At sırtında, 1916 (1)


Sitemizin ana amacının Cumhuriyet tarihi ile günümüz arasında bağ kurmak olduğunu biliyorsunuz. Çeşitli dönemleri bu bağlamda irdeliyor ve kalemimiz döndüğünce kaynağa dayalı bilgileri yorumlarımızla harmanlayarak paylaşmaya çalışıyoruz. Bugünkü yazımız, 1916’nın savaş günlerine ait ilk yazı olacaktır. Mustafa Kemal’in  Edirne’den Diyarbakır’a gidişi…

8/9 Ocak 1916. İngilizler Seddülbahir’den çekilirler. 19/20 Aralık 1915’te de işgal ettikleri siperleri gece yarısı boşaltarak Anafartalar-Arıburnu bölgesinden çekilmişlerdi. 5. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders şöyle demişti: “Tanrı’ya şükür, Gelibolu yarımadası tamamen düşmandan temizlenmiştir.” Böylece Anafartalar Grubu Karargâhı da kaldırılmış oldu.

I. Dünya Savaşı sürmektedir. Ocak ayı ortalarıdır. Mustafa Kemal, karargâhı Edirne’de bulunan 16. Kolordu Komutanlığı’na atandığını öğrenir; Sofya’dadır. Fethi Bey (Okyar) ve bazı arkadaşlarını ziyaret etmek için gitmiştir. Sofya’dan İstanbul’a dönen Mustafa Kemal’e, “Anafartalar Grubu Komutanlığı” döneminde gösterdiği üstün başarıdan dolayı “Muharebe Altın Liyakat Madalyası” verilir.

Ocak ayının 28’inde Edirne’ye gelen Mustafa Kemal’i halk, yolları hıncahınç doldurmuş olarak ve büyük sevgi gösterileri ile karşılar. Zafer taklarında şöyle yazılıdır: “Yaşasın Arıburnu ve Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Bey”… Edirne Sultan Selim Camii’nde Cuma namazı kılan Mustafa Kemal, ardından da 16. Kolordu’ya ait birliklerin şehirdeki geçit resmini izler.

Ertesi gün, Liman von Sanders ve Kurmay Başkanı Kâzım Bey (İnanç) Mustafa Kemal’i ziyaret için Edirne’ye gelirler. Mustafa Kemal’e “Anafartalar Grubu Komutanlığı” ndaki başarıları nedeniyle bir nişan daha verilecektir: “İkinci Rütbe’den Osmanî Nişanı”. Şubat ayı içinde Mustafa Kemal’in küçük bir kitabı da yayımlanır Edirne’de: “Tâbiye Meselesinin Halli ve Emirlerin Yazılış Şekline Dair Öğütler.”

Mart ayı başlarında Liman von Sanders tekrar Edirne’ye gelir ve Mustafa Kemal ile 11 ve 12. Tümenleri denetlerler.

10 Mart’ta bir değişiklik gerçekleşir. Mustafa Kemal, Doğu Cephesi’nde aynı isimle kurulan kolordunun komutanı olarak atanmıştır.

Başkomutan Vekili Enver Paşa’dan gelen telgrafa göre 16. Kolordu Karargâhı, Resülayn (Ceylanpınar) üzerinden hemen Diyarbakır’a hareket etmelidir. 15 Mart günü, Mustafa Kemal, Kurmay Başkanı İzzettin Bey (Çalışlar) ve karargâhın diğer mensupları Diyarbakır’a gitmek için Haydarpaşa’dan trenle hareket ederler. Eskişehir-Konya-Pozantı hattında ilerleyen karargâh mensupları Gülek istasyonuna ulaştıklarında aktarma gerçekleşir ve Mamure’ye hareket edilir. Mamure’den İslâhiye’ye otomobille giden karargâh mensuplarını Halep’e götürecek olan tren hazırdır. Gece, Halep Valisi Abdülhalik Bey (Renda) tarafından karşılanırlar. Dört gün sonra tekrar Ceylanpınar’dadırlar. Nihayet Mardin üzerinden Diyarbakır’a hareket edilir ve 27 Mart’ta Mustafa Kemal ve Karargâh’ı göreve başlar.

Mustafa Kemal cephesinde bunlar yaşanırken, Ruslar Doğu Anadolu’yu işgal etmeye başlamıştır. Osmanlı ordusunun Kafkas Seferi’nin hezimetle sonuçlanması bu işgallerin önünü açmıştır. Rus ordusu Eleşkirt ve Pasinler  üzerinden Malazgirt’e doğru ilerler. (1915) Ermeniler de bu işgali kolaylaştırmak için Muş, Varto ve Bulanık’ta Müslüman köylerine baskınlar düzenlerler. Katliamlardan korkan halk Elazığ ve Diyarbakır tarafına doğru kaçmaya başlar.

1916’nın 17-18 Şubat günleri… Muş ve Erzurum, Ruslar tarafından işgal edilir. 1 Mart’ta da Bitlis işgal edilecektir; 3. Ordu bu illeri düşmana bırakmak zorunda kalmıştır. Mustafa Kemal’in Doğu Cephesi’ndeki 16. Kolordu Komutanlığı’na atanmasının nedeni, buralardaki muharebelerde onun nitelik ve tecrübelerinden yararlanmaktır.

Şubat-Mart ayları günümüzde de Rusların âdeta işgal ayları olmuştur. Mart 2014’te Kırım’ın ilhakı ve Şubat 2022’de Ukrayna’ya yapılan saldırı en yakın iki örnektir.

***
16. Kolordu, Doğu Anadolu Cephesi’nin en sağ kanadıdır. “Onun sağında cephe ve kuvvet yoktu.” diyen Şevket Süreyya Aydemir, 1916 yılını hareketli bir yıl olarak tanımlar ve şöyle yazar: “Gerçi Çanakkale cephesi tasfiye edilmiştir. Doğu cephesinde bir hatta tutunulmuştur. Ama Irak ve Suriye’de çekilmeler başlamıştır. Hicaz’da şerif Hüseyin isyan etmiştir. Genelkurmay, iç cepheleri takviye edecek yerde, dış cephelere asker yetiştirmektedir. Makedonya’ya, Romanya’ya, Galiçya’ya hatta Tirol Alplerine Türk birlikleri gönderilmektedir. Sanayi mamullerinin harp öncesi ithal edilmiş olan stokları tükenmiştir… Mustafa Kemal’in 16. Kolordusu, doğu kısmının İran’a doğru sağ kanadında 80 kilometrelik bir cephe tutmakta idi.”*

1 Nisan’da generalliğe yükseltilen Mustafa Kemal, artık “Paşa” dır. Burada belirtelim ki bu, geciktirilmiş bir terfidir. Şöyle yazar Erol Mütercimler: “Başkumandan Vekili ve Savunma Bakanı Enver, Mustafa Kemal’in tuğgeneralliğe yükseltilmesi söz konusu olduğunda, ‘Ona tuğgenerallik değil, mareşallik yetmez…’ demiştir.”** Savaşişleri Bakanlığı’nın yayınladığı “Harb Mecmuası” nın kapağına Çanakkale kahramanı olarak konan resminin dergi tam basılacağı sırada çıkarılması, yerine Enver Paşa’nın emriyle başka bir generalin resminin konması; “Gelibolu kara muharebelerindeki küçük rütbeli subay Mustafa Kemal’in komutanlığının dünya savaş tarihince onaylanmasındandır.”**

Mustafa Kemal Paşa, Sason ve Mutki bölgelerindeki milis kuvvetlerine, tüm emirleri 5. Tümen Komutanı’ndan alacakları yönünde yazılı bir direktif verir. Kurmay Başkanı ile bir yandan ordugâh yeri seçmek için çevreyi dolaşan Mustafa Kemal Paşa, diğer yandan da kendisini ziyarete gelen Diyarbakır Müftüsü ile görüşür. Ayrıca Vali Vekili ile de erzak ve taşıma araçları konusunda görüşme yapılır. Mustafa Kemal Paşa, Diyarbakır’dan hareketle at sırtında Sofyan ve Silvan’a, oradan da Hazbat köyüne geçer. Tarih 16 Nisan 1916…

Geceleri çadırda yatılmakta, gündüz at sırtında ilerlenmektedir. Önce Zok, ardından da Ziyaret’e gelirler. Burada Veysel Karanî türbesi ziyaret edilir. Nihayet Bitlis yolu üzerindeki Duhan’da 5. Tümen Karargâhı’na varılır. Burada çeşitli çalışmalar yapan Mustafa Kemal Paşa, muharebeler hakkında bilgi alır. Düşmana 1.200 metre uzaklıktaki birinci hattan düşman mevzileri gözetlenir ancak Ruslar durumu fark ederler. Açılan yaylım ateşine maruz kalınınca 15. Alay Karargâhı’na geri dönülür.

Ertesi gün Mustafa Kemal Paşa karlarla örtülü Gampüs dağı üzerindeki ileri birlikleri denetler.

23 Nisan 1916… Mustafa Kemal Paşa yanındakilerle beraber Duhan’daki 5. Karargâh’a döner. Ertesi sabah tekrar ayrılarak Kemer dağları aşılır, Havanis’e gelinir. Berz sırtlarına doğru yürürler. Akşam, Güzeldere’nin batı yamacındaki ordugâhtadırlar.

Ruslar 14. Alay’ın sağ kanadına taarruz ederler. Kuvvetlerimiz bu taarruzu püskürtür. Mustafa Kemal ve beraberindekiler bu yöne hareket eder, geceyi Tu köyünde geçirirler. Ruslar iki gün daha taarruz eder ancak başarısız olurlar. Mustafa Kemal Paşa Güzeldere’deki ordugâha döner. Buradan ayrılarak Duhan ve Ziyaret üzerinden Siirt’e gittiklerinde Mayıs başlarıdır.

Ruslar Kulp cephesine taarruz eder; kuvvetlerimiz ağır kayıplar verir ancak taarruzun merkez ve sol kanadı püskürtülmüştür. Mustafa Kemal Siirt’ten Madam Corinne’e yazdığı mektupta şöyle diyecektir: “Batıdan doğuya kadar devam eden uzun ve yorucu bir yolda iki ay kadar seyahat ettikten sonra bir istirahat ânı bulunabileceğine inanılır, değil mi? Fakat heyhat! Görülüyor ki bu ancak ölümden sonra mümkün olacak!”

İstirahat nasıl mümkün olabilecektir? Siirt’ten Garzan’a, oradan at sırtında Batman üzerinden Malabadi köyüne…

Burada Mustafa Kemal Paşa ikinci kez içindekileri döker Madam Corinne’e: “Tabi ki şu anda bulunduğum yeri bilmiyorsunuz. Burasını size tanıtamam da; çünkü yerini gösterecek bir harita bile yok!” Bulunduğu yerin doğal güzelliklerini tasvir eden Mustafa Kemal Paşa şu cümlelerle bitirir mektubunu: “… Hava tertemiz, sular da öyle. Ruslar pek uzakta değiller ama Çanakkale’deki gibi yakın değil.”

Bugün, dünyanın herhangi bir yerinde yapılan bir saldırı haberi verilirken ekranları haritalar kaplıyor, uzmanlar haritalar üzerinden ayrıntılı açıklamalar yapmak için âdeta yarışıyorlar. Yani artık harita konusunda herhangi bir sıkıntı yok. Olmadığı gibi, bir dokunuşla bulunduğunuz konumu paylaşma imkânınız bile var.

Peki o haritası bile olmayan yerlerde verilen, günlerce süren mücadeleyi/savaşı, imkânsızlıklar içinde kazanılan başarıları anlamak ve anlatmak gibi bir niyetimiz var mı?

Örneğin genç kuşaklar Mustafa Kemal ve arkadaşlarının at sırtında mekik dokuduğu yerleri bugün bir harita üstünde gösterebilirler mi? Anneleri, babaları, öğretmenleri olarak onlara bu yerleri harita üstünde göstermek aklımıza gelmiş midir? Laik hukuk devletinin ilkeleri doğrultusunda yayın yapan medya kuruluşları, İstiklal Savaşı’nı tüm ayrıntılarıyla anlatmak için özel yayınlar yapmışlar mıdır? Birçok konuda bir araya gelebilen iş ve sanat dünyası bu konuda adım atmayı düşünmüş müdür?

1916’ya dönelim… Malabadi köyünden Silvan’a geçilir. Ruslar destek almaktadır. Mustafa Kemal Paşa, 16. Kolordu birliklerine nasıl hareket edecekleri konusunda yazılı emir verir. Silvan’dan hareket ederek Kulp suyu üzerinden Memuk köprüsü geçilir. Gece Raşikan köyünde konaklarlar. Ertesi sabah, Kulp merkezi Pasur’dadırlar. Bir saatlik mesafeden Genç Mutasarrıfı ve yüksek memurlar Mustafa Kemal Paşa’yı karşılamaya gelmiştir.

Bu arada 2. Ordu Komutanı Ahmet İzzet Paşa’nın karargâhı da Diyarbakır’a nakledilir. 16. Kolordu, artık 2. Ordu Komutanlığı emri altındadır.

Mustafa Kemal ve beraberindekiler Şin’dedir. 17. Alay Karargâhı’ndaki askerin erzak sıkıntısı görüşülür, cephe gezilir, Rus kuvvetlerinin mevzilerine bakılır. Buradan ayrılarak Kulp’a dönen Mustafa Kemal Paşa, Diyarbakır’a hareket eder. Dicle köprüsü civarında 2. Ordu Kurmay Başkanı Albay İsmet Bey (İnönü) tarafından karşılanır. Mayıs sonunda Mustafa Kemal Paşa ve Kurmay Başkanı İzzettin Bey, 2. Ordu Karargâhı’na giderek Ahmet İzzet Paşa ve İsmet Bey’le görüşürler.

1 Haziran 1916… Ordu Komutanı Ahmet İzzet Paşa ve İsmet Bey 16. Kolordu Karargâhı’ndadırlar. Mustafa Kemal Paşa’dan otomobille Diyarbakır’dan Mardin’e gitmesi, yollar hakkında inceleme yapması istenecektir.

Devam edecek…

Canan Murtezaoğlu

 

 

Dinlemek için tıklayın

 

Yararlanılan Kaynaklar:
Prof. Dr. Utkan Kocatürk; Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi
* Şevket Süreyya Aydemir; Tek Adam, Cilt I, Remzi Kitabevi, s. 259-262
**Erol Mütercimler; Fikrimizin Rehberi, Alfa, s. 337-338