At sırtında dağ-tepe-mezra demeden – 1916 (3)


16. Kolordu Komutanlığı’na atanan Mustafa Kemal Paşa 27 Mart’ta Diyarbakır’da göreve başlamıştı. 

“Cercip sularını salla geçen ve yoluna bozuk düzen otomobiliyle devam eden Mustafa Kemal, şosesiz yolların çamurlarında saplanıp kalan otomobilini de bırakarak bir köylünün atı ile Diyarbakır’a varmıştı. Terk edilmiş mülklerin küflü yataklarında, kış olmasına rağmen akrebi temizlenmemiş evlerinden birinde misafir edilen Mustafa Kemal’in eşyası; Cerciplerde sellerin baskınına uğrayan ve hayatlarını karargâh ekmekçi takımının hamur tekneleriyle kurtarabilen karargâh arkadaşlarımızla birlikte haftalarca sonra gelebilmişti.” diye yazar Yaver Cevat Abbas anılarında.*

Ağustos’un son günü Ruslar yeniden 16. Kolordu birliklerine taarruz etmiş, 7. ve 8. Tümenler asıl mevzileri olan Masalla deresi batısına çekilmiş, savunmaya buradan devam edilmiş ve yapılan bir düşman taarruzu da püskürtülmüştür. Mustafa Kemal Paşa’nın, 2. Ordu Komutanlığı’na geçtiği: “… Masalla deresi batısında asıl mevziin son nefese kadar savunulacağı!” içerikli raporu önceki yazımızda paylaşmıştık.

Eylül ortalarıdır, Mustafa Kemal Paşa Doğu Cephesi’nden Silvan’a döner. Başkomutan Vekili Enver Paşa 16. Kolordu mensuplarını bir telgrafla tebrik etmiş ve selamlarını göndermiştir. Eylül sonu geldiğinde Mustafa Kemal Paşa Silvan’dan Madam Corinne’e şu satırları yazacaktır: “… Kıymet verdiğiniz insanlarla birlikte ateşe ve ölüme göğüs germek ne zevk!”

Ekim 1916 yine at sırtında ve çevrede yapılan gezilerle geçer. Hayat akmaktadır. Kurban Bayramı gelmiştir. Mustafa Kemal ve yüksek rütbeli subaylar Bayram namazının ardından, Hükümet dairesinde tebrikleri kabul ederler, öğleden sonra da askerin bayramı kutlanır.

Mevsim nedeniyle muharebeler durmuştur.

Kasım başında Albay Ali Fuat Bey (Cebesoy) 5. Tümen Komutanlığı’na atanır. Mustafa Kemal Paşa, Bitlis cephesini denetlemek için Ali Fuat Bey’le birlikte Silvan’dan harekete eder. Geceyi Hazo’nun güneyinde geçirirler. Ardından Ziyaret’e, oradan da Duhan’a geçilir. Geceleri çadırdadırlar. 10 Kasım’da Bitlis’e varılır; 15. ve 14. Alay peş peşe denetlenir.

Mustafa Kemal Paşa bugünlerde bir “günce” tutmuştur. (7 Kasım-24 Aralık 1916) Bitlis’e giderken yol boyu gördüğü içler acısı insan manzaralarını, yaptığı değerlendirmeleri, yaşananları başka bir yazımızda işlemeye çalışacağız. O notlardan da biliyoruz ki, Mustafa Kemal Paşa, yaşadığı ağır öksürük nöbetleri nedeniyle çok yorgundur. Ancak bu durum hastaneleri ve hastaları ziyaret etmesini engellemeyecektir. Şeyh Küfrevî türbesini de ziyaret eden Mustafa Kemal Paşa, bir yandan 2. Ordu Komutanlığı’na rapor yazmakta bir yandan da annesi Zübeyde Hanım’a, Madam Corinne’e ve tanıdıklarına kartpostal göndermektedir. 

Bitlis ziyareti bitmiştir, Silvan’a dönmek üzere hareket ederler. Tarih 21 Kasım. Duhan’ın güneyindeki ordugâhta gecelerken Mustafa Kemal Paşa, Kurmay Başkanı İzzettin Bey’le koyu bir sohbete dalar. Sohbetin konusu; sosyal yaşamın düzeltilmesi, kadınların okuması, yetenekli anne yetiştirme ve kadınlara serbestlik verme üzerinedir.

Ertesi gün Ziyaret’te Veysel Karanî türbesi ziyaret edilir. Gece Koh köyündeki 23. Alay Karargâhı’ndadırlar. Sabah ise Kelhük köyünde, 23. Alay’ın 1. Tabur’u denetlenir ve harp oyunu yaptırılır. Bu denetlemeler 2. ve 3. Taburlar için de yapılacaktır. Kasım sonu geldiğinde Mustafa Kemal Paşa Siirt ve Garzan’a uğradıktan sonra tekrar Silvan’a dönmüş olacaktır.

Atatürk çağlar üstü bir liderdir diye sıklıkla yazarım çünkü o hem bir askerî dehadır hem yaşadığı toplumun seviyesini yükseltmeye çalışmış bir ruh ve zihniyettir hem de her hal ve şartta yazan, okuyan bir aydındır. Kasım sonunda, Alphonse Daudet’nin “Safo-Paris Âdetleri” (Sapho-Moeurs Parisiennes) adlı eserini karargâh çadırlarında okuyan Mustafa Kemal Paşa’nın, 1 Aralık 1916 geldiğinde elindeki eser, Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi’nin “Allah’ı İnkâr Mümkün müdür?” adlı çalışması olacaktır. Ayrıca, George L. Fonsgrive’nin “Felsefe’ye Giriş” adlı kitabını yani Ahmet Naim tarafından çevrilen “Mebâdî-i Felsefe” adlı çalışmayı da okumaktadır.

Aralık ayı başında Arıburnu Muharebeleri Raporu’nu yazmaya başlayan Mustafa Kemal Paşa, 2. Ordu Komutanı Ahmet İzzet Paşa’ya da “Van Hareket Müfrezesi’nin gelecekteki hareket planı hakkında” görüşlerini rapor eder. Rapor kabul edilir. 10 Aralık geldiğinde; Namık Kemal’in “Makalât-ı Siyasiye ve Edebiye” adlı eserini bitirmiş olacak, “Tarih-i Osmani” sini okumaya başlayacak, Arıburnu Muharebeleri Raporu ve Çapakçur (Bingöl) cephesine ait yazılan muharebe raporunu da okutacaktır.

İzin alarak çok kısa süreliğine İstanbul’a giden Mustafa Kemal Paşa, 14 Aralık’ta tekrar Diyarbakır’dadır. Bu arada 2. Ordu Komutan Vekilliği’ne atanmış, Muş ve Bitlis cephelerindeki başarıları nedeniyle kendisine “İkinci Rütbe’den Mecidî Nişanı” verilmiştir.

Buraya şöyle bir not düşmeyi de atlamamıştır rahmetli ve değerli hocamız Prof. Dr. Utkan Kocatürk: “Atatürk’e 25 Aralık 1906 tarihinde verilen Beşinci Rütbe’den Mecidî Nişanı’nı takiben, üstün başarıları nedeniyle Dördüncü ve Üçüncü Rütbe’den Nişan süreleri beklenmeksizin, İkinci Rütbe’den Mecidî Nişanı verilmiştir.”

Silvan’dan Diyarbakır’a ulaşan Mustafa Kemal Paşa, Ergani Madeni’ne gider ve geceyi orada geçirir. Ertesi gün Sekerat’tadır. Karargâh’ta kendisini karşılayan Albay İsmet Bey’dir. 2. Ordu Komutan Vekilliği görevini üstüne alan, Ahmet İzzet Paşa’nın bıraktığı notları okuyup inceleyen Mustafa Kemal Paşa, “zaten düşünülmüş ve fakat tatbikatı ertelenmiş olan cepheyi geri alma hususu”* nu hemen karara bağlar. “Ordu, kışı pek sarp olan yüksek ve rakımlı dağlardan indirilerek seksen kilometre geriye çekilecektir.”*  Bu konuda ordu emirnamesinin yazılması Albay İsmet Bey’e havale edilir.

Kurmay okulundan, 31 Mart irtica olayı nedeniyle İstanbul’a yürüyen Hareket Ordusu’ndan tanışsalar da, İttihat ve Terakki kongresinde aynı meseleler üzerinde dursalar da, “… Erkânıharp Miralay İsmet’le Mustafa Kemal birinci defa iş başında tanışacaklardı.”* diye yazacaktır anılarında Yaver Cevat Abbas…

17 Aralık… Mustafa Kemal Paşa, 2. Ordu’ya bağlı kolordulara Darahini-Hun-Gökdere dağları ve Çille dağı hattına çekilmeleri emrini verir. Bitlis ve Diyarbakır Valilerini Sekerat’taki 2. Ordu Karargâhı’na davet eder; iaşe sorunu görüşülecektir. Mustafa Kemal Paşa, iki gün sonra Palu’ya gidecek ve yapılacak bir köprünün çabuklaştırılması için Kaymakam’la görüşecektir.

Aralık sonu geldiğinde, Süvari Bölüğü denetlenmiş, kolordulardan gelen raporlarlar incelenmiştir. Mustafa Kemal Paşa Sekerat’tan hareket eder. Gökdere dağı-Çille dağı savunma hatlarını inceler, İsa dağı mezrasına gelir ve geceyi burada geçirir. Ertesi gün Gökdere dağının tepesine çıkacak, tekrar İsa Dağı mezrasına inecek, sonra da Bahçeköy ve Tepeköy’e gidecektir…

I. Dünya Harbi sürmektedir… 17 Şubat 1917 günü Mustafa Kemal Paşa Hicaz Kuvve-i Seferiye Komutanlığı’na atanacaktır…

***
1916 yılını Yaver Cevat Abbas’ın şu değerli cümleleriyle bitirelim: “Vazife haricinde büyük adamın arkadaşlığına doyulmazdı. Rütbeye göre arkadaşlık etmezdi. Yeter ki arkadaşlığını yapacaklar onu anlama kabiliyetinde bulunsun.”*

Dileriz ve umarız ki Türk milleti ve de özellikle gençlerimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün arkadaşlığını anlayabilsinler, değerlendirebilsinler ve ona layık olabilsinler…

Canan Murtezaoğlu

 Dinlemek için tıklayın

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:
Prof. Dr. Utkan Kocatürk; Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi
*Cevat Abbas Gürer; Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, s.167, 188