olarak geçen bu olay Lloyd George hükümetinin sonunu yaklaştırmıştı. İtilâf Devletleri Dışişleri Bakanları imzasıyla “Askerî harekâtın durdurulması ve bir barış konferansının toplanması” yla ilgili nota verildi.

24 Eylül 1922’de Türk Kuvvetlerinin Çanakkale’de “tarafsız bölge” yi alması üzerine, İngiliz Birlikleri geri çekildi. 26 Eylül’de General Harington Mustafa Kemal Paşa’ya, Türk Ordusunun Çanakkale’de girmiş oldukları “tarafsız bölge” dışına çekilmesi hakkında telgraf gönderdi. Mustafa Kemal Paşa bu telgrafa, “…Tarafsız bir bölgenin, şimdiye kadar Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Müttefik Hükûmetler arasında kararlaştırılmış olduğundan haberim yoktur. Süvarilerimizin ve kıtalarımızın harekâtı, mağlup Yunan ordusunu takip harekâtından ibarettir.” sözleriyle cevap verdi.

Ertesi gün General Harington’un Yunan donanmasının İstanbul’dan çekildiğini bildiren telgrafı şöyledir: “Yunan donanması, bugün İstanbul’dan çekildi. Arzum çatışmaktan kaçınmaktır. Arzu ederseniz sizinle görüşmeye hazırım.”

Ankara Hükümeti, İtilâf Devletleri Dışişleri Bakanlarının 23 Eylül 1922 tarihli notasını 29 Eylül’de cevaplandırdı. Mudanya Konferansı’nın kabul edildiği, açılışın 3 Ekim 1922 olmasının uygun olacağı, İsmet Paşa’nın delege tayin edildiği ve konuşulacak hususlar bildirilmiştir. 3 Ekim 1922’de Mudanya Konferansı başladı. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’ya telgrafında, “Trakya’nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti’ne iadesi kabul edilmediği takdirde 6/7 Ekim’de hemen İstanbul üzerine harekete geçiniz!” dedi. General Pelle ve Franklin Bouillon’un araya girmesiyle Atatürk verdiği emri birkaç gün erteledi. Sonunda 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalandı. Doğu Trakya kurtarılmıştı ancak antlaşma imzalanana kadar il birlikleri İstanbul’da kalacaktı. Çanakkale Krizi sonrası Başbakan Lloyd George 19 Ekim’de istifa etti, İngiliz Parlamentosu da 26 Ekim’de kendini feshetti.

20 Kasım 1922’de başlayan Lozan görüşmeleri, gergin ayların sonunda 24 Temmuz 1923’te imzalandı. TBMM tarafından 23 Ağustos 1923’te onaylanmasının ardından son işgal birlikleri 2 Ekim 1923’te İstanbul’dan ayrıldı. 6 Ekim 1923’te Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu birlikleri İstanbul’a girdi. Mustafa Kemal Atatürk’ün politik stratejisi ve akıllı diplomasi yönetimi sayesinde çatışma yaşanmadan İstanbul beş yıllık işgalden kurtulmuş, Türk İstiklal Harbi zaferinin Lozan Antlaşması ile tescillenmesi sonrası Türk milleti bağımsızlığını tekrar elde etmişti! Tarih bilmez, art niyetli kişilerin modası geçmiş çarpıtmalarının canınızı sıkmasına izin vermeyin.

İstanbul’un kurtuluşunun 98. yıl dönümü kutlu olsun

Umut Bingöl – Tarih öğrencisi

 

 

Dinlemek için tıklayın