10 Ağustos, Conkbayırı; “hiç olmazsa sıcak bir çorba”

“Az gelir!”; 19. Tümen (7) başlıklı yazımızın devamıdır…

8 Ağustos akşam saatlerinde, Mustafa Kemal, 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders’in emriyle “Anafartalar Grubu Komutanlığı” na getirilir. Mustafa Kemal gece yarısı, “Anafartalar Grubu Karargâh’ının mevki olan Çamlıtekke’ye vardığında, dere koyu karanlık içindeydi. Willmer’in çadırına geldiğinde, karagâhın kuzeyde bir yerlerde, Gümbürdekbayırı civarında bir dereye taşındığını öğrendi.”*

Karanlığın içinde nihayet karargâha ulaşan Mustafa Kemal ve arkadaşlarını, subaylar beklemekteydi. Mustafa Kemal durumu sordu ancak kıtalarla ilgili cevaplar aydınlatıcı değildi; düşman hakkında da bilgi yoktu. Bunların yanı sıra; “Yapılacak taarruz sırasında sağlık hizmetleri ile beslenme ve haberleşme bakımından da ivedi önlemlerin alınması gerekiyordu.”* ve tüm bunlarla uğraşan Mustafa Kemal’in kendisi olacaktı.

9 Ağustos sabah saat 04.00’da, “Avcı hatlarımız fundalıklı sırtlardan yavaş yavaş ve sessizce ovaya doğru inmeye başlamıştı.”* Anafartalar bölgesine düşman taarruzu da başlamıştı. Bu, “Birinci Anafartalar Muharebesi” dir. 7. ve 12. Tümenler, sabaha karşı başlayan, piyade ve topçu birlikleriyle durmaksızın süren bu taaruzun önünü keser ve düşman, çıkarma yaptığı kıyılara geri itilir. Mustafa Kemal, askerimizin karşı taarruzunu Anafartalar bölgesinin bir tepesinden yönetmiştir. Askerimiz yorgundur. 10 Ağustos’ta her iki taraf tekrar taarruz edecektir. Mustafa Kemal, iki tümen komutanına telefonla ortak bir emir verir: “Bu gece Conkbayırı’nda kendilerinden büyük faaliyet talep edeceğim iki piyade alayı için orada bulunan kıtalar vasıtasıyla hiç olmazsa sıcak bir çorba hazırlatmaya imkân bulmanız çok uygun olur.”*

Mustafa Kemal akşamüzeri Conkbayırı bölgesine hareket eder. Yolu üzerindeki Çamlıtekke’de, Liman von Sanders ile görüşür; iki seçenek üzerinde dururlar. Mustafa Kemal’in düşüncesi; “taarruzun Conkbayırı’ndan yapılmasının elzem olduğu” yönündedir ve “bizzat başında bulunarak” idare etmekte kararlıdır.* Sanders’in cevabı da; “Harekâtın sorumluluğunu kabul eden sizsiniz. Katiyen kararlarınız üzerinde tesir yapmak istemem. Aklıma gelen hususları görüş olarak söyledim.” şeklinde olacaktır. Mustafa Kemal oradan 8. Tümen Karargâhı’na geçecek, son durumu gözlemleyecek ve 10 Ağustos sabahı tan yerinin ağarmasıyla birlikte taarruz için bütün hazırlıkların yapılması emrini verecektir.

10 Ağustos sabahı… Mustafa Kemal, 8 Ağustos’ta İngilizlerin eline geçen kilit nokta Conkbayırı’na baskın bir taarruz yapılmasına karar verir. Diğer yandan, 8. Tümen Komutanı ve Kurmay Başkanı, “yorgun tek bir alayla taarruz edilemeyeceğini, beklemeleri gerektiğini” anlatırlar. Mustafa Kemal, onları dinleyip hak verse de “zaman yitirmeden yapılacak bir taarruzun başarıya ulaşacağına” inanmaktadır. Bunu şöyle açıklar: “Bazı kanaatler, vardır ki onların hesap ve mantıkla izahı çok zordur. Özellikle muharebenin kanlı ve ateşli safhasındaki duygulardan doğan kanaatler… Tabi ki her kanaat ve karar, içinde bulunulan durumu ve şartları incelemek ve bu incelemenin neticelerini sezmek ve değerlendirmek sayesinde doğar.”*

Saat 04.30’dur. Mustafa Kemal şöyle seslenir komutasındaki kuvvetlere: “Askerler! Karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Evvelâ ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız!”

Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal’in, büyük bir cesaret ve sorumluluk örneği olarak önce kendini ortaya atması, süngü takmış olan askerlerimizde büyük bir  heyecan yaratacak ve işaret üzerine siperlerinden fırlayıp karşı siperlere gireceklerdir. Bu baskın “ileri atılma” tarifsiz ve amansız bir süngü savaşıdır. Mustafa Kemal bu durumu şöyle anlatır: “Düşman silah kullanmaya vakit bulamadı. Boğaz boğaza kahramanca mücadele neticesinde, ilk hatta bulunan düşman tümüyle imha edildi.”*

Düşman dört saat içinde Conkbayırı’ndan tamamen atılmış, Şahinsırt’ın en yüksek tepesi de ele geçirilmişti. Conkbayırı Muharebesi kazanılmıştı.
***
Bu büyük muharebede Mustafa Kemal ölümle yüz yüze gelir; kalbini hedef alan bir şarapnel parçası göğüs cebindeki saati parçalayarak geri döner. 64. Alay Komutanı Yarbay Servet (Yurdatapan), şiddetli topçu atışı başladığı sırada, Mustafa Kemal’in, elini birden göğsüne götürdüğünü görecek ancak Mustafa Kemal parmağını ağzına götürerek ve başını, kaşlarını yukarıya kaldırarak ona sessiz olmasını işaret edecektir.

Mustafa Kemal bir emirle, başarı ile sonuçlanan taarruzu durdurur ve Anafartalar Grubu Karargâhı’na döner.  Kanlı muharebelerle geçen beş günün sonunda İngiliz Kuvvetleri Komutanı General Hamilton, “Türkler ancak bizi Conkbayırı’ndan atmak suretiyle görevlerini yapacaklarını anladılar ve öyle yaptılar.” diyecek ve yaşananları; “Bu boğuşmayı yazı ile anlatmak mümkün değildir.” ifadesiyle tarihe not düşecektir.

6-10 Ağustos muharebelerinde yani sadece beş günde iki tarafın toplam kaybı 45 bin olarak verilmektedir. 20 bin askerimizin şehit düştüğü kayıtlara geçmiştir. Tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz, ruhları şâd olsun…

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde, bu topraklar üzerinde yayaşan herkes; Çanakkale’de ya da vatanın herhangi bir köşesinde şehit düşmüş insanlarımıza; gencimize-yaşlımıza borçludur. Dileriz ve umarız ki eğitim sistemimizde bu konulara ayrıntılı olarak yer verilsin ve genç kuşaklarımız, nasıl bir emsalsiz mücadele ile Devlet’imizin kurulduğunu öğrensinler ve özümsesinler.

Canan Murtezaoğlu

Dinlemek için tıklayın

 

Yararlanılan Kaynaklar:
Prof. Dr. Utkan Kocatürk; Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi
*Erol Mütercimler; Fikrimizin Rehberi, Alfa, s. 307-309, 312-313-317

 

PAYLAŞIM: