5 Aralık ve eşit temsil


Mustafa Kemal Atatürk’ün hayalindeki Türk toplum yapısı kadın ve erkeğin eşit olmasını amaçlıyordu.  Atatürk, Türk kadınının sahip olması gereken haklardan uzak tutulmasına karşı tepki duyuyordu. Toplumun içinde bulunduğu uzun süreli başarısızlığı da buna bağlıyordu. 1923 yılında yaptığı bir konuşmasında  “Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan doğmaktadır. Bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse o toplum felç olmuştur. Bir toplumun hayatta, çalışması ve başarılı olması için, çalışmanın ve başarılı olabilmenin bağlı olduğu bütün sebep ve şartları benimsemesi gerekir. Bundan ötürü bizim toplumumuz için ilim ve teknik gerekli ise bunların aynı derecede hem erkek hem de kadınlarımızın edinmeleri lazımdır. Bir toplum, cinsinden yalnız birinin yeni gerekleri edinmesiyle yetinirse o toplum yarıdan fazla kuvvetsizlik içinde kalır. Bir millet ilerlemek ve uygarlaşmak isterse bilhassa bu noktayı esas olarak kabul etmek mecburiyetindedir.” demiştir.

Yine aynı yıl bir başka konuşmasında Türk kadınının gelişme azmini ve dezavantajlı şartlara rağmen eşitlik yolunda nasıl bir ilerleme kaydettiğini şöyle anlatmıştır: “Çok büyük memnuniyetle görüyoruz ve görmekteyiz ki, her yerde hanımlarımız erkeklerle fikir ve nur yolunda yarışırcasına yürüyorlar. Yine şükranla ifade etmek lâzımdır ki, hiçbir yerde kadınlarımız erkeklerin aşağısında değildir. Hemen her yerde kadın ve erkek seviyesi arasında bir denklik görmekteyim. Bu hal iftihara lâyıktır. Kadınlarımızın, daha elverişsiz şartlar altında erkeklerden geri kalmayışı ve belki aynı şartlar altında erkeklerden ileri gidişi övüncü gerektirir.”

Yeni kurulan Cumhuriyet’in çağdaşlaşma süreci emin adımlarla devam ederken kadınların siyasî hayata katılmasıyla ilgili ilk adım 3 Nisan 1930’da kabul  edilen Belediye Kanunu’yla gerçekleşti. Kadınlara yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı tanındı. Daha sonrasında 26  Ekim 1933’te, muhtar ve ihtiyar meclisi seçimlerinde, seçme ve seçilme hakkını  kazandılar. 

5 Aralık 1934 günü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, Anayasa’da ve Seçim Kanunu’nda değişiklik yapılması yönünde bir teklif sunuldu. Söz konusu teklif, Türk vatandaşı olan her kadına 22 yaşında milletvekili seçme, 30 yaşında da milletvekili seçilme hakkının verilmesini öngörüyordu. Böylece  demokrasinin  önemli  bir  aşaması  tamamlanmış  oldu. Bu gelişmeden büyük memnuniyet duyan Atatürk, bu konuda şunları söyledi: “Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir… Siyasi hayatta belediye seçimlerinde tecrübesini yapan Türk kadını, bu sefer de mebus seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medeni memleketlerin bir çoğunda kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve liyakatla kullanacaktır.”

Kadınların ilk olarak seçme ve seçilme hakkını  kullandığı 8 Şubat 1935 yılında yapılan seçimde, Meclis’e 17 kadın milletvekili girmeye hak kazandı. 1936 ara seçiminde bir kadın milletvekilinin daha  seçilmesiyle sayı 18’e yükseldi. Bu heyecan verici başlangıç Mustafa Kemal Atatürk’ün ardından devam etmedi. 1939’dan itibaren düşüşe geçen kadın vekil sayısı 1950 seçimlerinde kadın milletvekili sayısının 3’e düşmesiyle dibi gördü. 1935 yılındaki 18 kadın vekil sayısının geçilmesi 64 sene sonra 22 vekil ile 1999 seçimlerinde gerçekleşti! 1935 yılında ulaşılan %4,6’lık kadın milletvekili oranı ise, 72 yıl sonra 2007 seçimlerinde sağlanan % 9,09’luk oranla geçilebildi. Günümüzde ise 103 kadın vekil ile bu oran sadece  %17,1!

Kadının temsiliyeti konusunda 1935’ten 2021 yılına geldiğimiz durum ne yazık ki bu kadar acı! Buna karşılık Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, eşit toplum vizyonunu örnek alarak, siyasetin her alanında eşit temsiliyet isteğimizi savunmaya devam edeceğiz! Ülkemizde kadınların seçme ve seçilme hakkı kazanımının 87. yıl dönümü ve 5 Aralık Türk Kadın Hakları Devrimi kutlu olsun!

Umut Bingöl – Tarih öğrencisi

 

 

Dinlemek için tıklayın