Atatürk’ün Meclisi (5)

Milletvekillerinin Birinci Meclis’te yaptığı konuşmalar, Kurtuluş Savaşı’nın hangi ruhla kazanıldığının açık göstergeleridir. Bizlere, bir yandan mücadeleye atılan bu insanların niteliği konusunda bir fikir verirken, diğer yandan ulusal varlığa yönelen tehdit karşısında Türk insanının gösterdiği birlik ve dayanışma becerisini anlatmaktadır. Türk toplumunu tam olarak tanıyabilmek için bu konuşmaların okunup incelenmesi gerekir.

Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun deyimiyle; Birinci Meclis, “Ulusal egemenlik çağını başlatan ve dünya tarihinde tutsak ulusların emperyalist saldırganlara karşı başkaldırma çağını açan tam bir ihtilal meclisi, bu meclisin üyeleri de gerçek devrimcilerdir.”

İstiklâl Mahkemeleri yasa tasarısı görüşülürken, Saruhan milletvekili Refik Şevket Bey, Meclis kürsüsünden şunları söyler: “Efendiler, asacağız, asılacağız; fakat istiklâl mücadelesini mutlaka kazanacağız. Eğer bu savaş bir istiklâl, bir ölüm dirim, bir özgürlük savaşı ise, kimsenin gelecek kuşaklar adına istiklâlden vazgeçme diye bir hakkı yoktur. Hayatta olan bir kuşak böyle gaflete düşerse, gaflete düşmeyen azınlığın çoğunluğa istiklâl savunmasını zorla kabul ettirmesi bir görev halini alır.”

Muğla milletvekili Tevfik Rüştü Bey’in görüşleri de farklı değildir: “Meclis vatanı kurtarmak için, olağan zamanlardaki görevlerinin üstünde bir görevi yüklenmiştir. Ülke yıkılırken ve milletin hayatı söz konusuyken, tarihin kendisine verdiği bu görevi, Meclisimiz kabul ediyor. Bu Meclis, gidecek, olaylara eylemli olarak el koyacak, karşı koyuşları kıracak ve hainlere ceza verecektir.”

Rize milletvekili Dr. Abidin Bey bir başka oturumda, Meclis’in köklü dönüşümler gerçekleştirmesini ister ve şunları söyler: “Şimdiye kadar örneği görülmemiş, güçlü ve bütün anlamıyla millet için hayatını feda edecek, olağanüstü bir meclis kurduk.. Olağanüstü işler görmemiz gerekir. Yoksul halka haklarını vermeliyiz… Bu büyük ve olağanüstü Meclis bana bu yetkiyi vermezse nankörlük yapmış olur ve millet hakkını o zaman zorla alır.”

İzmir Milletvekili Esat Mahmut Bozkurt, 18 Kasım 1920’de, Refik Şevket Bey’in devrimci görüşlerini genişletir, gelişkin bir yönetim anlayışıyla yeni sosyal önermelerde bulunur. Halkın yönetime doğrudan katılması gerektiğini dile getiren Esat Mahmut şunları söyler: “Mesleki temsil sistemini (her meslekten emekçinin Meclis’e girmesi) kabul etmediğimiz takdirde, seçtiğimiz özel komisyonun hiçbir hükmü kalmaz. Çıkaracağımız yasa, ancak bu yolla ülkemizde tarihi bir devrim yaratacaktır. Eğer bunu kabul etmezsek, emperyalist ülkelerde meşruiyetsever geçinen sınıfın halkı aldatarak anayasadan, özgürlükten söz etmesine benzeriz. Halk buraya gelmedikçe, halk burada geleceğine karar vermedikçe, haklarına kavuşma olanağını hiçbir zaman bulamayacaktır. Ben ancak çiftçilerin çarıkları, demircilerin çekiçleri ve tabakların (derici) önlükleriyle bu meclise girdiği zaman ülkenin kurtulduğuna inanabilirim.”

Mersin milletvekili İsmail Safa Bey, 29 mayıs 1920’de yaptığı konuşmada, Avrupa devletlerinin Türkiye’yle ilişkilerini ele alır ve Türkiye için “idamdan çok daha ağır” olan bu ilişkilerin olması gereken yeni biçimi hakkında görüşler ileri sürer; düşünce ve önerilerini kapsayan üç maddelik bir önerge verir: “Milletimiz, bundan sonra Duyun-u Umumiye için on para vermeyecektir. Çünkü ilk olarak, şimdiye kadar yaptığımız borçlanmalar, Avrupa’nın neden olduğu ve birbiri ardınca gelen ‘sonsuz’ savaşlara harcanmıştır. İkinci olarak, milyonlar harcayarak imar ettiğimiz binlerce bina ve tesis, meydana getirdiğimiz zengin ve işlenmiş topraklarımız, bir takım meşru olmayan çirkin gerekçelerle elimizden alınmıştır. Üçüncü olarak, uzun savaşlarda, her çeşit belalarla yorgun ve yoksul düşen Türk köylüsü, Müslüman halk, aslı bin kere ödenmiş olan bu zalim borç para yükü altından pek çok ezilmiştir. Türkiye Müslümanları, milli sınırlar içindeki bütün demiryolları, elektrik tesisleri, fabrikalar, liman ve maden ocakları gibi yabancı işletmeleri artık kendi malı saymaktadır. Çünkü bu çeşit işletmeler, ülke içinde bozguncu ve düşmanca bir siyaset izleyerek ülkenin yaşam kaynaklarını ve gücünü tüketmektedir. Talihsiz milletimiz bu işletmelere herkesten, her milletten çok sahip olma ihtiyacındadır… Bu maddelerin incelenip görüşülmesi ve barış koşullarımız arasına konulmasının kabulünü, genel kurula arz ve teklif ederim.”

Devam edecek…

Tülay Hergünlü – SMMM

Dinlemek için tıkla

 

Yararlanılan Kaynak:
Bu yazı dizisini, yakın zamanda kaybettiğimiz değerli yazarımız Metin Aydoğan’ın “Kürselleşme ve Siyasi Partiler” kitabının “I.MECLİS” bölümünden özetleyerek hazırladık.

 

PAYLAŞIM: