“Az gelir!”; 19. Tümen (7)

Temmuz 1915, Esat Paşa ve Kurmay Başkanı Fahrettin (Altay) Bey’in Mustafa Kemal’i 19. Tümen Karargâhı’nda ziyaretiyle sonlanmış, Esat Paşa, Çanakkale’deki yararlılıkları nedeniyle terfi etmiş ve Mustafa Kemal de kendisini kutlamıştı. Esat Paşa’nın bu kutlamaya karşı cevabı ise; “Bu yükselişte en büyük iftiharım, 19. Tümen ve onun muhterem girişken komutanıdır.” şeklinde olmuştu.

Mustafa Kemal, Madam Corinne’e yazdığı mektubunda, Arıburnu’ndaki hayatın sakin geçmediğini, şarapnel ve mermilerin başları üstünde patladığını, kurşunların vızıldadığını ve gerçekten bir “cehennem hayatı” yaşadıklarını anlattığında Ağustos ayına yeni girilmiştir. Şöyle sürdürür mektubunu Mustafa Kemal; “Çok şükür, askerlerim pek cesur ve düşmandan daha dayanıklılar. Bundan başka hususi inançları, çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor. Gerçekten onlara göre iki semavî netice mümkün: Ya gazi ya da şehit olmak.”

Kahraman askerimizin Anafartalar sınavına sadece birkaç gün kalmıştır…

Önceki günlerde Mustafa Kemal, üç kez üst makamlara, düşman kuvvetlerinin Arıburnu kuzeyinden çıkacağını duyurur. Yazışmalarda ısrarla önemini belirttiği Sazlıdere’nin yatağı tam ayaklarının dibinden başlamaktadır. Sağ taraflarındaki Sarıbayır silsilesinin de üç önemli tepesi; Conkbayırı, Kocaçimen ve Besimtepe’dir. Düztepe’den, altlarındaki manzarayı seyreden Kolordu Kurmay Başkanı, “bu arazide ancak çeteler yürüyebilir”, der. Esat Paşa’nın, “düşman nereden gelecek” sorusunu ise Mustafa Kemal, “Buradan!” diyerek cevaplar ve eliyle Arıburnu bölgesini ve Suvla’ya kadar tüm sahili gösterir. Yeniden eliyle Arıburnu’ndan başlayarak Kocaçimentepe’ye kadar alanı işaret eder ve “düşman buradan hareket edecek” diye tekrarlar. Kolordu Komutanı ise gülüp omuzunu okşayacak ve “Merak etme beyefendi, gelemez!” diyecektir.*

Mustafa Kemal İngilizlerin harekât planını doğru tahmin etmiştir. Defterine şu notları düşer: “6 Ağustos’tan itibaren düşman taaruzları, iki ay önce sorumluluk sahiplerine boşu boşuna açıklamaya çalıştığım şekilde gelişmeye başladığı zaman, onların neler hissettiğini bilmeyi çok isterdim. Olaylar onların, kendilerini bekleyen şeylere karşı zihnen hazırlıksız olmak suretiyle, milleti çok büyük tehlikelerle karşı karşıya bıraktığını göstermişti.”

6 Ağustos’ta topçu ateşiyle başlayan İngiliz taarruzunun, gece yarısından sonra 19. Tümen’in sol kanadına yönelmesi ve oradan da bütün cepheye yayılma eğilimi üzerine Mustafa Kemal; “Umumi vaziyet mühimdir. Komutanlar ve subaylardan her zamandan fazla uyanıklık ve fedakârcasına çalışma isterim.” emrini verir. O gün gelen raporlara göre Yeni Zelandalılar Sazlıdere’yle Ağıldere arasından Conkbayırı doğrultusunda ilerlemeye başlamıştır.*

7 Ağustos’ta güne topçu ateşiyle başlayan İngilizler, Şahinsırt ve Ağıldere’den ilerleyerek Conkbayırı’na doğru 19. Tümen cephesine taarruz ederler. Durumu, Kuzey Grubu Komutanlığı’na rapor eden Mustafa Kemal şöyle der: “Düşman gece yarısından başlayarak topçusuyla şiddetli ateş altına aldığı 18. ve 27. Alay cephelerine saat 04.30’da hücum etmişse de Tanrı’nın yardımıyla ağır kayıplar verdirilerek hücumunun sonuçsuz bırakılmış olduğu arz olunur.”

8 Ağustos’ta, Anafartalar ve Kocaçimen bölgelerini içine alan bir komutanlık oluşturulur ve komutanlığına Albay Feyzi (Önay) Bey getirilir. Ancak Albay Feyzi Bey, o gün yapılması istenen taarruzu, birliklerin yorgun olduğunu gerekçe göstererek bir gün sonraya bırakmak düşüncesindedir. Bunun üzerine aynı gün, atanmasını takiben komutadan alınır.

Yine aynı gün İngilizler sabah Conkbayırı’na şiddetli topçu ateşiyle taarruza geçerler. Conkbayırı tepesi İngilizlerin eline geçer. Durum, bölgedeki 9. Tümen kuvvetleri için kritik bir hal almıştır. Mustafa Kemal, 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders’in ikaz edilmesi için, telefonda Esat Paşa ile görüşür ve şöyle der: “Conkbayırı’ ndaki durumun henüz önemli ve nazik olduğu anlaşılıyor. Bu hususta Ordu Komutanı’nın ciddi surette dikkatini çekmeye aracı olmanızı, memleketin selameti adına dilerim.”

Bunun üzerine, Sanders adına Kurmay Başkanı Albay Kâzım (İnanç) Bey, Mustafa Kemal’i telefon başına çağırtır ve vaziyeti nasıl gördüğünü sorar. Mustafa Kemal’in tarihe yön verecek ünlü cevabı; “Bütün mevcut kuvvetlerin komutam altına verilmesinden başka çare kalmamıştır.” şeklinde olacaktır.  Bunun üzerine, 5. Ordu Kurmay Başkanı; “Çok gelmez mi?” diyecek, Mustafa Kemal de; “Az gelir!” karşılığını verecektir.

8 Ağustos akşam saatlerinde, Mustafa Kemal, 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders’in emriyle “Anafartalar Grubu Komutanlığı” na getirilir.

O gece, Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Komutanlığı’na atanması nedeniyle 19. Tümen mensuplarına bir veda yazısı yazar. “Anafartalar Grubu Komutanlığı’nı üzerime almak üzere şimdi hareket ediyorum. Bugüne kadar bana, gayret ve fedakârlığınızla kazandırdığınız başarıları, şimdi yeni üzerime aldığım vazifede de bana olan sevgi ve güveninizle tamamlayacağıma büyük inanç ile size veda ediyorum.”

Mustafa Kemal, 01.30’da, Anafartalar Grubu Komutanlığı Karargâhı’nın bulunduğu Çamlıtekke’ye geçecek ve Anafartalar Grubu’nun emir ve komutasını üzerine alacaktır.

9 Ağustos’ta fecirle taarruza geçme emri verilmiştir.

***
Mustafa Kemal yeni görev yerine giderken, dört aydan beri ilk kez temiz havayı ciğerlerine çekmektedir. Bunu kendisi şöyle ifade eder: “Hakikaten, Arıburnu mıntıkasının ateş hattında ve o hattaki karargâhlarda yaşayanların teneffüs ettiği hava, insan cesetlerinin kokuşmasıyla kimyasal özelliğini kaybetmiş bir hava idi.”*

O havayı teneffüs edenlerin kurduğu Türkiye Cumhuriyet Devleti’ni bugün yönetme sorumluluğunda olanlar, hiçbir olumsuz konuda kendilerini sorumlu hissetmedikleri gibi, oraya buraya kondurulan sarayların, rezidansların, yıldız sayısı kabarık otellerin havasını ciğerlerine çekmekle meşgüller. Her türlü “kötü” kokuya karşı burunlarını tıkamış görünüyorlar. “Gözleri vardır görmezler” misali de ne doğadan ne toplumun ruhundan yükselen alevleri görüyorlar.

Devam edecek…**

Canan Murtezaoğlu

Dinlemek için tıkla

Yararlanılan Kaynaklar:
Prof. Dr. Utkan Kocatürk; Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi
*Erol Mütercimler; Fikrimizin Rehberi, Alfa, s. 299, 300, 307
**10 Ağustos, Conkbayırı; “hiç olmazsa sıcak bir çorba” başlıklı yazımız

PAYLAŞIM: