Günce (2) Öksüz Ömer


Atatürk’ün, 7 Kasım-24 Aralık 1916 günlerinde düştüğü notları içeren ve yaveri Şükrü Tezer’e teslim ettiği Günce’sinden alıntılarla devam ediyoruz. Tarih yapan ve yazan bir liderin anısına saygıyla…

13 Kasım… Mustafa Kemal Paşa, 14. Alay Karagâhı’ndan hareketle Keltepe’ye geçer, etraf karlıdır; tümen, alay ve tabur komutanlarıyla görüşür, 11. Alay Karargâhı’nda yenen öğle yemeğinin ardından Bitlis’e hareket ederler. Gördüklerini şöyle not düşer: “Yolda 300 kadar milis efradına (bireyler) tesadüf ettim… Aç olduklarını söylediler. Bitlis’e iade ettim ve fırka kumandanına, bunların karınlarını doyurup kendilerinden istifade esbabını temin eylemesini söyledim…”

14 Kasım notları şöyledir: “Geceyi öksürükten pek fena geçirdim. Bütün gece Bitlis’teki karargâhımda kaldım. Doktorun tedavisi altında.”

15 Kasım… Öksürük nedeniyle gün boyu Bitlis’te dinlenmek zorunda kalan Mustafa Kemal Paşa, akşama doğru 5. Tümen Baştabipliği ve İdare Başkanlığı dairelerini gezer ve incelemelerde bulunur. O gün bir ziyaretçisi olacaktır: Hacı Musa Bey’in kardeşi Nuh Bey. Hacı Musa Bey hem Mutki Milis Kumandanı hem de aşiret reisidir. Şükrü Tezer’in ifadesiyle; “şahsî menfaatinden başka bir şey düşünmeyen bu şahıs” Mustafa Kemal Paşa’ya, kardeşi eliyle bir mektup göndermiştir. Mektup; “Ailelerinin Garzan civarında iyi yerleştirilmemiş ve hüsn-i iaşe edilmemekte bulunmuş olduklarından ve zabitan gibi maaş verilmesinden…” bahsetmektedir. Mustafa Kemal Paşa, Musa Bey’in kendisinin gelmesini söyler. Musa Bey, Nutuk’ta da ismen yer almaktadır. Erzurum Kongresi tüzüğü gereğince seçilen Heyet-i Temsiliye üyesidir. Ancak üye listesini okuyan Atatürk şöyle diyecektir: “Efendiler, söz arasında şunu söyleyeyim ki bu kişiler hiçbir vakit bir araya gelip birlikte çalışmış değillerdir. Bunlardan İzzet, Servet ve Hacı Musa Beyler ve Sadullah Efendi hiç gelmemişlerdir…”  Şunu da ekleyecektir Mustafa Kemal Paşa; Üyelerden Mutki aşireti başkanının, Mutki dağlarından çıkmaktan korktuğunu ben kendim bilirdim.”

27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelen Mustafa Kemal Paşa, birkaç gün sonra, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti örgütüne; “millî kararlılık ve birlik” le ve direnerek çalışmanın önemine vurgu yapan bir telgraf çeker. Mustafa Kemal Paşa bu bildirimi Hacıbektaş’ta Çelebi Cemalettin Efendi’ye ve Mutki’de Hacı Musa Bey’e de gönderecek ve bildirinin “köylere varıncaya dek bütün ulusa duyurulması” nı isteyecektir.

Yüz yıl öncenin şartlarında bile, olan biten her şeyin “köylere varıncaya dek bütün ulusa duyurulması” nı isteyen bir liderin, bu yol ve yöntemini 1938’den sonra uygulayan bir siyasetçi ya da siyasî ekipler olmuş mudur? Olsaydı, bugün “Türkiye Yüzyılı” propagandası yapabilen yani ilk yüzyılı hiçe sayan bir zihniyetle yönetilir olur muyduk? Atatürk Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında, mevcut tek adamlı yönetim sisteminin önünü kesmek için yapılacak çalışmalar, “köylere varıncaya dek bütün ulusa” duyurulacak mıdır? Her türlü iletişim olanağının var olduğu günümüzde acaba böyle bir çaba için niyet var mıdır? Böyle bir niyetin hissedilir, bilinir ve paylaşılır olması dileğiyle notlara devam edelim.

16 Kasım notları, “Geceyi fena geçirmedim. Öksürük seyrek ve hafif idi…” cümlesiyle başlar. Mustafa Kemal Paşa, Bitlis’te bulunan 5. Tümen Komutanı Albay Ali Fuat Bey’i (Cebesoy) makamında ziyaret eder. Hastaneleri de denetleyen Mustafa Kemal Paşa şunları yazacaktır: “… Temiz buldum. Şeyh Hazret, ki bir kolunu kesmişler, onunla görüştüm. Tümen Başhekimi’nin söylediğine göre, hastane yapılan evler temizlenirken 10-15 kadar İslam kadın başları bulunmuştur…” Bu son satır nedeniyle Şükrü Tezer şu notu düşmüştür: “Paşa’nın bu anısında söyledikleri, 10-15 kadar İslam kadın başları, Bitlis’in düşman eline geçmesi üzerine Ermeniler tarafından zalimce yapılmış olan kıyımın canlı izlerinden başka bir şey değildir.”

Mustafa Kemal Paşa şöyle devam eder: “Buradan dönüş. Şerefiye denilen camii gezdim, hayvan leşleriyle ve pisliklerle doluydu. Yıkılmış. Yolda 12 yaşında Ömer adında öksüz bir çocuk gördüm. Bunu yanıma aldım. Bu, görülünce daha üç tane böyle anası, babası ölmüş yetimler getirdiler, onlara da para vermekle yetindim.”

Sadece 16 Kasım notlarında bile, bugün siyaseten boğuşulan birçok konunun nasıl manipüle edildiğini görmek mümkündür. Atatürk Cumhuriyeti’ni karalamak isteyen zihniyetlerin “camileri ahır yaptılar” yaygaralarını ve her yıl okyanus ötesinde pişirilen “sözde Ermeni soykırımı” meselesini arayanlar buralara da bir baksınlar! Cumhuriyet değerlerini kavramaya çalışanlar da; “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve o günün ağır şartlarında, hiçbir zorunluluğu da yokken, elinden tuttuğu Ömer’i hatırlasınlar.

17-18 Kasım… 17 Kasım gününü Bitlis Karargâhı’nda geçiren Mustafa Kemal Paşa, ertesi gün Halidî-Nakşibendî Şeyh Küfrevî’nin Kızılmesçit mahallindeki türbesini ziyaret eder. Şeyhin ve yanında kardeşine ait olduğu söylenen kabirlerin örtüsü sırma işlemelidir; elmas, yakut ve zebercet gibi taşlarla süslenmiştir. Bunların sahte olduğunu belirten Mustafa Kemal Paşa şöyle devam eder notlarına; “…Türbenin kapıları gümüş ve altın kakma. Kıymetli halılar var fakat ekserisi çürümüş. Bu türbeyi Sultan Hamit yaptırmış…”  Bir-iki harap türbe gibi yeri de gezdikten sonra karargâhına dönen Mustafa Kemal Paşa, Sultan Hamit devrinde Şam’da jandarma binbaşısı olarak görev yapmış olan Mutki Milis Kumandanı Hacı Musa Bey ile görüşür ve şöyle yazar: “Aşireti, ailelerinin Garzan’da yerleştirilmesini rica etti. Mutki Kaymakamı damadı, Nuh Bey biraderi (beraber idiler). Bu iki zâtı tavsiye ile Garzan’a gönderdim.”

19 Kasım… Hacı Musa Bey veda için gelir. Mustafa Kemal Paşa kendisine 50 lira verir ve maaş bağlanmasını emreder. 19 Kasım notları, okumayı henüz bitirdiği, Alphonse Daudet’nin, “Safo-Paris Âdetleri” adlı romanının değerlendirilmesi ile bitecektir.

20 Kasım notları; “Van Hareket Müfrezesi Hizan ve Kotum’dan Vastan istikametinde hareket ettiler.” cümlesi ile başlar. Mustafa Kemal Paşa, 5. Tümen cephesindeki denetlemeleri hakkında 2. Ordu Komutanlığı’na bir rapor yazar. Notlarında çeşitli kişilere kartpostal gönderdiğini de belirten Mustafa Kemal Paşa, “Hacı Musa Bey’in biraderi kendi tayını getirdi. Hediye etmek istedi, kabul etmedim.” der ve şöyle devam eder: “… Akşam yemekte Tümen Komutanı Fuat Bey de bulundu. Sağlığın korunması için özellikle dimağın parlaklığı için alkol almamalı…”

Devam edecek…

Canan Murtezaoğlu


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir