Ey Türk Gençliği: Hatırla!


Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, en önemli yazılı eseri NUTUK’ u bugün, yani 15 Ekim 1927’de okumaya başlamış, 20 Ekim 1927’de; 6 günde, 36 saat 33 dakikada bitirmiştir.  NUTUK, Atatürk’ün Türk Gençliği’ne vasiyetnamesidir ve bu son vasiyetname “Gençliğe Hitabe” ile son bulur.

Peki, Ey Türk Gençliği; neyi vasiyet etmişti sana ATA’n?

“Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet’ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.”

Nedendir bu vasiyet sana?
“Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.”

 Çünkü istikbalde, mevcudiyetinin tehlikeye düşebileceğini görmüştü:
“İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır.”

Çünkü bir gün istiklâl ve cumhuriyeti savunmak zorunda kalabileceğini, cumhuriyeti ve kendi mevcudiyetini koruyabilmek için çeşitli sıkıntılara ve imkânsızlıklara düşebileceğini görmüştü.  Bir gün, Anayasa’ndaki Cumhuriyet’in temel değerlerini ortadan kaldırmak isteyenlerin çıkabileceğini biliyordu. Seni o günlerden bu güne hazırlamış ve “İçinde bulunduğun olumsuz şartları düşünmeden; korkmadan, yılmadan, inançla ve sevgiyle atılacaksın, unutma; vatanı sen koruyacaksın!” demişti.

“Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir!”

Çünkü emperyalizmin gücünü biliyordu. İlk tekmeyi kendisi atmıştı emperyalizme ama bu gücün gelecekte devleşerek; AB, ABD ve benzeri isimler altında karşına çıkabileceklerinden, içerideki yandaşları ile ülkenin her köşesine girebileceklerinden, Sevr’i yeniden hortlatmak için bütün ihanet ve terör odaklarını harekete geçirebileceklerinden, ülken üzerindeki emellerinden asla vazgeçmeyeceklerinden emindi.

“İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.”

Çünkü küresel emperyalizmden daha da elim ve vahim durumu; halkın türlü vaatlerle kandırılacağını, yanlış iktidarları ülke başına getirebileceğini, Cumhuriyet’in, laikliğin ve devrimlerin tehlikeye düşebileceğini biliyordu. Bunu bilmesi için çok eskilere gitmesine gerek yoktu. Osmanlı’nın son yıllarını, teslimiyetçi ve mandacı padişahları, mütareke basınını, İngiliz, Fransız, Alman sempatizanlarının o inanılmaz ihanetlerini bizzat görmüş ve o günleri yaşamıştı. Elbette ATA’n, tarihin bir gün tekerrür edebileceğini de görebiliyordu… 

“Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.”

Çünkü temellerini attığı iktisadî ve sosyal devrimlerin, bir gün bir kenara itilebileceğini, iktidar partilerinin izleyeceği basiretsiz iç ve dış politikalar nedeniyle halkın sefalete ve cehalete terk edilebileceğini, yeniden kara çarşafa dolanabileceğini, millî tesislerin ve toprakların yabancılara satılabileceğini, kısaca bugünlerin geleceğini daha o günlerden görmüştü.

“Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.”

Çünkü, ülke kaynaklarının küresel emperyalizmin eline geçebileceğini, bir gecede gerçekleştirilen döviz ve faiz operasyonlarıyla halkın fakirleşebileceğini; her türlü ticaretin ve tarım ürünlerinin yabancı paralar üzerinden gerçekleştirilerek, Türk parasının değerinin düşürülebileceğini, çiftçinin, esnafın, çalışanın, emeklinin, fahiş fiyatlara dolayısıyla da enflasyona ezdirilebileceğini; tarımda ve hayvancılıkta dışa mahkûm olabileceğimizi;  gençliğin yani senin, eğitimsiz, işsiz ve aşsız bırakılarak geleceğinin çalınabileceğini, biliyordu. 

 Ve… Ey Türk Gençliği!  Unuttuysan, unutturdularsa, Ata’nın sana olan vasiyetini hatırla!
“Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!”

 Çünkü;
“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!”

Tülay Hergünlü – SMMM

 

 

Dinlemek için tıklayın