Askerlik mesleğine veda ve istifa

Atatürk’ün hayatını, “Fikrimizin Rehberi” adlı hacimli eseriyle okuyucuya sunan değerli yazar Erol Mütercimler, kitabın “Mustafa Kemal Amasya’da” bölümünde çok önemli bir değerlendirmede bulunuyor. Şöyle yazıyor Mütercimler; “Mustafa Kemal, halkla olağanüstü bir beceriyle iletişim kurmayı becermiştir. Bunda hiç kuşkusuz Çanakkale’nin efsaneye dönüşen ünü çok önemli bir etkendir. Bundan yararlanıp duyulan hayranlığı güvene dönüştürmeyi başarmıştır. İkinci büyük başarısı da telgrafla haberleşmeyi yirmi dört saate yayarak, neredeyse her dakika başı bir telgraf çekmiş, böylece gelişmelerden anında hem haberdar olmuş hem de karşı tarafları bilgilendirerek onların da uyanık kalmasını sağlamıştır.”*

Ülke yararına aklını kullanmaktan uzak, vatan kavramını umursamayan, iç ve dış çıkar zincirlerinin halkası olmuş günümüz yöneticilerinde/siyasetçilerinde asla görülemeyecek bir iletişim becerisidir bu…
***
Konya’da bulunan 2. Ordu Müfettişi Cemal Paşa, Mustafa Kemal’in 22 Haziran’da kendisine gönderdiği mektubu şöyle cevaplar: “…Bütün tertibat ve düşüncelerinize katılıyorum.” (1919)

28 Haziran 1919 bir bayram günüdür. O gün Sivas’tan Erzurum’a hareket eden Mustafa Kemal ve arkadaşları, geceyi Refahiye’de geçirirler. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa ise Mustafa Kemal’e telgraf çekecek ve Dersaadet (İstanbul) e teşriflerini isteyecektir. Paris’e bir heyet gönderilmesi konusunda Dörtler Meclis’inden izin çıkmıştır! Paris Barış Konferansı’nın; İngiltere, Fransa, ABD ve İtalya devlet başkanları veya başbakanları seviyesindeki “Dörtler Meclisi” Osmanlı Devleti’nin mirasının paylaşılması derdindedir!..

Refahiye’den Erzurum’a hareket eden Mustafa Kemal ve arkadaşları geceyi, Çardaklı Boğazı’nda, toprak üstüne battaniye sererek geçirirler. “Çünkü Çardaklı Boğazı’nda, Fırat’ın yanından geçen şose üzerine bir kaya parçası düşmüş ve bu nedenle yol kapanmıştır.” (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/484639)

Mustafa Kemal, 1 Temmuz’da Erzincan’a varır. Bu arada da İşgal Kuvvetleri Komutanı General Milne, Mustafa Kemal ve Cemal Paşa’nın derhal İstanbul’a çağrılmaları için Osmanlı Hükümeti’ne baskı yapmaktadır. Padişah da; Mustafa Kemal’in, istediği bir şehirde hava değişimi almasını, dinlenmesini istemektedir. Bu konudaki tavsiye telgrafı Mustafa Kemal’e ulaşır. Anlaşılan, Padişah’ın göz yaşartıcı yakın ilgisi (!) ve İngiliz’in pişmanlığı buluşmuştur! Mustafa Kemal bu isteği kabul etmeyecek ve yoluna devam edecektir.

2 Temmuz’da Erzincan’dan ayrılırlar. “Cimin köyünün alt kısmından geçilir. Burası Dersim hâkimiyetinde olan Sansa boğazıdır ve eşkıyalık olaylarının sık yaşandığı bir yerdir. Mustafa Kemal bütün bunları göze alarak buradan geçmiş ve bu davranışından dolayı bölge halkı tarafından kahraman ilan edilmiştir.” (kaynak: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/484639)

Geceyi Tercan’da geçirirler.

İstanbul’daki zorba İngiliz, baskısını sürdürmektedir. Milne’den sonra İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe da Hükümet’in dikkatini çeker ve Mustafa Kemal ve Cemal Paşa’nın “kayıtsız, şartsız ve süresiz” olarak geri çağrılmalarını ister.

Mustafa Kemal ve arkadaşları Erzurum’dadır. Halk ve askerler tarafından sevgi gösterileriyle karşılanırlar. Harbiye Nazırı ise bir kez daha ve Padişah adına Mustafa Kemal’i İstanbul’a çağıracaktır. Bu arada, 2. Ordu Müfettişi Cemal Paşa kendi isteği ve de izinli olarak İstanbul’a gider. Mustafa Kemal; “Memleket asayişi ve savunmasının gereği gibi temin ve korunması için” Kolordu Koumtanlarına kendi bölgelerinden sorumlu olduklarını bildirir.

8/9 Temmuz gecesi Mustafa Kemal Saray’la telgraf görüşmesi yapacak ve resmi memuriyetinin sonlandığı kendisine bildirilecektir. Mustafa Kemal 22.50’de Harbiye Nezareti’ne, 23.00’da da Padişah’a, resmi vazifesiyle beraber askerlik mesleğinden istifa ettiğini bildiren telgrafı çekecek ve şöyle yazacaktır:

“… Büyük bir aşk ile bağlı bulunduğum yüce askerlik mesleğimden de istifamı sunarak veda ettiğimi arz ederim.”

Mustafa Kemal, her zaman yaptığı gibi, bu çok önemli konuyu da bir genelgeyle orduya, vilayetlere ve milletine  bildirir. Tarih 9 Temmuz 1919’dur. Genelgedeki satırları okuyalım:

“Mübarek vatan ve milleti parçalanmak tehlikesinden kurtarmak ve Yunan ve Ermeni isteklerine kurban etmemek için açılan millî savaş uğrunda milletle beraber, serbest surette çalışmaya resmi ve askeri sıfatım artık engel olmaya başladı. Bu mukaddes gaye için milletle beraber sonuna kadar çalışmaya mukaddesatım adına söz vermiş olduğumdan pek âşıkı bulunduğum yüksek askerlik mesleğinden bugün veda ve istifa ettim. Bundan sonra mukaddes milli gayemiz için her türlü fedakârlıkla çalışmak üzere milletin sinesinde bir ferd-i mücahit suretiyle bulunmakta olduğumu arz ve ilan ederim.”

Bu arada, Kongre’nin 10 Temmuz’da başlayacağını haber alan İngiliz Yarbay Rawlinson, Mustafa Kemal’i ziyaret eder. Kongre’nin açılmamasını ister. Mustafa Kemal ise Kongre’nin muhakkak toplanacağını ve milletin bu konuda kararlı olduğunu söyler. İngiliz Yarbay, zor kullanılarak toplantıyı dağıtabileceklerini ifade eder. Mustafa Kemal’in cevabı gecikmez: “O halde biz de mecburi ve zaruri olarak kuvvete kuvvetle karşı koyar ve her halde milletin kararını yerine getiririz. Ne pahasına olursa olsun kongreyi açacağız. Görüşmemiz bitmiştir!”

Geniş yetkilerle İstanbul’dan Anadolu’ya gönderildiğinde; “Kafes açılmış, önümde geniş bir âlem vardı. Kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibiydim.” diyen Mustafa Kemal’i “kafes” e tekrar kim sokabilirdi!

Mustafa Kemal Atatürk; ülkesinin kara bahtını ve dünya tarihinin akışını değiştiren, askeri ve milletiyle yan yana mücadele eden, vatan sevgisi, aklı ve dehasıyla çağlar da geçse aşılamayacak bir devlet kurucusu ve başkomutandır. Ruhu şâd olsun…

Devlet kuruculuğuna öykünenleri, başkomutanlık sıfatları resepsiyonlarla sınırlı olanları bir kez daha Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda yürümeye davet ediyoruz…

Canan Murtezaoğlu

Dinlemek için tıklayın

 

Yararlanılan Kaynaklar:
Prof. Dr. Utkan Kocatürk; Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi

*Fikrimizin Rehberi, Alfa, s. 541

 

PAYLAŞIM: